« Ana Sayfa »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

Yusuf Yılmaz ARAÇ

26 Şub

2024

LİDER TÜRKEŞ (17)

26 Şubat 2024

“Türkeş gibi bir Albayın, sizin partinize müfettişlik etmek için veyahut da kara gözlerinizin hatırına gelmediğini idrak edemiyecek kadar uzak görüşten uzaksanız eğer, müsaade edin de sizlerden daha uyanıklar bu işi ellerine alsınlar.”

Adı bilinmedik bir ikinci sayfa yazarı -besbelli arif bir adam-; tek cümleye sığdırıvermiş, etrafında kıyamet koparılan, üzerinde aylarca konuşulan tartışılan, sayfalarca yazılar yazılan meseleyi.



31 TEMMUZ 1965 CUMARTESİ CKMP KONGRESİ, İKİNCİ GÜN

TÜRKEŞ CKMP GENEL BAŞKANI

Son Baskı, 31 Temmuz 1965.

CKMP kongresinin ikinci günü

CKMP’nin yedinci olağanüstü büyük kongresi bugün saat 10’dan itibaren çalışmalarına devam etmiş, Genel Başkan adaylarından Tahtakılıç önceki gün yarım kalan konuşmasını tamamlarken partide eski ve yenileri bir arada tutacak bir Genel Başkan seçimi için uzlaştırma komisyonu kurulmasını teklif etmiş, buna karşılık Türkeş “Kongrenin vereceği karar bizim için en mukaddes karardır. Ne vazife verirseniz icabında bir er gibi çalışarak partiyi yükseltmeye çalışacağız” demiştir.

Kongre Başlıyor

Delegeler saat 9.30 dan itibaren salona girmeye başlamış, eski Genel Başkan Oğuz da orta sıralarda yerini almıştır. Bu sırada Türkeş aleyhinde yanında bulunan ve “Türkeş faşisttir” başlıklı bir yazı neşreden derginin delegelere dağıtılmasına sinirlenen bir delege Oğuz’a hitaben “Celâl Bayar para verdi, sen de bunu bastırdın değil mi.” diye bağırmış ve itişmeler kakışmalar başlamıştır.

Diğer delegelerin araya girmesi ve Oğuz’u arka sıralara götürülmesiyle kavganın büyümesi önlenmiştir.

Bundan sonra Tahtakılıç yarım kalan konuşmasını tamamlamak üzere kürsüye gelmiş, kendisi konuşurken Gökhan Evliyaoğlu’nun riyasetten ayrılmasını istemiştir. Evliyaoğlu “Tam bir itimatla seçildim. İsnadınızı şiddetle reddederim.” şeklinde cevap verince iki tarafı tutan delegeler arasında tartışmalar başlamış, fakat Evliyaoğlu yerini terketmeyip gürültüleri susturduktan sonra Tahtakılıç konuşmasına devam etmiştir.

Uzlaştırma Komisyonu

Tahtakılıç kongrenin gayri tabiî bir hava içinde toplandığını söylemiş, bunun üzerine Başkan Evliyaoğlu “Kongreye saygılı olunuz. Sözünüzü keserim.” ihtarında bulunmuş, bu ihtar Tahtakılıç’ı tutan delegeleri sinirlendirmiş, Türkeşçi delegeler de aleyhte tezahürata başlayınca Tahtakılıç “Dün sayın Türkeş ile yanyanaydık. Bundan şeref duyarım. Benim söylemek istediğim, seçim arefesinde kongrenin toplanmasının, program değiştirmek istenmesinin gayri tabiî ve gayri ilmî olduğudur. Davetli olarak geldik. Fikir getirdik. İdare muayyen kişilere verilmelidir şeklindeki iddialar ortadan kaldırılmalıdır. Tüzük ve program tâdili normal kongreye bırakılmalıdır. Eski, eski bütün arkadaşlarla iyi münasebetleri olan bir şahsın Genel Başkan olması için İl Başkanları Genel İdare Kurulu ile acele bir toplantı yapmalıdır.”

Ev Üstünde Ev

Tahtakılıç bu teklifi kabul edilmediği takdirde samimî, açık şekilde hareketle CKMP’yi beğenmemekte ısrar edenlerin ayrılması gerektiğini söylemiş, “Baskın basanındır metodunun iflâs etmesi lâzımdır. Dam üstünde dam olur ama, ev üstünde ev olmaz.” diyerek sözlerini bitirmiştir.

Terke Hazırlananlar

Tahtakılıç’ın alkışlarla karşılanan konuşmasından sonra Genel Başkan Vekili Mustafa Kepir söz almış, kongrenin gayri tabiî olmadığını, Genel İdare Kurulunun çoğunlukla aldığı karar üzerine kongrenin toplandığını söylemiş “Bu kutsal çatıyı terke karar vermiş, fakat onu yıkıp gitmeyi de kararlaştırmış olanlara kongrenin dikkatini çekerim.” demiştir.

Saat 12’de Genel Başkan adayı olarak konuşmak için kürsüye gelen Alparslan Türkeş’e büyük tezahürat yapılmıştır. Türkeş konuşmasına “Millet ve devlet bölünmez bir bütündür, bu fikir her fikrin üstündedir. Bu bütünlüğü bozacak hareketlere karşı icabederse canımızı fedaya hazırız” demiş ve delegeler “Yaşa lider, yaşa şeklinde tezahürat yapmışlardır.

Taş Devri Demir Devri

Türkiye’nin bugün bazı bölgelerine demir devrini, bazı bölgelerinde de buhar ve elektrik devri yaşadığını, başka milletlerin fezada çalıştıklarını söylemiş “Otuz memleket gördüm. Tetkiklerde bulundum. Türk milleti vasfı, bekâ, ahlâk bakımlarından diğer milletlerden geri değil, hattâ ileridir. Bu zenginliğin üzerindeki sefalet liyâkatsiz idarecilerin eseridir. Türk milleti dâvalarına sahip çıkmak, el koymak ve bunları kısa zamanda çözmek zorundadır. İdareciler halktan olmak ve halkın içinde bulunmak zorundadırlar.”

Daha sonra toplumsal adalet konusundaki görüşlerini anlatan Türkeş, aynı evde oturanlardan bir kısmının refahlı, bir kısmının fakir olamıyacağını, Türkiye’nin bugün bu durumda olduğunu söylemiş “Yoksulluk halk içinde hudutsuzdur. Halk için bir refah çizgisi bulmalı ve herkesi bu çizgiye çıkartmalıyız. Eğitimde ve refahta bu fırsat eşitliğini kurmalıyız. Sür’atle reformlara başlayıp, halkı ezen devlet teşkilâtını yeniden düzenlemeliyiz.” şeklinde konuşmuştur.

El Öpen Delegeler

Bu arada bazı delegeler kürsüye fırlıyarak Türkeş’in elini öpmüşler, alkışlar arasında Türkeş sözlerine “Türk milletinin dini çoğunlukla İslâmiyettir.” diye devam etmiş ve dış politikada “Rüzgârın önünde yaprak gibi yön değiştiren büyük devletlere tâbi bir dış politikanın terkedilmesi lâzımdır” dedikten sonra konuşmasını şöyle bitirmiştir:

Er Gibi Çalışacağım

“Ben 1950 den beri bu partiyi severim, beğenirim. İrtibatım eskidir. Demokrasinin büyük fazileti çoğunluk kararına uymaktır. Bu partiye inanarak girdim. Şimdiye kadar söylediklerimiz bir kaç arkadaşa müteveccihtir. Bizim için vereceğiniz karar ne olursa olsun, bir er gibi çalışacağız. Biz partinin milyonları sinesinde toplamasını temine çalışacağız. Bunun yollarını arıyoruz. Arayan hakkı en sonunda bulacaktır.”

Kurultay seçimler için öğleden sonra da çalışmalarına devam edecektir.



Son Baskı, Benli Belkıs, Dedikodu, 31 Temmuz 1965.

Birinci Raund…

CKMP Kongresi, döğüşün birinci raundunu tamamladı. Şimdi boksörler ikinci raund için ringin kenarında.. Enerji topluyorlar, menecerlerinin tavsiyelerini dinliyorlar..

Birinci raundda Bozkurt paça bağlı boksör, rakibini bir hayli hırpaladı. Üstelik döğüşmeden, yumruk sallamadan hırpaladı. Rakibi kendi oyunu ile kendini dövdü!.

Bozkurt paça bağlı boksörün rakibi zaten dövülmeye alışık.. Her ringe çıkışta bu mukadder akıbetle karşılaşıyor.. Çünkü rakiplerini hep ağır sıkletten seçiyor!. Üstelik taktik bilmiyor.. En iyi taktik benim bildiğimdir, dediği için de sırtı yerden kalkmıyor!.

İlk raunda çok hırslı başladı, rakibinin işini hemen oracıkta, hattâ gong çalmadan bitirmek azmindeymiş gibi görünüyordu. Ama, yine kendi bildiği taktiği kullanmaya kalkıştığı için, kendi oyununa geldi!.. Daha dövüşe tutuşmadan sordu:

- Benim soyum sopum hakkında bilmek, öğrenmek istediğiniz varsa, sorun hepsini anlatayım..

Sanıyordu ki, öyle sorular gelecek, vereceği cevaplarla rakibini ilk anda demoralize edecek!. Ama hesap yanlış çıktı. Beklediği sorular kendi taraflarından değil, bozkurt paça bağlı rakibinin taraftarlarından geldi ve tesiri aksi oldu.. Kendisi moralini kaybetti. İlk soru şuydu:

- Kaç yaşındasın?

Bunu diğerleri takip etti.

– Kaç çocuğun var?
– Yaşları?
- Okula gidiyorlar mı?
- Derslerine çalışıyorlar mı?.

Daha neler neler.. En sonunda serseme döndü ve ekseriyetle verilen hakem kararına göre, birinci raundu böylece kaybetti..

İkinci Raund…

Rakipler bu sabah, davullu zurnalı çığrtkanların vaveylâları arasında yeniden ringe çıktılar. Gong ikinci raund için vurdu. Ringe önce dünün ekseriyetle mağlûp ilan edilen boksörü çıktı. Dünden kalan taktiğine inatla ve ısrarla devam ediyor.. Öteki, yani bozkurt paça boksör sessiz, sakin.. Kendini yıpratmıyor.. Ringteki rakibinin bu taktiğe daha uzun müddet devam etmesi için dua ediyor.. Sadece dua etmekle kalmıyor, rakibinin taktiğini uzatmak için taraftarları vasıtasıyla manevralar çeviriyor.. Biliyor ki, o bu taktiği sürdürdükçe, elini bile kaldırmaya lüzum kalmadan galip çıkacak!.

Üçüncü ve Son Raund

Birer gün süreli üç rauntluk maç, yarın sona erecek.. Yarın sabah hakemin gongu çaldığı anda üçüncü ve son raund başlamış olacak. Ama bana kalırsa, gong vurduğu zaman ringte muzaffer gülüşlü tek bir boksör göreceğiz; hakem kolunu kaldırıp takdim edecek:

- Bozkurt paça bağlı boksör, üç raundluk maçı dövüşmeden almıştır!.

Hükmen galip gelecek bozkurt paça bağlı boksör, ringten inerken, rakibi her maçtan sonra yaptığı gibi ortalarda görünmeyecek.. Ne zamana kadar?. Allah selâmet verir de bir dahaki yıla erişirse, revanş maçına kadar.



Medeniyet, 31 Temmuz 1965.

Türkeş 2. raundu da kazandı

CKMP Büyük Kongresinin ikinci günü bu sabah saat 10.30’da başlamış ve dünkü gibi yine olgun bir hava içersinde devam etmiştir. Kongrenin bu sabahki açılışında ilk olarak Genel Başkan adaylarından Tahtakılıç söz almış ve Kongre Başkanı Gökhan Evliyaoğlu’na çatar şekilde bir konuşma yapmıştır.

Daha sonra alkışlar arasında kürsüye gelen Alparslan Türkeş yaptığı konuşmada Türk gençliğinin bazı partililer tarafından çıkarlarına alet edildiğini söylemiş ve “Bu durum önlenmelidir. Türkiye’nin içinde bulunduğu üzüntüye sevk edici durumdan halkın, köylünün, işçinin zararı oluyor, parti kavgalarına artık son verilmelidir. Politikada öteden beri sayısı bini geçmeyen hırslı politikacılar yüzünden memlekette buhranlar olmuştur. Artık bu kin ve garaza dur demenin zamanı gelmiştir ve durdurulmalıdır.”

Türkeş’in konuşması delegeler tarafından sık sık alkışlarla kesilmiştir.

Kongre salonundaki hava gazetemiz baskıya verildiği ana kadar Türkeş’in ikinci raundu da kazanacağını göstermektedir.



Son Saat, 31 Temmuz 1965.

CKMP de rakiplerini tasfiyeyi başaran Türkeş Lider

CKMP kongresi bugün düne nazaran daha sakin ve sönük bir hava içersinde toplanmıştır.

Dünkü toplantıdan sonra dün gece Türkeş ile Dinçer ve Tahtakılıç o günkü kongrede cereyan eden çekişmeler ve parti liderliği için yapılan mücadelenin partinin parçalanmasına kadar gideceği hususunu görüşmüş ve taraflardan birinin liderlikten vazgeçmesi üzerinde durulmuştur. Bu mealdeki görüşmelere gece geç saatlere kadar devam etmiş; Ahmet Tahtakılıç Genel Başkanlıktan çekilmeğe karar vermiştir.

