« Ana Sayfa »      « Bize Yazın »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

ÖNCEKİ YAZI

“İLK MAAŞLARINI ALDILAR!”

30 Eki 2012

SONRAKİ YAZI

CEVAP VERİYORUM

28 Şub 2012

M. Metin KAPLAN

27 Ağu

2012

BİR ERMENİ VE BİR GÜRCÜ HİKÂYESİ

27 Ağustos 2012

Bir varmış bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, keçiler berber iken, develer tellâl iken, mandalar hamal iken, horozlar imam iken. Ben dedemin beşiğini, tıngır mıngır sallar iken… Vakti zamanın birinde dünyanın önemli bir yerinde büyük mü büyük, güçlü mü güçlü, güzel mi güzel bir ülke varmış… Lakin çok şanssız imiş… İdarecilerinin çoğu yalancıymış. Sultanlarından biri Ermeni olduğu halde ben Kürtüm dermiş… Son Padişahı ise Gürcü olmasına rağmen Laz tanınırmış.
Dur hele! Ben ne yapıyorum, yahu? Mahkemelerde sürüm sürüm sürünmek mi istiyorum, yoksa? Selçuk Türkoğlu’nun başına gelenleri ne çabuk unuttum… Türkiye Kamu-Sen Bursa İl Temsilcisi Selçuk Türkoğlu, bir basın açıklamasında “Çingeneye padişahlık vermişler, babasını kesmiş” dediği için aylardır mahkemelerde sürünüyor… Hem Ermeni, hem Kürt, hem Gürcü, hem de Laz dediğime göre benim başıma kimbilir neler gelir! Türkiye’de Ermenicilik, Kürtçülük, Gürcücülük, Lazcılık vb yapmak serbesttir, fakat Türkçülük yapmak yasaktır, çünkü… Bu konu muhataralı bir konu, en iyisi ben bu hikâyeyi anlatmaktan vazgeçeyim.
Eee o halde ne yazacağım?
Tamam, buldum malûm kadının buyurduğu vecize(!) hakkındaki görüşlerimi arz edeyim. Aysel Tuğluk, “21. Yüzyıl Kürt yüzyılı olacaktır” buyurmuş… Elhak doğrudur!
Türkiye Cumhuriyeti’ni Turgut Özal ve R. Tayyip Erdoğan gibi adamlar idare ettiği müddetçe 21. Yüzyıl elbette Kürt yüzyılı olacaktır! Kürtçüler bu iki siyasetçiye ne kadar teşekkür etseler azdır! Bu yüzyıl içinde Kürtçülüğe bilerek ya da bilmeyerek, isteyerek ya da istemeyerek hiç kimse, ama gerçekten hiç kimse Turgut Özal ve R. Tayyip Erdoğan kadar hizmet etmemiştir! Bundan sonra da herhalde etmeyecektir!
Nasıl mı? Arz edeyim.
Evvelâ Turgut Özal:
PKK, 15 Ağustos 1984 tarihinde Eruh ve Şemdinli ilçelerini işgal etmeye teşebbüs ettiğinde Turgut Özal, güvenlik güçlerini PKK’nın üstüne şiddetle sevk edeceği yerde “iki buçuk eşkıy┠demek suretiyle PKK tehlikesini görmezden gelmiş ve devlet kurumlarını atalete sevk etmiştir!
Bu bir çeşit ihmalkârlık yüzünden tehlike iyice büyüyüp, ateş bacayı sarınca da tehlikeyi güya bertaraf etmek adına OHAL Bölge Valiliği’ni ihdas etmek suretiyle Türkiye Kürdistanı’nın sınırlarını resmen çizmiş ve tüm dünyaya ilân etmiştir!
Türk Jandarma Astsubaylarının önünde bile hazırolda duran Aşiret reislerini Çankaya Köşkü’nde kabul etmek ve kendilerine diplomatik pasoportlar vermek suretiyle Mesud Barzani ile Celal Talabani’yi Irak Kürtlerinin liderleri mertebesine yükseltmiş ve tüm dünyaya ilân etmiştir!
Kuveyt’in işgalini bahane ederek Irak’a saldıracak olan ABD, İsrail ve İngiltere’ye her türlü desteği vaat etmiş ve fakat Genelkurmay Başkanı Necip Torumtay istifa etmek suretiyle buna engel olmuş… Fakat bu defa da -ABD’nin Ankara Büyükelçisi Morton Abramowitz’in söylediğine göre- Türkiye’ye sığınan 500 bin Kürtü korumak bahanesini ileri sürerek, Fransa’nın Ankara Büyükelçisi Eric Rouleau’nun “Çekiç Güç’ün amacı eninde sonunda bölgede bağımsız bir Kürt devleti kurmaktır” demesine rağmen Çekiç Güç fikrini ortaya atmış!