Bugünkü kongrede konuşmasına devam eden Tahtakılıç partiyi parçalayıcı mahiyetteki olaylara meydan verilmemesine temas ve bir parti içersindeki hizipleşmenin o partiyi parçalayabileceğini ve kuvvetin birlikten doğduğunu söylemiştir.

Kongre aynı sakin hali ile devam etmektedir. Tahtakılıç’ın öğleden sonra tekrar söz alarak Parti Liderliğinden vazgeçtiğini söyliyecek bu suretle rakiplerini tasfiye eden Türkeş liderliğe doğru gidecektir. Öğleden sonra Türkeş de söz alacak ve bir konuşma yapacaktır.



Her Gün, 31 Temmuz 1965 Cumartesi.

Tahtakılıç Çekildi, Türkeş Genel Başkanlığa Geliyor

CKMP Kongresi bu sabah düne nazaran daha mutedil bir hava içerisinde toplanmıştır. Dün gece Alparslan Türkeş, Hasan Dinçer, Ahmet Tahtakılıç, kongrede cereyan eden çekişmelerin ve lider kavgalarının partinin parçalanmasına sebep olacağı kanaatine varmış ve bir taraftan liderlikten feragat etmesi neticesi üzerinde durulmuştur. Geç vakitlere kadar cereyan eden görüşmeler sonunda Ahmet Tahtakılıç, Türkeş adına Genel Başkanlık adaylığından feragat edeceğini bildirmiştir.

Kulisten sızan haberlere göre, Ahmet Tahtakılıç öğleden sonra Türkeş’in konuşmasını müteakip tekrar söz alacak ve Genel Başkan adaylığını geri aldığını açıklayacaktır.

Tahtakılıç bu sabah konuşmasına devam etmiş ve Partiyi parçalayan olaylara meydan verilmemesi üzerinde durmuş, hizipleşmenin iyi sonuç doğurmayacağını, kuvvetin birlikten meydana geleceğini belirtmiştir. Öğleden sonra Türkeş konuşacaktır.

Gazetemiz makineye verilirken Kongre devam ediyordu.



Havadis, 1 Ağustos 1965 Pazar.

Türkeş Genel Başkan Seçildi

Türkeş’in tezahüratla karşılanan konuşması

<<Türk Milletinin varlığı başka her çeşit fikirlerin üstünde yer alması icabeden bir konudur. Biz Türk milletini bölünmez bir bütün olarak kabul ediyoruz. Öyledir, öyle olacaktır, öyle olması için her türlü mücadeleyi yapacağız. Bizim için, hangi partiden olursa olsun, vatandaşlarımız, toplumsal adaletten yararlanma hakkına sahiptir. Onların her türlü güvenliğini sağlamak için bütün gücümüzü harcamalı, gerekirse canımızı vermeliyiz.

Türkiye’nin içinde bulunduğu durum hepimizi üzüntüye sevketmektedir. Hepimiz halkın içinden gelmiş insanlarız. Halkın, köylünün ne durumda olduğunu biliyoruz.

Görevim icabı otuzdan fazla ülke gezdim. Gezdiğim çeşitli memleketler halkının, Türk Milletinden üstün bir vasıfa sahip olmadığını gördüm. Türk milleti kabiliyetli, ahlâklı, faziletlidir. Bütün bu vasıfların yanında fizik yapısı itibariyle de Türk milletinin, diğer milletlerden üstün olduğuna bir kere daha inandım. Bu kadar zenginliğin üstünde, bu kıvranış neden? Bu, Türk milletinin başına getirdiği idarecilerin kabiliyetli olmamasındandır.

Türkiye kendi dâvalarına el koymak ve çözmek zorundadır. Güçlükleri yenmek için dâvaları halka duyurmak, halka götürmek, sonra da bunların üzerine saldırmak gerekir. Halkın içinde olmak lâzımdır. Halk enerjisini mutlaka seferber etmek lâzımdır. Bugün Türkiye’de toplumsal adalet yoktur. Yükler ve nimetler, çalışma, kabiliyet, liyâkat ve başarıya göre toplumsal adaletle dağıtılmalıdır. Halkımız için belirli bir geçim düzeyi bulmak zorundayız. Hiç kimse bu düzeyin altında kalmamalı, çalışanlar kabiliyetlerine göre bu düzeyin üstüne çıkarak yükselmelidirler.

Türkiye’nin kalkınması için sürekli reformlara gidilmesi gerekir. İdarî, vergi, eğitim ve toprak reformlarının vakit geçirilmeden gerçekleştirilmesi gerekir. Bugün bütün dünya milletleri kendi varlığına güvenle yaşamaktadır. Türk milleti de kendi varlığına güvenle sarılmak zorundadır.

Türk milliyetçiliği, milletini sevmek, Türk milletinin yüksek menfaatleri için her şeyi yapmak demektir. Yarınki Türkiye’nin kurucuları gözbebeğimiz Türk gençliğidir. Ona inanıyor ve güveniyoruz. Bugün Türk gençliği yüzüstü bırakılmış durumdadır. Eşit öğretim imkânlarından mahrumdur. Türk gençliğini siyasî çıkarlar için araç olmaktan çıkarmak, onların iyi yetiştirilmelerini sağlamak en büyük görevimizdir.

Türkiye’de işsizlik vardır. Bugün yurdumuzun bir çok bölgelerinde halk demir çağındadır, elektrik çağına yeni yeni erişilmektedir. Oysa diğer milletler fezayı fethetmeye, arzın derinliklerinin sırrını çözmeye çalışmaktadırlar. Nüfusumuzun yüzde 77 si köylüdür. Köylünün kalkınmasını temel mesele olarak ele almaya mecburuz.

Kalkınma dâvası ortada kalmıştır. Türkiyemizde 1 milyon 500 bin işsiz, 5,5 milyon da gizli işsiz vardır. Bunlar yılda 20 milyar lira kaybetmemize sebep olmaktadır. Ekonomik faaliyetlerde istihsâli arttırıcı yatırımlar yapmak gerekir. Parayı iki üç şehrin imarı için değil, fabrika bacalarının yükselmesi için harcamalıyız. Halk zenginleştikçe imar kendiliğinden artar.

Türkiye’de her şeyden önce bütün vatandaşları kardeş olarak sevmek, saymak ve adaletle hareket etmek esas olmalıdır. Partiler birbirlerini düşman olarak görmeyip, muhalif olarak görmelidirler. Şimdiye kadar görülmüş olan o uğursuz kin ve garaz durdurulmalıdır. Biz hepimiz aynı milletin çocuklarıyız. Bu milleti ebediyete kadar el birliği ile götüreceğiz.

Türk milletinin dini İslâmiyettir. Her memlekette dini müesseseler çalışarak halkın manevi yönden moralini yükseltir. Türkiye’de de din adamlarının halkın manevi sıhhatini yükseltmek ve kalkınma seferberliğine katılmak görevleridir.

Dış politikada insiyatif sahibi olmalıyız. Türk milleti barışçıdır. Yurtta sulh, cihanda sulh prensibine sadık kalmıştır. Ancak hak ve şereflerin korunmasında hassasız, hassas olmalıyız. Dış politika yüksek menfaatlerimiz gözönünde bulundurularak düzenlenmelidir.

Kıbrıs her bakımdan Türkiye’nin bölünmez bir parçasıdır. Orada yaşayan 120 bin Türk soydaşımızın haklarının teminat altına alınması ve meselenin böylece çözümlenmesi taraftarıyız.

Partinin umdelerine inandım. Kurulduğu gündenberi aramızda bağ vardır. Partiye severek, inanarak girdik. İlk önce Yusuf Kemal Tengirşenk’i ziyaret ettik. Sonra Sadık Aldoğan’a gittik. Yanımızda Sayın Ahmet Oğuz da vardı. Elini öptükten sonra fikirlerini aldık. Tavsiyelerini dinledik. Bunlar partiye karşı hürmetsizlik midir? Bizim, beş altı kişiye yapılmış samimi tenkidlerimiz, partiye karşı bir hareket midir?

Parti programı değiştiriliyor diye bize ithamlarda bulunuyorlar. Bir gelişme çağındayız. Medeniyet hızla ilerlemektedir. Buharlı lokomotifin yerini elektrikli tren, uçağın yerini roketler almıştır. Bu gelişme çağında program da değişecektir. Şimdiki program 1975 te gene değişecektir. Daha sonra gene değişecektir.

Bugün sizlerin vereceği karar, mukaddes bir karar olacaktır. Bana vereceğiniz görev ne olursa olsun, çalışmaya hazırım. Gerekirse bir er olarak partiyi yükseltmek için çalışacağız. Milyonları sinemize almalıyız, alacağız.

Koşan elbet varır, düşen kalkar
Karataştan su damla damla akar
Birikir, sonra gümüş bir göl olur,
Arayan, hakkı en sonunda bulur..>>


Konuşması sık sık alkışlar ve tezahüratlarla kesilen Türkeş kürsüden kucaklara alınarak indirilmiştir. Alkışlar arasında konuşmasını bitiren Türkeş’e dışarı çıkarken de kongrenin yapıldığı Büyük Sinemanın önünde binlerce kişi tezahürat yaparak kendisini alkışlamışlardır. Bu arada, fazla kalabalık yüzünden yollar tıkanmış, vasıtalar üç dakika oldukları yerde durmak zorunda kalmışlardır. Türkeş, kendisine sevgi gösterisinde bulunanları selâmlayarak karşılık vermiştir.



Havadis, 1 Ağustos 1965 Pazar.

Türkeş’in gazetemiz vasıtasıyla Türk milletine mesajı

CKMP nin Yedinci Büyük Kongresinin büyük bir olgunluk içinde geçmesi siyasî hayatımız için çok olumlu bir sonuçtur. Parti teşkilâtımızın muhterem delegeleri oyları ile şahsıma büyük bir sevgi ve teveccüh göstermişlerdir. Diğer aday bulunan Tahtakılıç lehinde oy kullanmış arkadaşlarımız da demokrasi yolunda büyük bir hizmet ifa etmişlerdir. Hepsine güzel ve olgun tutumlarından dolayı minnet ve şükranlarımı sunmak isterim. Bugünden itibaren geçmişte söylenmiş ve yapılmış olan her şeyi bir kenara bırakarak bütün partili arkadaşlarımızın el ele vermesini ve karşılıklı sevgi, saygı ile birbirimize sarılarak partimizin başarılı hizmetler yapmasını temine çalışmayı rica ve tavsiye ederim. Kendim şahsen en yukarı kademeden itibaren en uzak köşelerdeki partili arkadaşlarıma, derin bir sevgi ve hürmet duygusu içindeyim. Kendilerine faydalı olmak için gücümün yettiği ölçüde gayret göstereceğim. CKMP lilere selâmlarımı ve en iyi dileklerimi gazetenizle ulaştırmanızı rica ederim.

Neticeyi haber alarak partimizi ve şahsımızı tebrik eden sevgili vatandaşlarıma da gazeteniz vasıtasiyle teşekkürlerimi sunar, millet yolunda yeni bir vazifeye başlamış olmanın büyük sorumluluk duygusu içinde büyük milletimi selâmlarım.


Alparslan Türkeş’in hal tercümesi

1333 [1917] yılında Kıbrıs Lefkoşe, Yeni Cami Mahallesinde doğmuştur. Kayseri Pınarbaşı Yukarı Köşkerli’den Kıbrıs’a gelmişlerdir.

Babası Ahmet Hamdi efendi, ticaret ve tuhafiyecilikle meşgul ve annesi Hatemettüs Zehra’dır.

İlk tahsilini Lefkoşe’de Sarayönü Mektebi ile Haydarpaşa Rüştiyesinde yaptı. 1933 te ailece İstanbul’a yerleşen Türkeşler, oğullarını Kuleli Askerî Lisesine vermişler. 1936 da bu okulu birincilikle bitiren Alparslan Harpokuluna girmiş, 1938 de Harbiyeyi bitirmiş, teğmen olarak orduya intisab etmiş ve bilâhare Harp Akademisine girerek oradan kurmay binbaşı çıkmıştır.

1948 de Genelkurmayca açılan imtihanı kazanan Alparslan Amerika’ya gönderilmiş, Amerikan Harp Akademisinde de tahsil görmüştür.

1955 yılında NATO Teşkilâtının en yüksek karargâhı olan daimî grupta Türk Genelkurmay Başkanlığının temsil heyeti üyeliğine tâyin edilerek Washington’a gönderilmiş ve oradan 1957’de yurda dönmüştür. Washington’da bulunduğu sırada Washington Üniversitesinde, Enternasyonal Ekonomi tahsilini de tamamlamıştır.

Daha sonra Almanya’ya gitmiş ve orada da Atom ve Nükleer tahsili yapmıştır. Avrupa’da Amerika’da çeşitli ilmî ve askerî toplantılarda Erkânı Harbiye temsilcisi olarak bulunmuş olan Alparslan Türkeş, evli, altı çocuk babasıdır.

İngilizce, Fransızca ve Yunanca dillerini bilmektedir.



Havadis, 1 Ağustos 1965 Pazar.

Ahmet Tahtakılıç ve Kepir’in konuşmaları

Sabah saat 10 da 2154 delegenin katılımıyla açılan genel kongrenin ikinci gününde Alparslan Türkeş ve Ahmet Tahtakılıç birer konuşma yapmışlardır.

Uşak Milletvekili ve Genel Başkan Adayı Ahmet Tahtakılıç konuşmasına başlamadan önce, bazı tenkitlerde bulunacağını, bunun için de kendisine cevap verebilmek üzere kongre Başkanı Gökhan Evliyaoğlu’nun başkanlıktan bir süre ayrılmasını istemiş, fakat bu istek kabul edilmemiştir.

Kongre başkanı Gökhan Evliyaoğlu, Tahtakılıç’ın divanın taraf tuttuğu hakkındaki ithamlarını cevaplayarak <<Başkanlık divanı tam bir tarafsızlık içinde genel kongrenin itimadı ile görevine devam edecektir.>> demiştir.

Bir kısım delege tarafından alkışlanan Tahtakılıç, mikrofona boyu yetişmediği için mikrofonun başkanlık divanının masasına konulmasını istemiş, ancak bu isteği kabul edildikten sonra konuşmasına başlamıştır. Parti içi konulara da temas ederek görüşlerini şöyle açıklamıştır: <<Parti, gayri tabiî bir hava ile bu kongreye gelmiştir. Kongre bu gayri tabiî hava içinde cereyan etmektedir. Kongre muayyen bir netice alınması istikametine sevkedilmektedir.>>

Tahtakılıç’ın bu sözleri üzerine, kongre başkanı Gökhan Evliyaoğlu <<Kongreyi tahrik etmeden konuşunuz. Bu ithamlara devam ederseniz konuşmanızı kesmek zorunda kalacağım. Kongre ciddî olarak toplanmıştır, toplantısına devam edecektir.>> diye karşılık vermiştir.

Bu arada salonda bazı delegelerin Tahtakılıç’a hitaben “Yeter artık, yeter” diye bağırdıkları görülmüştür. Bazı delegeler de konuşmacının sözlerinin kesilmesini istemişlerdir. Bu yüzden delegeler yatıştırılıncaya kadar, Tahtakılıç konuşmasına beş dakika ara vermek zorunda kalmıştır. Sözlerini şöyle bitirmiştir. “İlk önce davetle geldik fikri, program ve tüzük değiştirme fikri ortadan kalkmalıdır. Bu partiye her giren vatandaş program ve tüzüğe itibar ederek gelmiştir. Parti içi çekişmeleri bırakarak bir araya toplanmalıyız.”

Mustafa Kepir cevap verdi

Genel Başkan Mustafa Kepir söz alarak, Tahtakılıç’ın iddialarını cevaplandırmıştır. <<Kongre gayri tabiî değildir. Kongre şu veya bu ihtirasta olanların arzuları ile toplanmış değildir. CKMP ne ve Türk milletine saygı gösterilmesi gerekir. Müphem, muğlak ve bulanık ifadelerle kongrenin itibarına gölge düşürmeye kimsenin hakkı yoktur. Kongreye gidilmesi, genel idare kurulunun büyük çoğunluğu tarafından Cevad Odyakmaz’ın teklifi üzerine alınmıştır. Ahmet Oğuz’un da bu konuda bir mektubu vardır. Arkadaşlarımın iz’anına sığınarak sorarım: bu kongreyi 1964 Şubat ayında yapılan genel kongre ile mukayese ediniz. Büyük ve içten alâkayı görüyorsunuz. Bunun sebeplerini biliyorsunuz.>>

Kepir’in konuşmasından sonra, alınan karar gereğince konuşması gerekli genel başkan adayı Behçet Yurtçu kürsüye çağrılmış, fakat Behçet Yurtçu’nun toplantıda olmadığı anlaşılmış ve söz sırası Alparslan Türkeş’e verilmiştir.



Medeniyet, 1 Ağustos 1965.

Alparslan Türkeş Genel Başkan oldu



Cumhuriyet, 1 Ağustos 1965.

Türkeş Başkan Seçildi

Emekli Kurmay Albay Alparslan Türkeş, CKMP olağanüstü Genel Kongresinde Genel Başkanlık için oy kullanan 1214 delegenin 698 oyunu alarak Genel Başkan seçilmiştir. İkinci Genel Başkan adayı Ahmet Tahtakılıç da 516 oy almış ve seçimi 182 oyla kaybetmiştir.

Rakipler sohbette. Tahtakılıç ve Türkeş, CKMP kongresinde sohbet ediyor. [Resimaltı yazısı]

Bir çok delege oylama sonunda <<Eğer Tahtakılıç biraz kulis faaliyeti yapsaydı, on sekiz yıldır emek verdiği partinin yeniden başında olacaktı>> demişlerdir.

Oylama sırasında her iki Başkan adayı kongre salonunda bulunmamışlar, ancak bayan Türkeş, eşinin önde gittiğinin söylenmesi üzerine tebrikleri peşin peşin kabul etmiştir.

Kongre Başkanı G. Evliyaoğlu’nun zaman zaman söze karışması, delegelerin “Yuh” sesleri ve M. Duru’nun <<Program tasarısı bizi Hitler Almanyası veya Mao Çin’ine benzetecek>> yolunda muhalefet şerhi, kongrenin yer yer hararetlenmesine yol açmıştır.

CKMP olağanüstü Genel Kurulunun ikinci gününde Tahtakılıç – Türkeş çekişmesinin en ilginç örneklerine rastlanmış, kongre başkanı Gökhan Evliyaoğlu ile Genel Başkan adayı Ahmet Tahtakılıç arasında zaman zaman sert tartışmalar geçmiştir.

Tahtakılıç kürsüde

Saat 10.00 da dünden kalan konuşmasına devam eden Başkan adaylarından Ahmet Tahtakılıç yaptığı çok uzun konuşmasına, kongre başkanı Evliyaoğlu’nun yerini ikinci başkana bırakmasını istemekle başlamış, <<Zira kendisiyle ilgili sözler sarfedeceğini, böylelikle kendisinin cevap vermek imkânına kavuşacağını>> söylemiştir.

Başkan Evliyaoğlu, Tahtakılıç’ın sözleri üzerine derhal müdahalede bulunmuş, başkanlığın tarafsız hareket ettiğini, sarfedilen ithamı “kemali şiddetle” reddettiğini bildirmiştir.

Bir çatışma daha…

Zaman zaman rakip taraf delegelerinin “Yeter yeter” şeklindeki tarizlerine maruz kalan Tahtakılıç nihayet <<Sabotaj metodlariyle kimse sözümü kesemez>> deyince Başkan Evliyaoğlu yine Tahtakılıç’a sert bir şekilde müdahalede bulunmuştur. Parti içi de konulara değinen Tahtakılıç’ın sözleri dikkatle izlenirken <<Kongreye gayri tabiî bir hava içinde girildi>> şeklindeki cümlesi Başkanı Gökhan Evliyaoğlu’nun bir kere daha sert çıkışına sebep olmuştur. <<Bu iddiaları tenzih ederiz, eğer böyle devam ederseniz sözlerinizi keseceğim>> diyen Evliyaoğlu, yer yer yuhalanmış, yer yer alkışlanmıştır. Bu arada bir çok delege ayağa kalkmış, her kafadan bir ses çıkmaya başlamış, Tahtakılıç gürültüler arasında şunları söylemiştir:

Şahıs gölgesi

<<Baskın metodları bu memlekette artık iflâs etmiştir. CKMP içinde de revaç bulmıyacaktır. Görüyoruz, bizden gayri görüşleri olanlar aramıza girmiştir. Bunlar medenî bir davranışla bir başka parti kurup görev yapabilirlerdi. Soruyorum sizlere, partiye bir şahıs gölgesi düşürmekle neyi kazanacağınızı sanıyorsunuz?>>

Tahtakılıç daha sonra yeni bir program ve tüzüğün yersizliğine değinmiş, hiç olmazsa Genel İdare Kurulu ile 52 İl Başkanının bunu müzakere etmesini savunmuştur. Usul hakkında söz isteyen Genel Başkan vekili Mustafa Kepir ise, ima yoluyla Tahtakılıç’a cevap vermiş, kongrenin normal bir görüşme sonunda toplantıya çağrıldığını ileri sürmüştür.

Türkeş

Başkan adaylarından Alparslan Türkeş’in mikrofona çağrılması büyük bir tezahürata sebep olmuş, Başkan adayı sert adımlarla merdivenlerden değil, orkestraya ayrılan ve tahtayla kapatılan yerden atlıyarak mikrofona gelmiştir. Sözleri sık sık alkışlarla kesilen Türkeş, ortada oturan delegelerin alkışlarını alamamıştır.

Türkiyenin ana sorunlarına sert bir sesle dokunan Türkeş’in konuşması özellikle bir “vaad” konuşması şeklinde olmuştur. Emekli Kurmay Albay Türkeş, Türkiyenin bir bütün olduğunu, ayrılıklara artık bir son verilmesi gerektiğini, kendilerine düşman bile olunsa, kişilerin mutluluğuna çalışacağını, gerekirse bu uğurda can bile verileceğini, bu uğurda her türlü mücadeleye hazır olunduğunu belirtmiş ve <<Vatandaşlar değil mi Türktürler, hepsi mukaddestir>> demiş ve bugün Türkiyenin içinde bulunduğu yokluğa, yoksulluğa değinerek bir çok yerde taş, mağara, buhar ve elektrik devri yaşandığını oysa asil Türk halkının en iyi yaşama şartlarına lâyık olduğunu, diğer milletlerden üstün bazı vasıflara sahip bulunduğunu söylemiştir.

Türkeş, Türkiyenin ana sorunlarına el konulmasının, bütün imkânları ve insan gücünü kalkınma için seferber etmenin gerektiğine değinmiş; “Yoksulluk hudutsuzdur. Bunlara bir sınır çizmek gerekir. En iyi yaşama şartı hazırladıktan sonra, çalışan istediği gibi bu sınırın üstüne çıkabilecek, fakat yaşama şartları daha aşağıya indirilmiyecektir. İnsanlara imkân eşitliği taşımak başlıca amacımızdır” diyen genel başkan adayı, Türkiyenin gerekli bütün reformlarının süratle gerçekleştirilmesiyle kalkınacağına işaret etmiş, milliyetçilik konusunda ise; <<milliyetçiyiz, milliyetçilik halkını, insanları sevmektir>> demiştir. Bu arada, <<Sanat toplum içindir, halk yararınadır>> diyen emekli albay, köylerin bir araya toplanacağını, işsizliğin önleneceğini söylemiş ve <<işsizliği önlemek, insanları amele olarak yurt dışına sevketmekle önlenemez>> demiştir.

Bir delege, bu sırada konuşmacının elini öpmüş ancak, yerine dönerken sahneden yuvarlanmıştır.. Türkiye’nin 300 – 500 politikacı ve yönetici yüzünden bunaldığını söyliyen Türkeş, <<O uğursuz kin ve garaz artık dinmelidir>> demiş, Türk halkının Müslüman olduğunu söylemesi, delegelerin şiddetli alkışları ile karşılanmıştır.

Bir Er Gibi

Din, dış politika konularına da değinen Türkeş, Mareşal Çakmak zamanında bu partiye bağlı olduğunu söylemiş, ancak bu açıklaması nedense pek alkış toplıyamamıştır. Kongreyi umutla ve sabırla beklediğini de belirten Türkeş; gerekirse, bir er gibi çalışacağını söylemiş ve şiddetle alkışlanmıştır.



Cumhuriyet, 1 Ağustos 1965.

Türkeş Kimdir?

1917 de İstanbul’da [Lefkoşa] doğmuştur. Evli ve 5 çocuk babasıdır. 1960 yılı 27 Mayıs ihtilâlinden sonra kurulan Millî Birlik Komitesinde ve aynı zamanda Başbakanlık Müsteşarlığında görev almıştır. 14 Kasımda komiteden ihracına kadar, fikir birliği yaptığı 13 arkadaşıyla politik çalışmalar yapmıştır. Komitede bulunduğu sürede özellikle seçimlerin geri bırakılıp askerî idare tarafından köklü reformlara gidilmesi görüşüne liderlik etmesiyle tanınmıştır.

1960 Kasımında yurt dışına “Müşavirlik” göreviyle gönderilen Türkeş geçen yıl yurda dönmüş [1963] ve CKMP’ye girerek, bu partiyi inançlarına uygun bir programla donatmak çabasına girişmiştir. Dün başkan seçildiği genel kongreye kadar, “Genel Müfettiş” ünvanıyla yurt çapında partiyi teşkilâtlandırmıştır.



Milliyet, 1 Ağustos 1965.

Türkeş CKMP Genel Başkanı oldu

CKMP Genel Başkanlık seçimi dün Alparslan Türkeş kazanmıştır. Türkeş 698 oy, rakibi Ahmet Tahtakılıç ise 516 oy alabilmiştir.

Oylamaya 1230 delege katılmış, oylardan 1214’ü muteber addedilmiş, iki oy boş çıkmış, iki oy iptal edilmiş, 12 oy da Genel İdare Kuruluna verilmiştir. Başkan adaylarından Behçet Yurtçu ile Fahri Cebecioğlu hiç oy alamamışlardır.

Tasnif sonuçlarının bildirilmesi sırasında Türkeş lehine büyük tezahürat yapılmış, Türkeş taraftarı delegeler Türkeş’in salonda bulunmadığını görünce sıraya girerek eşini tebrik etmişlerdir. Bu arada milliyetçi gençler de salonda ve sahnede birbirlerine sarılarak sonucu kutlamışlardır. Genel Başkanlığı 182 oyla kaybeden Uşak milletvekili Ahmet Tahtakılıç gazetecilerin sorularına cevaben, <<Sonucu tabiî karşılıyorum, söyleyecek bir şey yok>> demiştir.