Fikri ABD, İsrail ve İngiltere’ye kabul ettirmiş. Bu suretle Çekiç Güç Kuzey Irak’ta güya Kürtleri korumak için 36. Paralelin kuzeyini Irak uçaklarına yasak bölge ilân edince de Irak Kürdistanı’nın sınırlarını çizmiş ve hatta tüm dünyaya ilân etmiş. Böylece Irak Kürt devletinin temelini atmıştı! Başka… Türkiye’ye göç eden Kürtlerin bir kısmı Irak’a dönmeyip, Hakkari civarına yerleştikleri için Türkiye’nin Hakkari’yi kaybetmesine sebep olmuştu! Hakkari bugün Türkiye’den daha çok Kuzey Irak’a mensubiyet duymaktadır.
Bugün Kuzey Irak’ta bir Kürt devleti vardır! Kimse aksini iddia etmesin. Başbakanı, Hükümeti, Bayrağı, yasama meclisi, parası, televizyonu-radyosu, okulu, ordusu, polisi vb olan bir teşkilâta/kuruluşa devlet denmez ise ne denir? Kürtçüler; özellikle Irak ve Türkiye Kürtçüleri Turgut Özal’a ne kadar teşekkür etseler azdır!
Şimdi de R. Tayyip Erdoğan:
R. Tayyip Erdoğan sanki Turgut Özal’ın ayak izlerini/stratejisini takip etmekte ve hatta O’nun Kürtçülük için eksik bıraktığı bazı çok önemli ‘şey’leri tamamlamaya çalışmakta gibidir.
“Sen ne mutlu Türküm diyene dersen, o da ne mutlu Kürdüm diyene der” diyerek, Kürt olmayan biri olarak, Kürtçülere çok önemli bir argüman vermiştir.
Refah Partisi’nin İstanbul İl Teşkilatı Başkanı iken, 18 Aralık 1991 tarihinde hazırlattığı raporda “Bugün ‘Doğu’ veya ‘Güneydoğu Sorunu’ olarak adlandırılan sorun aslında bir ‘Kürt sorunu’dur… Sorun gerçekte ulusal bir sorundur, yani bir Kürt sorunudur… Bugün Doğu ve Güneydoğu olarak adlandırılan bölgeler, tarihin en eski devirlerinde ‘Kürdistan’ olarak adlandırılan coğrafyanın içinde yer alan bölgelerdir” diyerek, Turgut Özal’ın OHAL Bölge Valiliği dediği bölgeye Kürdistan denmesini sağlamıştır.
Aynı Rapor’da “1985’den itibaren başlayan PKK saldırıları dolayısıyla bölge bir yanda devlet terörü, öbür yanda da PKK terörü arasında sıkışıp kalmaktadır. Bölge halkı PKK’ya bir biçimde arka çıktığı gerekçesiyle sürekli baskı ve işkence altında tutulmaktadır” demek suretiyle PKK’nın iddialarını desteklemiştir.
Erdoğan aynı Rapor’unda Refah Partisi’ne şu tavsiyelerde bulunmuştu: “Türkiye’de Kürt kimliğinin tanınması ve Kürt kültürünün geliştirilmesi için engelleyici tüm yasaların kaldırılması gerektiğini, Kürtlerin yaşadığı bölgelerde Kürtçe’nin öğrenilmesi ve öğretilmesi gerektiğini, bütün bu hakların Türkiye’de yaşayan diğer halklara da –Laz, Çerkes, Gürcü, Arap vs- tanınması gerektiğini, bu çerçevede Türkiye’nin kültürel bir çoğulculuğa sahip olması gerektiğini savunmak. Türkiye’de dileyen herkesin kendi anadilinde eğitim-öğretim yapabilmesini savunmak…”
Terörist başına “Sayın Öcalan” diyerek, bebek katili Apo’nun bazı kesimler nazarında meşrûlaşmasını sağlamıştır. (14. 01. 2000, Avustralya SBS Radyosu)
Kürtçe yayın yapan TRT 6 (Şeş)’i kurarak, Kürtçe radyo yayınlarına müsaade ederek, üniversitelerde Kürtçe bölümlerinin kurulmasına izin vererek, açıkhava panolarında Kürtçe reklâm yapılabilmesini serbest bırakarak, PKK’nın, Türk halkının bir bölümünden ayrı/başka bir millet (Kürt milleti) yaratması sürecini Türkiye Cumhuriyeti Devleti eliyle desteklemiş ve bunu tüm dünyaya ilân etmiştir.
‘Yahu M. Metin Kaplan sen de iyice abarttın/büyüttün, Silivri’den korkmasan neredeyse Kürdistan’ı tek başına R. Tayyip Erdoğan kurduruyor diyeceksin…”