Seçimlerden Önce

CKMP kongresinin dünkü toplantısında, önce Genel Başkan adaylarından Ahmet Tahtakılıç bir gün önce yarıda kalan konuşmasını tamamlamış, daha sonra yine Genel Başkan adaylarından Alparslan Türkeş konuşmuştur. Taraftarlarının alkışları arasında kürsüye gelen Türkeş, programın ana hatlarını özetleyerek şunları söylemiştir: …

Türkeş taraftarları, kongre binasının önünde Türkeş’in otomobilini havaya kaldırmış ve tezahürat yapmışlardır.

Kongrenin en uzun konuşmasını yapan Tahtakılıç, zaman zaman delegeler ve Başkan Gökhan Evliyaoğlu ile söz düellosuna tutuşmuştur.

Sabah oturum açılır açılmaz başkan adayı Tahtakılıç önceki günden yarım kalan konuşmasına devam etmek üzere kürsüye gelmiş ve saat 11.30’a kadar süren konuşmasında program ve Türkiyenin genel siyaseti üzerinde durmuş, genel başkan olursa yapacağı işlerden bahsetmiştir. Bu arada delegeler <<yeter, in aşağı, tahammülümüz kalmadı>> diye bağırarak Tahtakılıç’ı konuşturmak istememişlerdir. Kongre Başkanı Gökhan Evliyaoğlu da <<Arkadaşlar, Tahtakılıç genel başkan adayıdır, konuşmasını bitirinceye kadar tahammül etmeye mecburuz>> şeklinde cevaplar vererek kongrenin sükûnetini sağlamak istemiştir.

Baskın Basanındır

Tahtakılıç, programın ana hatlarını uzun uzun izah ettikten sonra kongrenin havasına değinerek <<Kongre gayri tabiî hava içerisinde cereyan etmektedir.>> demiştir.

Evliyaoğlu bu söz üzerine <<Tahtakılıç’ın kongreye saygılı olması gerekir. Bir daha bu şekilde konuşursa, sözünü derhal keseceğim>> demiştir.

Tahtakılıç şöyle devam etmiştir: <<Kongre başkanlığının eski arkadaşlar tarafından idare edilmesi gerekirdi. Halbuki böyle bir teamüle uyulmadı. Bu partide, baskın basanındır. Nedir bu telaş? Yeni arkadaşlar geldiği zaman parti yeniden var oldu iddiası varsa, bunda gayri tabiîlik vardır.>>

Bu arada Evliyaoğlu, bu sözlere cevap verirken bazı delegeler <<Geldiğin yere git>> diye bağırmışlardır.

Tartışmalar sırasında Tahtakılıç, Gökhan Evliyaoğlu’nun Türkeş’in eski bir arkadaşı olduğunu, bu bakımdan Divân Başkanlığından alınmasını istemiştir. Gökhan Evliyaoğlu bunu reddetmiş, <<iddianızı ispat ediniz>> demiş, fakat mesele sonradan yatışmıştır.



Hürriyet, 1 Ağustos 1965.

CKMP’nin Genel Başkanlığına Türkeş Seçildi

CKMP olağanüstü kongresinin ikinci gününde, eski MBK üyesi ve 14 lerden Alparslan Türkeş, 182 oy farkla Genel Başkan seçilmiştir. Partinin kurucusu ve eski genel başkanlarından Uşak Milletvekili Ahmet Tahtakılıç, Türkeş karşısında ağır bir yenilgiye uğramıştır. Öğleden sonra başlayan seçimlerin sonucu gece geç vakit alınabilmiş, Türkeş 698, Tahtakılıç ise 516 oy toplamıştır. İki oy da boş çıkmıştır.

Kongrenin ikinci günü eski CKMP’lilerle Türkeş taraftarlarının itişme, kakışmaya kadar varan ağız kavgaları ile başlamıştır.

Bir gün önce yarıda kalan konuşmasına devam için kürsüye gelen Tahtakılıç; Evliyaoğlu’nun tarafsız kalmadığını bildirmiş, yerini başkan vekiline bırakmasını istemiş, fakat Evliyaoğlu bu iddiayı reddederek kongreyi idareyi devam etmiştir.

Gürültüler

Sık sık alkışlarla kesilen, aleyhinde tezahürat yapılan Tahtakılıç’ın sözlerine zaman zaman Türkeş taraftarları müdahalelerde bulunmuşlar, bunlara birkaç kere Kongre Başkanı Gökhan Evliyaoğlu da katılmıştır. Tahtakılıç, “Parti gayri tabii bir hava içinde bu kongreye gelmiştir” deyince, Evliyaoğlu aleyhinde protesto yapılır ve kendisine “Yuh” çekilirken, “Kongreyi küçük düşürücü ithamlarda bulunursanız sözünüzü keseceğim” demiştir. Tahtakılıç, “Nümayiş havası içinde netice alınamaz” sözleriyle konuşmasına devam etmiştir.

– “Bu partiye davetle geldik fikri ortadan kalkmalıdır. Program ve tüzükte değişiklik yapılması arzusundan vazgeçilmelidir. Perde arkasından, parti idaresinin muayyen kimselere verilmesi fikri terkedilmelidir. Yeni ve eskiler, hep bir arada bulunmalıdır. Garplı bir insan olan Türkeş, partiye damgasını vurmak gibi bir iddianın sahibi olamaz. Baskın basanındır metodu memlekette iflâs etmiştir. Bu usul CKMP’de de taraftar bulamaz. Türkeş’in üstünlük iddiasında bulunacağını sanmıyorum. Osman Bölükbaşı hariç, bu partide kimse bu yola gitmemelidir. Nedir bu telâş…”

Türkeş Sahnede

Taraftarlarının alkışları ile ayaklarının yere vurmaları ile kürsüye çıkan Türkeş, memleket meseleleri hakkındaki görüşlerini açıklamış, sözü parti içi kaynaşmalara getirerek: “Her yerde fikir ayrılıkları bulunur. Demokrasinin bir fazileti, oya baş vurmak, oy çoğunluğuna razı olmak zaruretidir.” demiştir.

İnandık ve Sevdik

Türkeş, Fevzi Çakmak zamanında, daha küçük rütbeli bir subayken CKMP’ye kalbi bağlarla bağlandığını bildirmiş, “Parti kurulduğu günden beri aramızda bağ vardır. Hangi yenilik, hangi eskilik” şeklinde konuşmuştur.

- “Bir iki partili arkadaşı tenkid etmek partiye hürmetsizlik midir? Bunu partiye yapılmış tecavüz kabul etmek doğru değildir. Sizlerin vereceği oylar çok mühimdir. Bize ne vazife verilirse, gerekirse er olarak gene çalışacağız. Partinin daha ileri gitmesi için gayret gösteriyoruz. Biz diyoruz ki, CKMP’de gelişme olsun. Yenilik istemek tabiidir.”

Halkın açlık ve sefâlet çektiğini, gençliğin yüzüstü bırakıldığını, din uleması yetiştirilmesi gerektiğini açıklayan Türkeş’i, konuşurken kürsüye fırlayan iki taraftarı yanağından ve elinden öpmüştür.

Millî Savunma Bakanı Hasan Dinçer, Genel Başkanlığa adaylığını koymaktan vazgeçmiş, kendisini destekliyen yirmi il başkanı ile bir toplantı yaparak Tahtakılıç’a oy vermelerini istemiştir.

Seçimlere Geçildi

Kongrenin öğleden sonra yaptığı toplantıda, “Aday Yoklama Yönetmeliği” kabul edilmiş ve Genel Başkan, Genel İdare Kurulu ile Haysiyet Divanı üyelerinin seçimlerine geçilmiştir. Seçimlerde iki bin civarında delege oy kullanarak CKMP’nin yeni Genel Başkanı ve Genel İdare Kurulu ile Haysiyet Divanı üyelerini seçmişlerdir.



Hürriyet, 1 Ağustos 1965.

Yeni CKMP Lideri İlk Beyanatını Haber Ajansına Verdi

Alparslan Türkeş, oylama neticesinin alınmasından sonra, evinden kongrenin yapıldığı Büyük Sinemanın önüne gelmiştir. Türkeş, burada salondan içeri girmemiş, 14’lerden Münir Köseoğlu’nun otomobili ile günün yorgunluğunu çıkarmak üzere, Kavaklıdere’deki Kuğulu Park’a gitmiştir. Türkeş parkta, CKMP Genel Başkanı sıfatiyle Haber Ajansı’na ilk demecini vermiştir. Türkeş bu demecinde şunları söylemiştir:

- “CKMP’nin büyük kongresinin vermiş olduğu kararı memnuniyetle karşılamış bulunuyorum. Bugünden sonra geçmiş bazı olayları dahi hatırlamaksızın, bütün partili arkadaşlarımın ellerine sımsıkı sarılarak, memleket hizmetinde başarılı olmak için çalışacağım. Bana karşı muhterem delegelerin göstermiş oldukları büyük sevgi ve tezahürat, vicdanım için daha mütevazı olmak, daha temkinli olmak ve daha çok halk olmak yolunda bir ihtar teşkil edecektir.”

Tahtakılıç Ne Dedi?

Genel Başkanlığı kaybeden Uşak milletvekili Ahmet Tahtakılıç, bir gazetecinin seçim sonucuyla ilgili bir sorusuna cevaben, “Tabiî karşılıyorum, söyleyecek başka bir şeyim yok.” demiştir.



Tercüman, 1 Ağustos 1065.

Türkeş, CKMP Genel Başkanı oldu

Kongre başlamadan önce Tahtakılıç taraftarları, içinde “Faşist Türkeş” adlı bir yazının bulunduğu bir mecmuayı delegelere dağıtmak istemişler, bunun üzerine salon karışmış, bazı delegeler birbirleri ile kavga etmişlerdir.

Ahmet Tahtakılıç ve Alparslan Türkeş’in konuşmasından sonra kulis faaliyeti başlamış, bazı delegeler Hasan Dinçer’in de başkanlığa adaylığını koyarak konuşmasını istemiş, ancak Hasan Dinçer, Tahtakılıç Başkanlıktan feragat etmediği takdirde Genel Başkanlığa adaylığını koymayacağını söylemiştir.

Diğer taraftan Konya Ereğlisinde avukatlık yapan Fahri Çelebioğlu, son dakikada Genel Başkanlığa adaylığını koymuştur.

Tahtakılıç Konuşuyor…

Bir gün önce yarıda kalan konuşmasına devam eden Tahtakılıç, üç saate yakın süren konuşmasında zaman zaman “Yeter… Yeter artık” nidaları ile delegeler tarafından kesilmiştir.

Delegelerin müdahalesine sinirlenen Tahtakılıç “Baskın basanındır metodu artık memlekette iflâs etmiştir. Baskı metodları ile kongreye hâkim olunamaz. demiş ve Tahtakılıç’ın bu konuşması ortalığın karışmasına sebep olmuştur. Kongre başkanı Gökhan Evliyaoğlu, Tahtakılıç’ın büyük kongreye hakaret ettiğini ileri sürerek sözlerini geri almasını istemiş, Tahtakılıç taraftarları ise Gökhan Evliyaoğlu’na “istifa et, yürütemiyorsun” diye bağırmışlardır. Türkeş grubuna mensup bazı delegeler ise kürsüye yürümek istemişler, ancak, parti genel başkan vekili Mustafa Kepir bir konuşma yaparak kongreyi sükûnete davet etmiş ve ortalık yatışmıştır.

Tahtakılıç özetle şunları söylemiştir: <<Partiye yeni giren arkadaşlar, hemen partinin tüzüğünü, programını değiştirmeye kalkıştılar. Bu partinin tüzüğü, programı yoksa ne diye geldiler. Bırakınız parti ne ise o olsun. Kanun herkese parti kurma hürriyeti tanımıştır.>>

Türkeş Konuşuyor

Türkeş büyük bir gürültü ve tezahürat arasında kürsüye çıkmış, bir saat süren konuşmasında “9 Işık” adlı kitabında ileri sürdüğü fikirlerin kısa bir özetini yapmıştır.

Türkeş konuşurken arka sıralarda oturan Tahtakılıç taraftarı delegeler salonu terketmişlerdir. Türkeş konuşmasında özetle şunları söylemiştir:

<< Türk Milletinin bütünlüğü, varlığı için her çeşit mücadeleyi göze aldık. Bu yolda canımızı bile vermeye hazırız. Hangi partiden olursa olsun, hatta bize düşman gözüyle baksınlar, bu toprağın çocukları kardeştirler. İftiharla söyleyebilirim ki, Türk Milleti diğer dünya milletlerinden bir çok vasıfları ile üstündür. Topraklarımız verimlidir. Bu varlığın üzerinde bu sefalet, bu kıvranış neden? İdarecilerin muvaffak olmamasından. Güçlükleri yenmek için halkı harekete geçirmek ve bunların üzerine saldırmak gerekir. Türk Milletinin çoğunluğunun dini İslâmiyettir. Dinî müesseseler ilmî şekilde organize edilmeli, yetiştirilen din adamlarına Türkiyenin kalkınmasında yapılacak olan seferberlikte vazife verilmelidir.>>

Türkeş’in konuşması zaman zaman tezahüratlarla kesilmiş, bazı delegeler kürsüye fırlayarak Türkeş’i alnından öpmüşlerdir.

Seçimler

Geç vakte doğru delegelerin devamlı “seçim, seçim” temposu altında nihayet seçimlere geçildi. 18.20 de oyların atılması tamamlandı ve tasnif başladı. Tasnif neticesinde Alparslan Türkeş’in 699, Ahmet Tahtakılıç’ın ise 516 rey aldığı görüldü. CKMP Kongresinin ikinci gününde Türkeş böylece 183 rey farkla Genel Başkanlığa seçilmiş oldu.

* Dünkü 1 saatlik konuşmasında kin ve garazlığı bırakıp kardeşliğe dönmemizin zaruri olduğunu sık sık tekrarlayan Alparslan Türkeş CKMP kongresinin ilk gününde delegelerin omuzları üzerinde salona girerken…



Son Havadis, 1 Ağustos 1965.

A. Türkeş Genel Başkan Seçildi

CKMP olağanüstü kongresi seçim tasnifi dün akşam geç saatlerde sona ermiş ve Genel Başkanlığı 14’lerden Alparslan Türkeş kazanmıştır.

Diğer Başkan adayı Ahmet Tahtakılıç’ın 517 rey almasına rağmen partiyi ilk girdiği günden beri ele geçirmeye çalışan Türkeş 697 rey almıştır.

CKMP Kongresinin Dünkü Toplantısı

CKMP’nin olağanüstü kongresinin dünkü ikinci gününde önceki gün konuşması yarım kalan Ahmet Tahtakılıç ile Alparslan Türkeş konuşmuş, zaman zaman meydana gelen çatışmalar üzerine inzibatların girdiği kongre salonunu, Türkeş konuşurken Çankırı, Muğla, Balıkesir, Bingöl, Bolu ve civar vilâyet delegeleri terketmiştir.

Kongre başlamadan 15 dakika önce Oğuz lehine yazılar bulunan bir derginin delegelere dağıtılması üzerine Türkeşçiler, Oğuz taraftarlarının üzerine hücum etmiş, bu arada müstafi Genel Başkan da tartaklanmak istenmiştir.

Zaman zaman Türkeçşi Evliyaoğlu’na çatarken, diğer taraftan da Türkeş’i metheden Tahtakılıç siyasî istikametini pek tayin edilemiyen konuşmasında <<tüzük değişikliği için kongre toplanması dahi dikkate değer, bu bile arkadaşların iddia ettikleri ilmî görüşten çok uzak olduklarını gösterir>> demiş protestolar ve Divan Başkanının müdahalesi üzerine de <<Harp tekniği ile çalışmayı partiye yeni girenler iyi bilirler. Ben memleket meselelerini ifade ediyorum. Kimse sözlerimi sabote edemez.>> demiştir. Tahtakılıç’ın bu çıkışı üzerine Evliyaoğlu, fikirlerin yumrukla ifade edildiği olağanüstü kongrenin “memlekette eşi bulunmaz bir kongre” olduğunu ileri sürmüş ve “geldiğin partiye… şeklindeki aleyhte tezahürat arasında yuhalanmıştır.

Tahtakılıç’ın Sözleri

<<Kongre mutlaka belli bir sonucun alınması istikametine sevkedilmek isteniyor. Bu memlekette baskın basanındır prensibinin zamanı geçmiştir. Yeni arkadaşlar gelince parti kuvvetlendi deniyor. Bu arkadaşların yeni plân ve programları varsa neden ayrı bir parti kurmazlar? Dam dam üstüne olur ama, ev ev üstüne olmaz>>

Türkeş Kürsüye Çıkınca

Divan Başkanı Evliyaoğlu tarafından Türkeş’in <<Şimdi Genel Başkan adaylarından Sayın Genel Müfettiş Alparslan Türkeş konuşacak>> şeklindeki diğer adaylara yapılmayan bir tarzda reklâmlanması, konuşmanın başladığı andan itibaren de kapıları kontrolleri altında bulunduran Türkeşçi gençlerin kapıları serbest bırakması ve lehte tezahürat için salona adam doldurması dikkati çekmiştir.

1948’den beri CKMP’ye yakınlık duyduğu yolundaki iddiası delegelerin sükûtu ile karşılanan Türkeş, <<Basına intikal eden Parti içindeki çatışmalardan haberdar olmadığını>> ileri sürmüş, fakat az sonra Partiye girmesini takiben ortaya çıkan olayları kastederek, <<CKMP büyük meselelerle karşı karşıyadır>> demiştir.

Türkeş sağ elini uzatarak ve zaman zaman da yumruğunu kürsüye vurarak yaptığı konuşmasında, <<Gençliğin siyasî emellere âlet edilmemesi>> tavsiyesinde bulunmuş ve eski albay konuşmasını <<Arayan hakkı bulur>> diyerek bitirmiştir.



Son Havadis, Turgay Üçöz, Ankara Notları, 1 Ağustos 1965.

İkinci günü de kavgalı geçen kongre

Türkeş kongrenin ikinci gününde yaptığı konuşma ile Genel Başkanlığa bir adım daha yaklaşmış oldu. Bununla beraber, kongreye katılan delegelerin büyük çoğunluğu sakin ve sessiz, daha doğrusu “Türkeş’e rey verelim mi, vermeyelim mi?” diye kararsız görünüyorlar. Bu sessiz duruş Oğuz grupu lehinde bir yanılma da olabilir. Çoğunluğun bu sakin tavrı hareketi karşısında iki grup, hususiyle Türkeşçiler grubu fazla heyecanlı ve hareketli görünüyor. Kongrenin ilk günü kararlı olmakla beraber sessizlik içinde çivilenmiş gibi yerlerine oturan Oğuzcular, dün sabah kongre başlamadan evvel biraz kıpırdanır gibi oldular ve içinde Türkeş aleyhine yazılar bulunan bir dergiyi dağıttılar. Türkeş grupu bunu görünce dergiyi toplayıp yırtmakla da kalmadılar, Oğuz’un üzerine yürüyüp birbirine girmesi için kâfi bir sebep teşkil etti ve Oğuz dayaktan kurtulmak düşüncesiyle oturduğu yeri değiştirmek zorunda kaldı. Kongrenin sabahki toplantısı böylece kavga ile açılmış oldu.

* * *
Kongre başlayınca, Genel Başkan adaylarından Tahtakılıç, dünden kalan konuşmasına devam etti. Etti ama, muğlâk ve ne demek istediği, hangi tarafı tuttuğu belli olmayan konuşmasını uzatması delegelerin sabrını taşırdı.

“Yeter artık” diye bağırmalar bile Tahtakılıç’ı susturamadı. Bu arada Tahtakılıç, Gökhan’ı yerip Türkeş’i methediyor ve hemen arkasından da “Kongre gayri tabii hava içerisinde cereyan etmektedir” diyordu. Genel Başkan adayının bu beyanı gürültülerle kesilirken, Kongre Başkanı Gökhan müdahale ederek, “Tavzih ediniz. Bir daha böyle ithamlarda bulunursanız sözünüzü derhal keseceğim” diye bir çıkış yaptı. Bu defa da Tahtakılıççılar Başkana müdahale ettiler ve “Yuha”lar arasında “Geldiğin partiye git diye bağırdılar.

* * *
Tahtakılıç’ın konuşması bitince, saat 12 de Türkeş kürsüye davet edildi. Bir saate yakın konuşması monotondu. Sadece konuşmasının sonuna doğru yumruğunu birkaç defa kürsüye vurduğu görüldü. Konuşma monoton olmakla beraber, tezahürata sebep olacak kelimelerin itina ile seçildiği belli oluyordu. Türkeş en çok “Halk” kelimesini kullandı. “Halka inmek, halkla olmak, halka memleket meselelerini anlatmak, halkın içinden çıkmak” gibi deyimleri sık sık tekrarladı durdu. Bu arada “Şimdiye kadar görülen o dinmeyen hırs susturulmalıdır” dediği zaman salon çınlıyordu. “Türk Milletinin dini İslâmiyettir” deyince de tezahürat son haddini bulmuştu.

Türkeş’in hususiyle bu kelimeleri seçmesi dinleyiciler tarafından “bir yatırım” olarak vasıflandırıldı.

* * *
Türkeş konuşmasının ağırlığını yeni pıogramlarının özetine hasretmiş gibiydi. Silkinmeden bahsediyor, geri kalmışlığın sebeplerini anlatıyor, düşündükleri çareleri sıralıyordu.

Türkeş konuşmasına devam ederken iki enteresan husus dikkat nazarlarından kaçmadı. Biri, bu konuşma sırasında Çankırı, Muğla, Bingöl ve Balıkesir delegelerinin bir huruç hareketi yapar gibi salonu terketmeleriydi. Ancak bunu gören Türkeşçiler, boşalan sıraları hemen doldurmakta gecikmediler.

Diğeri de şudur: Yine Türkeş konuşurken Genel Başkan ve Genel İdare Kuruluna seçilecek adayların listeleri dağıtılıyordu.

Bu Türkeş’i tutan grupun listesiydi. Bir tane de Oğuz’a verildi. Oğuz, başta Genel Başkan adayı diye Türkeş’in ismini görünce listeyi ikiye katlayıp yırtıp attı. Ve arkasından da buna nazire olsun diye çantasından çıkardığı beyaz bir kâğıda Genel Başkanlık için Tahtakılıç’ın ismini yazıp kâğıdı yine çantasına koydu.



Adalet, 1 Ağustos 1965.

Türkeş CKMP’yi ele geçirdi

Delegeler kongre boyunca sık sık birbirlerine girmişler, karşılıklı küfür ve hakaretler ederek bağırıp çağırmışlardır.

Daha kongre açılmadan ilk kavga delegeler arsında çıkmış, Ahmet Oğuz’un bir mecmuada Türkeş ve taraftarlarına “Faşist” dediğini ileri sürenlerin çıkarmak istedikleri kavga, büyüme istidadı gösterirken önlenmiştir. Bu arada Türkeşçiler Ahmet Oğuz’un üzerine yürüyerek dövmek istemişlerdir.

Öğleden Sonra

CKMP büyük kongresi öğleden sonra saat 14 de toplanmış ve seçimlere geçilmesini kararlaştırmıştır. Genel Başkan, Genel İdare Kurulu ve Haysiyet Divanı üyeleri seçimleri için her ilden bir kişi olmak üzere tasnif heyeti kurulmuştur. Oylama saat 16 da başlamıştır.

Behçet Yurtçu

Bir gün önce Genel Başkan adayı ilân edilen Üsküdar İlçe İdare Kurulu üyesi Behçet Yurtçu, Kongre Başkanlık Divanının neye dayandığı anlaşılamayan bir karariyle dün Kongre salonuna bile sokulmamıştır.

Kendisiyle görüştüğümüz Behçet Yurtçu partisine çok bağlı bir insan olduğunu, konuşacağı bir gün önce ilân edilmesine rağmen kongreye alınmadığını, delege kartının da görevliler tarafından kendisine verilmediğini söylemiş, <<Ben Alparslan Türkeş ve arkadaşlarının kötü emellerini bilen ve bunları CKMP’lilere anlatmak isteyen bir insanım. Ama konuşmamdan korktular. Kongre başkanının tutum ve zihniyeti bence malum olduğu için bu taktiği yadırgamadım. Fakat mücadeleme devam edeceğim. Bu kongre gayri kanunidir.>> demiştir.



Adalet, Kenan Harun, 1 Ağustos 1965.

Ne oldu sana!

Kongrenin ikinci günü gövde gösterisi de, itişip kakışma da, kavga dövüş de erkenden başladı. Salonda daha 200 – 300 delege bulunduğu sırada Türkeş girdi. Tabii alkışlar yükseldi. Aradan beş dakika geçmeden Ahmet Oğuz geldi. Tıs yok. Sanki 18 yıl CKMP’ye emek vermiş adam değil de CKMP’yi hançerlemeye kalkmış bu Ahmet Oğuz. Sanki bir iki ay öncesine kadar Genel Başkanlık yapmamış da CKMP’ye ömür boyu kalleşlik yapmış bu Ahmet Oğuz…

*
Kongre salonunun sağ tarafında, beşinci altıncı sıralarda oturan dört adet delilkanlı vardı. Ahmet Oğuz ilk gün kürsüde konuşurken ikide bir lâf atıyorlar, atlar gibi yerlerinde tepinip duruyorlardı. Hele arada bir “Türkeş… Tür-keş…” diye tempo tutup avaz avaz bir bağrışları vardı ki eski CKMP’liler hırslarından kııdurabilirlerdi. Bir ara Yılmaz Ataksor yaklaştı yanlarına. Ataksor çok uzun yıllar CKMP’ye hizmet etmiş bir gençtir. Oğlanların neyin nesi olduklarının farkında değildi. Bir ara esef dolu bir çehre ile kafasını salladı. Bu oğlanlara dönüp:

- Hey kahpe felek, dedi. Kürsüde konuşan Ahmet Oğuz’u işaret ederek, Sen koskoca Mareşallerle bir olup bu partiyi kur, bunca emek ver, sonra da gel burada çoluk çocuğun maskarası haline getirilmeye çalış…

Ataksor yanılmıştı. Hitap ettiği oğlan Türkeş diye yırtınanlardandı. Birden diklendi:

- Babanızdan mı miras kaldı bu parti size?

Şaşırdı Ataksor ve hemen intikal etti:

- Ha, kardeşim, sen haklısın. Gençsin daha, çok gençsin… Öğrenirsin, idrâk edersin zamanla bazı şeyleri…

Ve kenardan kenardan uzaklaştı.