Ben tam olarak bunu demiyorum, fakat bunu diyenler de yok değil… Meselâ İsrail'in Haaretz Gazetesi, 13 Eylül 2010 tarihinde "Başbakan Erdoğan'ın başarması gereken bir büyük iş kaldı, o da Kürdistan'ı kurmak, bu konuda kendi de istekli, fakat tepkilerden korkuyor" diyor. (http://www.haaretz.com/news/international/analysis-victory-in-turkey-referendum-makes-erdogan-second-only-to-ataturk-1.313445)
Ve en mühimi… R. Tayyip Erdoğan’ın BOP’un Eşbaşkanı olması!
Bugün Türkiye’nin yaşadığı PKK (bölücü terör) belâsının en önemli sebeplerinden biri budur! ADB Dışişleri eski Bakanı Condoleezza Rice, “BOP, Kuzey Afrika ve Ortadoğu’daki 22 devletin sınırlarını değiştirecek” dediği halde, R. Tayyip Erdoğan BOP Eşbaşkanlığından vazgeçmemiş… Süreç başlamış, Libya, Mısır vd gerçekten de -şimdilik sadece- rejimler değişmiş, -yakın gelecekte Libya; Batı ve Doğu Libya, Mısır; Batı ve Doğu Mısır olarak bölünecek, Libya petrolleri Libya’nın, Süveyş Kanal’ı Mısır’ın elinden alınacaktır- vazgeçmemiş… Sıra Suriye’ye gelmiş, vazgeçmemiş… Şimdi artık Türkiye’ye sıçramış, hâlâ vazgeçmemiştir!
R. Tayyip Erdoğan her şeye rağmen BOP Eşbaşkanlığından vazgeçmediği gibi BOP Eşbaşkanlığı’nın gereği olarak Turgut Özal’ın Irak olayında izlediği stratejinin aynını Suriye olayında takip etmektedir! Oysa “bilinen sebepler, beklenen sonuçları doğurur” denmiştir… İnsan uluslararası ilişkileri bilmeyebilir. Ancak insan hiç olmazsa yakın geçmişteki olaylardan ders alır. I. ve II. Körfez Savaşları unutulacak kadar eski mi? Biri 1991 diğeri 2003 yılında… İnsan bu kadar mı kör, sağır olur? Görmüyorsun, duymuyorsun bari yazılanları oku! “Bir yılan bir Müslümanı aynı delikten iki defa sokar mı?”
Turgut Özal, tampon bölge kurdurulmasını sağlamak, Çekiç Güç’ü ihdas ettirmek suretiyle Irak’ı üç parçaya böldürmüş ve Kuzey Irak’ta Kürt devletini kurdurmuş, Türkiye’nin Hakkari’yi kaybetmesine sebep olmuştu! Şimdi de R. Tayyip Erdoğan, -Rusya ve Çin, BM Güvenlik Konseyi’nde veto etmezlerse- Suriye’de tampon bölge kurdurmak, Çekiç Güç benzeri askerî bir kuvvet ihdas ettirmek suretiyle Suriye’yi beş parçaya böldürecek ve Kuzey Suriye’de Suriye Kürdistan’ını kurduracak, Atatürk’ün binbir zahmetle ilhak ettiği Hatay’ı Türkiye’nin kaybetmesine –maazallah- sebep olacaktır!
Malûm kadın haklıdır; “21. Yüzyıl Kürt yüzyılı olacaktır” fakat bu, ne kendilerinin, ne PKK’nın, ne Barzani ve Talabani’nin, ne de ABD, İsrail ve İngiltere’nin çabalarıyla değil, Turgut Özal’ın yakın geçmişte ve R. Tayyip Erdoğan’ın bugün bilerek ya da bilmeyerek, isteyerek ya da istemeyerek yaptıklarıyla gerçekleşecektir!
Birleşik ve Büyük Kürdistan kurulduğunda, Kürdistan’ın bütün meydanlarına Turgut Özal ile R. Tayyip Erdoğan’ın heykelleri dikilmelidir! Aksi halde büyük nankörlük yapılmış olur.
M. Metin KAPLAN

Yazarın tüm yazılarını okumak için tıklayınız.

HARBİDEN
Efendi BARUTCU

22 Nis 2019

1975 senesi başlarında mecliste temsil edilen sağ partiler ile Milliyetçi Cephe hükümeti kurulması gündeme gelmişti. Türkeş Bey bu konuyu önce partinin merkez yetkili organlarıyla, sonra il başkanlarıyla istişare etti.

Nurullah KAPLAN

06 Mar 2019

Yusuf Yılmaz ARAÇ

02 Mar 2019

M. Metin KAPLAN

23 Eyl 2018

Ziyaretçi -> Toplam : 48,65 M - Bugün : 2262