Bilir misin, yüreğim parçalandı haline senin, Ataksor… Bölükbaşı’ya karşı çıktığın zamanlardaki ateşinliğine ne oldu? Sende mi böylesine sinecek, silinecektin?



Zafer, 1 Ağustos 1965.

CKMP’nin dün de devam eden kongresi “Yuh” sesleri arasında devam etmiş, bir gün önce olduğu gibi delegeler sık sık birbirine girmişlerdir.

Tahtakılıç konuşmasında eski arkadaşlarının 18 yıllık mücadele arkadaşlarının yeni girenlerle bir tutulmamasını istemiş ve <<Biz 18 yıldır bu parti uğruna her şeyimizi feda ettik, bütün mücadelelere göğüs gerdik. Acaba Türkeş ve arkadaşları bizim gibi köy köy dolaşıp bu memleketin ızdırapları ile mi alâkadar oldular. Yeniler hep fikir ve kanaatten bahsediyorlar. Bunlar eski fikir ve kanaatlerdir. Biz bunları 18 yıldır savunuyoruz.>> demiştir.

Kavga Başlıyor

Tahtakılıç sözlerine devam ederken Başkan Gökhan Evliyaoğlu’nun sözünü tekrar kesmesi üzerine salon bir anda karışmış, delegeler yuh sesleri arasında başkanlık divanını protesto etmişler ve kürsüye doğru yürümüşlerdir. Karşılıklı yumruklaşan Afyon delegeleri ile İstanbul ve Samsun delegelerini yerlerine oturtmak güçlükle temin edilmiştir.

Konuş Tahtakılıç Konuş

Bir delege, 15 yıl önce Osman Nuri Köni’nin kafasına attığı bir kül tabakasını hatırlatmış ve huzurda Bölükbaşı ile Fuat Arna’nın bulunduğunu söyliyerek bu hareketi nasıl izah edeceği sormuştur. Bu soruya Tahtakılıç cevap vermeyince yine delegeler birbirine girmişler fakat Tahtakılıç’ı tutan delegeler ağır bastığından hadise önlenmiştir. Tahtakılıç 4 saatlik konuşmasında özetle: <<Biz hüsnüniyet sahibiyiz. Türkeş partiye gelir gelmez Parti Genel Müfettişi yaptık>> demiştir. Eskiler harcandığı taktirde partinin başına bazı badirelerin geleceğine de temas ederek, CKMP’nin iyi yolda olmadığını belirtmiş, ayrıca Alparslan Türkeş’in liderlikte de gözü olmadığını söylemiştir. Sözlerine gayet sakin olarak eden Tahtakılıç, her yeri geldikçe Türkeşçileri itham etmiş ve kongre divanını ele geçirdikleri iddiasiyle <<Türkeşçiler tarafından yeni bir sabote karşısındayız>> demesi yine gürültülere sebep olmuş, bu sefer kalabalık bir delege topluluğu birbirine küfrederek yumruklaşmışlardır.

Türkeş Beklenen Konuşmasını Yapıyor

Türkeş’i tutan delegelerin alkışları içinde kürsüye gelen Alparslan Türkeş’in konuşmasını delegeler çıt çıkarmadan dinlemişler fakat bazı delegeler “Eminsular geliyor” diye bağırmışlardır. Türkeş konuşmasında kendilerine karşı duyulan düşmanlıkların bir dedikodu olduğuna değinerek, <<Madem ki Türktürler onları da her türlü tecavüze karşı koruyacağız, mücadelemiz vatandaşların hak ve hukukları için olacaktır>> Bu arada sorulan bir suale, <<Kıbrıs’ta cihad etmek isterim>> diyerek sözlerini Ziya Gökalp’in bir şiiriyle bitirmiştir.



Haber, 1 Ağustos 1965.

Eskiler yenilere boyun eğdi ve …
Türkeş CKMP Genel Başkanı Seçildi
Tahtakılıç seçimlerden önce kongre salonunu terketti

Alparslan Türkeş, dün yapılan seçimler sonunda 698 oyla Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi Genel Başkanlığını kazanmıştır. Türkeş’in en kuvvetli rakibi Ahmet Tahtakılıç 516, diğer iki aday Behçet Yurtçu ve Fahri Cebecioğlu ise oy alamamışlardır.

Konuşmalar, kongre başkanı Gökhan Evliyaoğlu’nun sık sık müdahalesi ile kesilmiştir. Kongredeki sinir harbinin şiddetlenmesine sebebiyet veren Türkeş taraftarlarının bir ara Tahtakılıç’ın konuşmasını kesmek istemeleri protestolara meydan vermiştir.

Tahtakılıç bu çıkışlar karşısında konuşmasını şu sözlerle bitirmek zorunda kalmıştır. “Konuşma hakkımı kesmekle beni düşüncelerimden ayıramazsınız. Kongrenin havasını aleyhime döndürmek de başkanlık divanına yakışmaz. Baskın metodu artık iflâs etmiştir. Bizim partimizde bu metod revaç bulmaz. Bu partinin gelişmesi için el ele hizmet gerekir. Eski, yeni zihniyetinin tasfiyesi lâzımdır.”

Delegeler Kongre Başkanlığına Hücum Ediyorlar

Tahtakılıç’ın konuşmasının kesilmesine sebebiyet veren kongre başkanlığı, delegeler tarafından şiddetle protesto edilmiştir. Bu arada bazı delegelerin “Tarafsız kongre bakanı istiyoruz. Çekilmelisin” sözlerini tekrarladığı görülmüştür.

Genel Başkanlığa adaylığını koymuş olan Türkeş, dün bir konuşma yapmış ve “Türkiye’de toplumsal güvenlik, toplumsal adalet, toplumsal yardımlaşma yoktur” demiştir. Türkeş’in konuşması sırasında Çankırı, Muğla, Balıkesir, Bingöl, Bolu delegelerinin salonu terkettikleri ve bu sırada dağıtılan Türkeş’in genel başkanlığı altındaki genel idare kurulu listesinin Ahmet Oğuz taraftarlarınca yırtıldığı görülmüştür.

CKMP olağanüstü Genel Kongresinin bugün öğleden sonraki toplantısında, aday yoklama yönetmeliğini inceleme komisyonunun raporu görüşüldükten sonra, saat 16.18’de Genel Başkan, Genel İdare Kurulu ve Yüksek Haysiyet Divanı seçimlerine geçilmiştir. Oy kullanma işlemi saat 18.20’de sona ermiş, on dakika sonra da tasnife başlanmıştır.

Aday yoklama yönetmeliğini inceleme komisyonunun raporu üzerinde söz alan delegeler, özellikle merkez kontenjanının kaldırılmasını savunmuşlar, bu arada merkez kontenjanının muhafazası halinde kontenjan adaylarına liste sonlarında yer verilmesini istemişlerdir. Daha sonra bu konuda verilen önergeler oylanmış, 1 – 10 arası milletvekili çıkaran illere de bir kişilik merkez kontenjanı tanınması kararlaştırılmıştır.

Öte yandan adaylardan alınacak özel aidat 1 – 500 lira arasında illerin takdir ve imkânına bırakılmaktadır.

Saatler ilerledikçe delegeler sabırsızlanmaya başlamışlar ve “seçim, seçim” diye tempo tutmaya başlamışlardır. Bu arada bir delege de “3. parti olarak bu memleketi felâketten kurtarmak istiyoruz” diye bağırmış, saat 15.07’de Genel Başkan adayları siyah tahtaya yazılmaya başlanmıştır. Buna göre Ahmet Tahtakılıç, Alparslan Türkeş, Behçet Yurtçu ve Fahri Cebecioğlu olmak üzere dört kişi Genel Başkanlığa aday bulunmaktaydılar.

“Seçim, seçim” seslerinin gittikçe hızını arttırması karşısında Kongre Başkanı, bununla ilgili önergeleri oya sunmuş, saat 15.23’de seçimlere geçilmesi kararlaştırılmıştır. Zarfların dağıtımı bir hayli vakit almış, bu arada bir önerge ile Genel Başkan adaylarından Tahtakılıç ile Türkeş’in kürsüye gelerek delegeleri selâmlamaları istenmiştir. Ancak Tahtakılıç salonda bulunmadığından, sadece Türkeş, delegelerin bu arzusunu yerine getirmiştir.



Akşam, 1 Ağustos 1965.

Türkeş Seçildi

Paralar Nereden Geldi

Dün sabah 9.30 da başlayan kongrede “Türkeş faşisttir” başlığı altında yayın yapan bir derginin dağıtılması, delegeler arasında karışıklık çıkmasına sebep olmuş, duruma sinirlenen bir delege Ahmet Oğuz’a “Celâl Bayar para verdi. Sen de bunu bastırdın. Değil mi?” diye bağırmıştır.

Diğer delegelerin araya girmesiyle, bu yüzden başlayan itişip kakışmalar bastırılmış ve Ahmet Tahtakılıç, bir gün öncesinde yarım kalan konuşmasına devam ederek, seçildiği takdirde yapacağı çalışmaları anlatmıştır.

Konuşamayan Genel Başkan Adayı

Türkeş’in konuşmasından sonra çalışmalara ara verilmiştir. Öğleden sonra tekrar toplanan kongrede söz alan CKMP Konya Ereğlisi İlçe Başkanı Fahri Cebecioğlu Genel Başkan adayı olduğunu buna rağmen kendisine söz hakkı verilmediğini ve bu yüzden kendisini tanıtma fırsatını bulamadığını söylemiş ve konuşma hakkı istemiştir. Bunun üzerine salonda sinirli bir hava meydana gelmiş ve delegeler “Şimdiye kadar neredeydin? Genel Başkan adayları konuşmalarını yaparlarken uyuyor muydunuz?” şeklinde bağırmışlardır. Delegelerin muhalefetine rağmen Başkanlık Divanı Cebecioğlu’nun bu isteğini oya koymuştur. Ancak oylama sırasında teklifi red edilmiş ve konuşmasına müsaade edilmemiştir. Buna sinirlenen Genel Başkan adayı “Ben adaylığımı koydum, fakat adımı gizlediler, yaptıkları yolsuzluktur. Bu yolsuzluğu yapanlar partinin geleceğinden mes’ul olanlardır.” diyerek bağırmış fakat mikrofondaki ses kısıldığından konuşmacının sesi duyulmamıştır.

Daha sonra seçime geçilmiştir. Genel Başkanlığa adaylığını koyanlar şunlardır. Ahmet Tahtakılıç, Uşak Milletvekili, Behçet Yurtçu, Üsküdar İlçe Yönetim Kurulu üyesi, Alparslan Türkeş, CKMP Genel Müfettişi ve Fahri Cebecioğlu, Konya Ereğlisi İlçe Başkanı. Oylama sonucunda Alparslan Türkeş dün 516 oya karşı 698 oy alarak CKMP Genel Başkanı olmuştur.



Akşam, İlhami Soysal, Görünüş, 1 Ağustos 1965.

Hararet yükseliyor

CKMP olağanüstü kongresinin toplandığı sinema salonunun nedense havalandırma tertibatı iyi işlemiyor, yahut işliyorsa da tesir etmiyor. Dışarda öğleye doğru 35 dereceyi bulan sıcaklık salonda bir ara 40’a kadar çıktı. Herkes ceketini çıkarmış, elinde mendil ter siliyor. Alparslan Türkeş’in görüşlerini taşıyan “Dokuz Işık” adlı kitap da eşi zor bulunur bir yelpaze halinde sallanıp duruyordu. Kürsüde ile lâcivert tergal elbisesi içinde Tahtakılıç iki günden beri süren konuşmasına arada bir beyaz keten bir mendille terlerini sile sile devam ediyordu.

Yeter be kardeşim

Sıcak, bitmeyen bir uğultu, kesif sigara dumanları arasında hırçın bir ses yükseldi: “Yeter be kardeşim. Bu memleket zaten çok lâftan battı…” Seslenen delegelerden biriydi ve sabrı tükenmişti. Genel Başkan adayı Ahmet Tahtakılıç iki gündür konuşuyordu. Cuma akşamı saat onyedide konuşmaya başlamış, iki saat konuştuktan sonra Cumartesi devam etmek üzere konuşmasına ara vermişti.

Ne söylüyor

Hem halefi hem selefi olduğu Bölükbaşı’nın rekorunu kırmak sevdasındaki Tahtakılıç’a “Yeter be kardeşim” diye bağıran delegenin bağırdığı saatte Tahtakılıç, konuşmasının ikinci gününde ve üçüncü saatindeydi. Dinlemeye de kimsenin sabrı kalmamıştı. Tahtakılıç linyit kömürü sobalarının nasıl yakılması gerektiğinden başlamış, dış politikanın bir günden öteki güne değişmesine imkân olmadığını söyleyerek konuşmasına devam ediyordu. Söylediklerinde yeni, dikkat ve ilgi çekici bir şey yoktu ama Tahtakılıç konuşuyordu. Kongre başkanlığına önergeler verilmeye başlandı., hem de otuz kırk imzalı önergeler.

Politikacı taktiği

Tahtakılıç kendince bir de kurnazlığın peşindeydi, konuşmasını ne kadar incir çekirdeğini doldurmaz bir şekilde uzatırsa uzatsın, öğleden sonraya kadar sürdürmek istiyordu ki kendinden sonra konuşacak rakibi Türkeş’in konuşmasını gazeteler baskılarına yetiştirmesinler ve Pazar gazetelerinde sadece kendi konuşması yer alsın. Ama hesap etmediği bir şey vardı, o da sabırların taşmasıydı. Nitekim önergelerle ve hattâ yer yer gürültülerle Tahtakılıç’ın konuşmasının bitmesi istenmeye başladı. O kadar ki, Tahtakılıç’ı desteklemeye niyetli olanlar bile bezginlik getirmişlerdi. Başkan Tahtakılıç’ın sözünü kesip sormak zorunda kaldı. Cevap en serin kanlıları bile çatlatacak cinsten oldu: “Daha yarım saatten fazla sürer..”

İmam bildiğini okuyacak

Şu satırların yazıldığı sırada daha Tahtakılıç Eğitim Bakanlığı devrinde ne büyük işler yaptığını anlatmaya devam ediyordu ve sıra Türkeş’e gelmemişti, ama salona hâkim olan hava iyiden iyiye belli olmuştu. Gazeteciler, dinleyiciler ve delegeler ittifak halinde “Tahtakılıç veda konuşmasını yaptığı için bu kadar uzun konuşuyor” diyorlardı. Ölçüsüzlük Tahtakılıç’ın zaten pek kuvvetli olmayan şansını iyice zedelemişti.



Dünya, 1 Ağustos 1965.

Türkeş, CKMP lideri oldu

Alparslan Türkeş, dün yapılan seçimler sonunda, 698 oyla Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi Genel Başkanlığını kazanmıştır. Türkeş’in en kuvvetli rakibi Ahmet Tahtakılıç 516, diğer iki aday Behçet Yurtçu ve Fahri Cebecioğlu ise oy alamamışlardır. Kongrenin ikinci gününde de delegeler Türkeş’e yine büyük tezahürat yapmışlar ve sık sık tempo tutmuşlardır.

CKMP Genel Başkan adayı Alparslan Türkeş, Tahtakılıç’tan sonra tezahürat arasında kürsüye gelmiş ve uzun bir konuşma yapmıştır. Delegeler 14 lerden emekli albay Türkeş’e konuşması bittikten sonra da tezahüratta bulunmuşlar ve “CKMP’nin yeni genel başkanı belli oldu.”, “Türkeş sana güveniyoruz”, “Türkeş Türkeş çok yaşa” diye bağırmışlardır. Türkeş, “Türk milletinin dini çoğunlukla İslâm’dır” diye sözlerinde devam etmiş, ancak bu cümlesinden dolayı yapılan tezahürat yüzünden bir süre konuşmasına ara vermek zorunda kalmıştır. Delegeler Türkeş’e bir kaç dakika hep birlikte tempo tutmuşlardır. Alkışların durmasından sonra sözlerine devam eden Genel Başkan adayı memleketin dinî meselelerini halletmek için din uleması ve ilim adamları yetiştirilmesi gerektiğini belirtmiştir.

Türkiye’nin yurtta sulh, cihanda sulh ilkesine bağlı olduğunu belirten Alparslan Türkeş millî menfaatlerin korunmasında milletçe hassas olduğumuzu söylemiş ve “Türkiye dış politikasında insiyatif sahibi olmalıdır. Rastgele rüzgârın sürüklediği yaprak gibi dış politikaya karşıyız.” demiştir.

Bu arada delegelerden birisinin “Yeşiladaya çıkartma ne zaman” diye bağırması üzerine Kıbrıs konusundaki görüşlerini de açıklıyan Genel Başkan adayı şöyle demiştir: “Kıbrıs tarihî ve jeopolitik bakımdan Türkiyenin bir parçasıdır. Orada yaşıyan 120 bin Türk kardeşimizin haklarının korunması için elimizden geleni yapacağız.” Genel Başkan adayı daha sonra CKMP içindeki mücadeleye de konuşmasında yer vermiş ve her toplulukta fikir ayrılıkları bulunabileceğini, bunların çoğunluğa saygı gösterilerek halledileceğini söylemiştir.

Türkeş’ten önce Genel Başkan adaylarından Ahmet Tahtakılıç bir gün önceki konuşmasına devam etmiş, memleket meselelerinin halli için yapılması gereken reformlar olduğunu, partide el ele hareket edilmesi gerektiğini belirtmiştir. Tahtakılıç’tan sonra CKMP Üsküdar İlçe Başkanı Behçet Yurtçu Genel Başkan adayı olarak mikrofona davet edilmiş ancak kendisi salonda bulunmadığı için konuşamamıştır.

Daha sonra öteki delegeler konuşmuş ve çoğunluğun isteği üzerine oylamaya geçilmiştir. Oylama sonucunda Türkeş’in 698, Tahtakılıç’ın ise 516 oy aldıkları görülmüştür. Genel Başkan olan Türkeş’e salonda büyük tezahürat yapılmıştır.



Vatan, 1 Ağustos 1965.

Türkeş kışkırtıcı bir konuşma yaptı

Söz sırası diğer genel başkan adayı Alparslan Türkeş’e geldiğinde salonda büyük bir alkış ve ıslık tufanı kopmuştur. Tezahürat arasında kürsüye gelen Türkeş, delegelerin milli hislerini galeyana getirici tarzda sözlerle konuşmasına başlamış, yakın zamanda geçmiş ihtilâl ve darbe teşebbüslerini kastederek şunları söylemiştir: “Yurdumuzun birkaç büyük şehrinde dar bir sahaya inhisar eden bir takım hareketler olmuştur. Bunların başarısız olmasındaki yegâne sebep, davaların halka anlatılmamış ve maledilmemiş olmasıdır. Onun için şimdiki kifayetsiz politikanın sahipleri ve kabiliyetsiz liderlere karşı halk uyarılmalı, halka davalar anlatılmalıdır.”

Bu mealde kışkırtıcı sözler sarfeden Türkeş’e yapılan tezahürat sırasında kendine hakim olamıyan bir delege koşarak sahneye fırlamış ve Türkeş’in elini öperek alkışlar arasında tekrar yerine oturmuştur. Alparslan Türkeş’in tahrik edici konuşması devam ederken yavaş yavaş salonu terkedenlerin çoğaldığı görülmüştür.



Yeni Tanin, 1 Ağustos 1965.

Türkeş, CKMP Genel Başkanı!.

Dün sonuçlanan CKMP Genel Kongresinde yapılan seçimler sonucunda Alparslan Türkeş, 698 oyla parti Genel Başkanlığına seçilmiştir. Türkeş’in en güçlü rakibi Ahmet Tahtakılıç 516, diğer iki aday Behçet Yurtçu ve Fahri Cebecioğlı ise oy alamamışlardır.

Kongre çalışmaları sırasında kavgalar olmuş, Alparslan Türkeş konuşurken kürsüye koşup kendisini öpen bir delege de heyecanlanarak sahneden yere yuvarlanmıştır.

İlk konuşmayı yapan Ahmet Tahtakılıç, Divan Başkanının tarafsız olmadığını, yerine başka birinin seçilmesini istemiştir. Bunun üzerine ortalık karışmış, Tahtakılıç taraftarı delegeler alkışlarken, Türkeşçiler de yuha diye karşılıkta bulunmuş ve delegeler yumruklarla birbirlerine girmişlerdir. Divan Başkanı Gökhan Evliyaoğlu, kendisinin “tarafsız, meşrû seçimle başkan olduğunu” ifade ettikten sonra kongrede bulunan görevliler de ortalığı yatıştırma imkânını bulabilmişlerdir.

Bu sırada delegelerden bir tanesi ayağa kalkarak, “yeter.. kes.. konuşma artık..” demiş, bunun üzerine ortalık tekrar karışmış ve bazı delegeler birbirlerine yumrukla tekrar hücum etmişlerdir.

Ahmet Tahtakılıç’ın “sabotaj metodlariyle katiyen sözümü kesemezsiniz” demesi üzerine, Evliyaoğlu müdahale etmiş ve “kimse kongrede öyle bir şey düşünemez ve size de sabotaj yapılmamıştır. Şayet bir daha kongre nizamına aykırı söz sarfederseniz konuşmanızı keseceğim” demiştir.

Ahmet Tahtakılıç’ın “Baskın basanındır metodu bu memlekette iflâsa uğramıştır.” sözü üzerine delegeler yine müdahale etmişler “madem ki onu biliyorsun da neden öyle telâşa kapılıyorsun” demişlerdir.

Konuşmacı, partide yaratılan huzursuzluklara değinmiş, eski ve yeniler arasındaki münasebetleri izah ettikten sonra da “Ben ne kimsenin adamıyım, ne de kimsenin benim adamım olmasını istiyorum” diyerek sözlerini bitirmiştir.

Mustafa Kepir

Tahtakılıç’ın konuşmasından sonra söz alan Parti Genel Başkan Vekili Mustafa Kepir, iki günden beri karanlık ifadelerle kongrenin gayri tabiiliğinden bahsedilmekte olduğunu söylemiş ve “Bu partiye mensup kişilerin bulunduğu bu kongre gayri tabiî olamaz.” demiştir.

Alparslan Türkeş

Genel Başkan adaylarından Alparslan Türkeş de bir konuşma yapmış “İdare teşkilâtı bugün halkı ezerek çalışmaktadır. Memleket her çeşit yer altı ve yer üstü kaynaklara sahip olduğu halde bu sefalet nedendir? Halkın enerjisini mutlaka seferber etmek lâzımdır. Halkımız için belirli bir geçim çizgisi çizip bütün vatandaşları bu çizginin üzerine çıkarmalıdır.”

Türkeş daha sonra halkın yüzde 77 sinin köylü olduğunu memleketin içinde bulunduğu başlıca sıkıntının istihsalin az olmasından ileri geldiğini ifade etmiş ve “İşçilerimiz yabancı memleketlere amele olarak gönderilip, onların getirecekleri dövizlerle çıkar yol bulmak olmaz.” demiştir. Bu sırada delegenin birisi kürsüye koşmuş Türkeş’in elini öptükten sonra dönerken sahneden düşmüş ve ağzı burnu kanamıştır. Türkeş daha sonra iç ve dış politikaya değinmiş ve demiştir ki: “Partiler birbirlerini düşman olarak görmemelidirler. Hep birlikte Kıbrıs’ta bulunan yurttaşlarımıza yardıma koşmak mecburiyetindeyiz…”

Türkeş en son olarak partiye nasıl girdiğini anlatmış ve partinin tarihçesinden söz etmiş, konuşmasını şöyle bitirmiştir: “Biz bugünkü kongreyi sabırsızlıkla bekledik. Partide yeniler ve eskiler diye ayrım olmaz. Biz bu partiye yeni girdik ama severek sayarak girdik. 1955’teki program elbette değişecektir. Bunu yapamazsak yerimizde sayıyoruz demektir.”



Yeni İstanbul, 1 Ağustos 1965.

Türkeş kazandı

Alparslan Türkeş CKMP olağanüstü kongresinde, 1230 delegenin katıldığı seçimi 698 oyla kazanarak Genel Başkan seçilmiştir. Tahtakılıç 516 oy almıştır.

Saat 16.18’de başlayan oylama 18.20’ de sona ermiş ve 2 saat 45 dakika sonra Türkeş’in Genel Başkanlığa seçilişi belli olmuştur. Bugün de devam edecek olan kongrenin kapanış konuşmasını Alparslan Türkeş yapacaktır.

Tasnif kurulu başkanı Afyon senatörü Rasim Hancıoğlu muteber oy sayısının 1214 olduğunu, 2 oyun boş çıktığını, 2 oyun iptal edildiğini ve 12 oyun da Genel İdare kurulu için kullanıldığını açıklamıştır.

Tabii Karşılıyor

Seçimde 182 oyla Genel Başkanlığı kaybeden Uşak milletvekili Ahmet Tahtakılıç, bir gazetecinin seçim sonucuyla ilgili sorusuna cevaben, “Tabii karşılıyorum, söyleyecek başka bir şeyim yok” demiştir.

*
Çalışmalarına sabah saat 10 da başlayan kongrede Ahmet Tahtakılıç, önceki günden yarım kalan konuşmasını tamamlamak üzere kürsüye gelmiştir. Tahtakılıç, “Dünkü konuşmam sırasında tarafsızlığından şikâyet ettiğim kongre başkanı Evliyaoğlu’nun yerini Başkan vekillerinden İsmail Hakkı Yılanlıoğlu’na bırakmasını istirham ediyorum” demiştir. Tahtakılıç’ın bu sözlerine karşı Evliyaoğlu, kongrenin çok büyük itimadı ile geç vakitlere kadar tarafsızlıkla vazife gören riyasete bu isnadı şiddetle red etmiş ve riyasetin tam bir tarafsızlık içinde vazifeye devam ettiğini söylemiştir.

Bu arada, bazı delegeler Tahtakılıç’a hitaben “Kongrenin havasını bozma. Sen yapacağın işlerden bahset.” diye bağırmışlardır.

Tahtakılıç Konuşuyor

Delegelerin bir kısmı tarafından “yeter artık” diye protesto edilen, bazı delegelerce de alkışlanan Tahtakılıç, konuşmasında, “Partizanlığın ortadan kaldırılması” üzerinde durmuştur.

Tahtakılıç, CKMP’nin 1954’tenberi ilmî plân fikrini savunduğunu belirtmiş, bugünkü plân uygulamasında yalnız “İhale edebiyatı” yapıldığını ileri sürmüştür.

Bu arada bazı delegelerin “yeter artık. Nasıl konuşturuyorsunuz bu adamı” dedikleri ve Başkanlık Divanının önüne kadar gelerek yüksek sesle “kes artık” diye bağırdıkları işitilmiştir. Tahtakılıç, bu reaksiyonlara karşı “Sabotaj metodları ile konuşmasının kesilemeyeceğini” ifade etmiş, Kongre Başkanı Gökhan Evliyaoğlu da “Hiçbir kimse bu kongrede fikir hürriyetine karşı gelemez, gelmemiştir. Konuşmanızın yeterli olduğuna dair 40 -50 önerge vardır. Bu kadar saygılı bir kongre az görülmüştür.” demiştir.

Türkeş’in Konuşması

Delegelerin büyük tezahüratı arasında kürsüye gelen Alparslan Türkeş, Türkiye’nin kurucuları ve temsilcilerinin Türk gençliği olduğunu, Türk gençliğinin yüzüstü bırakıldığını, gençlerin öğretim sıkıntısı çektiğini, gençliği sadece siyasî çıkarlara âlet etmek için bakmak yerine, onların dertlerini halletmenin, yarına emin bir şekilde yetiştirilmelerini temin için gösterilecek gayretlerin vatan borcu olduğunu belirtmiş ve özetle şunları söylemiştir:

Adaletsizlik

“Türkiye, yeraltı ve yerüstü servetleri bakımından bulunmaz bir memlekettir. Yeraltı ve yerüstü servetlerinin değerlenmemesi Türk Milletinin başına getirdiği idarecilerin kaabiliyetli kimseler olmamasındandır. Güçlükleri yenmek için halka maletmek, halkı harekete geçirmek lâzımdır. Halka maledilemeyen hiçbir hareket muvaffak olamamıştır. Türkiye’de bugün toplumsal adalet, toplumsal yardımlaşma ve toplumsal güvenlik yoktur. Yükler vatandaşlara adaletle dağıtılmalıdır. Artık halkımız için belirli asgarî bir geçim çizgisi çizmek mecburiyetindeyiz. İmkân eşitliği kurmalıyız. Sür’atle reformlara girmemiz lazımdır. Bunların başında da idarî reform gelmektedir. Toprak ve ziraat reformları vakit geçirmeden yapılmalı, bunun altına da vergi ve adalet vergi ve eğitim reformu eklenmelidir.

Büyük Millet

Türk milleti kendi tarihine bağlı, kendi varlığına dayanan büyük bir millettir. Türk milleti ancak bu şuurla yaşayabilir. Bu şuur da Türk milliyetçiliğidir. Milliyetçilik, vatanı için her fedakârlığı yapmaktır. Türk köylüsünün dertleri halledilmelidir. Bugün, 5 milyon işsiz vardır. 5 milyon da gizli işsiz vardır. Bu vatandaşlarımızın iş gücünü hesaplarsak yılda 20 milyar kaybımız olduğu ortaya çıkar. Sadece hayvancılıktan ettiğimiz zarar 8 milyar liradır. Türkiye’de siyasî partiler birbirine düşman yerine değişik fikirlerin savunucusu kardeşler olarak görmelidir. Uğursuz kin ve garaz uğursuz hırs durdurulmalıdır.”

Dış Politika

Dış politikaya da temas eden Türkeş yurtta sulh, cihanda sulh politikasına Türkiye’nin her zaman sadık kaldığını belirtmiş ve Kıbrıs konusuna da temas ederek “Kıbrıs tarihi jeopolitik durumu bakımından Türkiye’ye dahil bir parça olarak kabul edilir. Orada yaşayan 120 bin Türk vatandaşının haklarının teminat altında bulundurulması problemlerin bir an evvel çözülmesi taraftarıyız.” demiştir.

CKMP’deki parti içi münasebetlere de temas etmeden geçemeyeceğini ifade eden Türkeş bir iki kişiyi tenkid etmenin partiye hürmetsizlik olmadığını belirtmiş ve demiştir ki: “Bu parti 1948’de kurulduğu zaman ben genç bir subay idim. Daha o günden partinin umdelerine karşı kalbimde bir bağlılık kurulmuştu. Eskilikten yenilikten söz açıldı. Hangi eskilik, hangi yenilik? Her yerde çeşitli fikir ayrılıkları bulunur. Partide dışarıya akseden bir çok olaylardan çok geç haberimiz oldu. Bu olaylar hepimizi çok üzmüştür. Biz partiye girer girmez partinin en eski elemanlarına gittik. Kendileriyle konuştuk. Sayın Ahmet Oğuz bey de bu konuşmalarımızdan birinde bulunmuştur. Emekli General Sadık Aldoğan’ın evine Oğuz bey ile birlikte gittik. Bunda hürmetsizlik mi ettik? Bir iki arkadaşımızı tenkid etmek partimize karşı hürmetsizlik midir? Bu samimî tenkidleri partiye tecavüz olarak görmek doğru değildir. Bize nerede hizmet verilirse biz orada icab ederse bir er olarak çalışacağız. İlerlemeler insanların içinde bulunduğu durumla yetinmesidir. Eldeki program elbette ki değişecektir. Şimdiki program da ileride değişecektir. İlerideki program da daha ileride.. Şayet bu değişmeyi sağlayamazsak olduğumuz yerde duruyoruz, sayıyoruz demektir.”


Kongreden Notlar

CKMP olağanüstü kongresine ilk gündeki gibi davul zurnaların sesleri arasında başlandı. Türkeş konuşması boyunca sık sık alkışlandı. Bilhassa “Türkiye bir İslâm ülkesidir” sözü çok alkışa sebep oldu. Saat 15 e doğru delegeler “seçim! seçim!” diye hep beraber tempo tuttular.. Sonra başkan adaylarının listesi kara tahtada gözüktü: Türkeş, Tahtakılıç, Behçet Yurtçu ve Fahri Cebecioğlu. Saat 16.18 se seçime başlandı. Oylama 18.20’de tasnif neticesi anlaşıldı. Alparslan Türkeş CKMP’ye yön verecek yeni Genel Başkan olarak seçildi.



Ulus, 1 Ağustos 1965.

CKMP’de Türkeş dün de ağır bastı

CKMP Kongresinde dün başkan adayı olarak yumruğunu kürsüye vura vura yaptığı konuşmasında “Türkiye’de köy üniteleri meydana getirip, birbirine en yakın yedi, sekiz köyü bir araya toplayarak eleman ve vasıtalarla istihsali artırmak gerektir.” demiştir. Delegelerin kendisine “Albayım sen çok yaşa” diye bağırdıkları Türkeş, dünkü kongre çalışmalarında kuvvetini bir kere daha ortaya koymuş, üstelik diğer başkan adayı Ahmet Tahtakılıç’ın konuşması, Türkeş’in başkan adaylığı şansını biraz daha artırmıştır.

Program Değişikliği

Programı görüşen komisyon, dün çalışmalarını bitirmiş ve raporunu kongre başkanlığına vermiştir. Bu rapora komisyon üyelerinden biri muhalefet şerhinde, Türkeş’in “Totaliter ve kollektivist Türkiye yaratma çabasında olduğu” ifade edilmiştir. 17 delegeden kurulu komisyonda 14 üyenin Türkeş’in adamları olduğu, iki üyenin ise kararsızlık içinde bulundukları bildirilmektedir.

Dünkü Sabahki Çalışmalar

Dünkü sabahki çalışmaları açılmadan önce Dinçer ve Oğuz’u tutan bir derginin, delegeler arasında satışı sırasında hâdiseler olmuş, taraflar birbirlerine girmişlerdir. Bu derginin taraftarları Türkeşçilerin ise bu kimseleri dövmek istedikleri görülmüştür. Dergiyi satanlar ve taraftarları salondan çıkartılmışlardır.

Oturum gene Gökhan Evliyaoğlu’nun başkanlığında açılmış, bir gün önceden konuşması yarım kalan Tahtakılıç kürsüye tekrar gelmiştir. Konuşmasını uzattıkça uzatan ve bir genel başkan adayının bahsetmemesi gereken teferruata kadar inip delegelerin sabrını taşıran Tahtakılıç, sık sık yuhalanmış ve “İn aşağı, baş şişirdin eski adam” diye itham edilmiştir. Maliye Meslek Okulunun nasıl ıslâh edilmesi gerektiği konusundan, akla hayâle gelmez türlü basit meselelere kadar temas etmeğe kalkan Tahtakılıç, konuşmasının sonunda kongrenin “Gayri tabiî bir hava içinde toplandığımı ve aynı hava içinde devam ettiğini” bildirmiş, bu iddia gürültülere sebep olmuştur. Tahtakılıç, Türkeş için “Baskın, basanındır” sözünü kullanmış, başta Evliyaoğlu olmak üzere Türkeşçi delegeler tarafından protesto edilmiştir. Konuşmasının “Sabote edildiğini” ileri süren Tahtakılıç şunları söylemiştir:

“Türkeş ve arkadaşları, yani yeniler, başka program ve görüşleri vardıysa neden CKMP’ne girdiler. Bir başka parti kurmayı neden düşünmediler? Partiye yeni bir şahıs gölgesi düşürmekle neyi kazanacağınızı zannediyorsunuz?”

Daha sonra Başkanvekili Mustafa Kepir usûl hakkında söz almış, kongrenin gayri tabiî olmadığını söylemiş “Bu kongredeki hava, bundan öncekilerde görülmüş müdür?” diye sormuştur.

Türkeş Kürsüde

Genel Başkan adayı Alparslan Türkeş mikrofona geldiğinde kelimenin tek anlamıyla “yer yerinden oynamış”, delegelerin hançerelerini yırtarcasına “Albayım, liderimiz” diye bağırdıkları işitilmiştir. Türkeş sağ kolunu uzatıp eliyle delegeleri selâmlamış, siyah çantasından çıkardığı notlardan, yaptığı konuşmada, Türk milletinin dininin İslâmiyet olduğunu söyleyince çok alkışlanmıştır. Türkeş ayrıca, gerekirse, parti saflarında bir er gibi çalışacağını da kaydetmiştir.

Tezahürat

Türkeş’e dünkü kongrede büyük tezahürat yapılmış, bazı delegeler konuşmasını yaparken Türkeş’in yanına kadar koşup onun ellerinden öpmüşlerdir. Bunlardan biri dönüşte sahne ile salon arasındaki üstü tahta perdeli yere düşmüş ve zorlukla çıkartılmıştır.

Türkeş CKMP’ye daha “Rahmetli büyük asker, büyük insan Mareşal Fevzi Çakmak zamanında kalbî bağlarla bağlı olduğunu ileri sürmüş, ancak genç bir subay olarak partiye giremediğini” ifade etmiştir. Bu sırada bir delege “Bırak bunları da diğer meselelerden bahset” diye seslenmiştir.

Türkeş sahneden inerken omuzlara alınmak istenmiş ve salon alkıştan inlemiştir.



Yeni Gazete, 1 Ağustos 1965.

Türkeş CKMP Genel Başkanı Seçildi

Partinin kurucusu ve eski Genelbaşkanlarından Uşak Milletvekili Ahmet Tahtakılıç, Türkeş’in karşısında ağır bir yenilgiye uğramıştır. Öğleden sonra başlayan seçimlerin sonucu gece geç vakit alınabilmiş, Türkeş 698, Tahtakılıç ise 516 oy toplamıştır.

Seçim sonucunu kongre salonunda heyecan içinde bekleyen Türkeş’in eşi, sonuçlar ilan edildikten sonra oturduğu yerde tebrikleri Türkeş’le birlikte kabul etmiştir.

Uzun süren tartışmalardan sonra önceki gün başlayan CKMP Genel Kongresinde tarafların birbirlerini itham edecekleri beklenmekte idi. Bilhassa Eski Genel Başkan Ahmet Oğuz, Başkanlıktan istifa ettikten sonra “konuşursam yer yerinden oynar” tehdidinin altında yatan gerçekleri bu kongreden öğreneceğini sanıyordu. Fakat Oğuz delegelerin sataşmalarına rağmen gene üstü kapalı konuştu. Oğuz konuşmayınca kongrede önemli başka hiçbir olay cereyan etmedi.

Kongrenin ikinci günü, eski CKMP’lilerle Türkeş taraftarlarının itişme kakışmaya kadar varan ağız kavgaları ile başlamıştır. Türkeşçiler, bir dergide lider adaylarının “Faşistlikle” itham olunmasına sinirlenerek, eski CKMP’li delegelere hücumlarda bulunmuşlar, çekişmeler güçlükle yatıştırılarak vahim olayların çıkması önlenmiştir.

Gürültüler

Sık sık alkışlarla kesilen, lehinde tezahürat yapılan Tahtakılıç’ın sözlerine, zaman zaman Türkeş taraftarları müdahalelerde bulunmuşlar, bunlara birkaç kere kongre başkanı Evliyaoğlu da katılmıştır. Alkışlar ve büyük tezahürat arasında kürsüden inen Tahtakılıç’tan sonra Evliyaoğlu, bir gün önce ibra edilerek görevi sona eren Genel Başkan Vekili Mustafa Kepir’e söz vermiş, sadece Genelbaşkan adaylarının konuştuğunu ileri süren delegeler, Evliyaoğlu’na “Tarafsız değilsin” diye bağırmışlardır. Burada, sahnenin önüne gelen ve bağıranlar, görevliler tarafından uzaklaştırılmışlardır.

Taraftarlarının alkışları ve ayaklarını yere vurmaları içinde kürsüye çıkan Türkeş, memleket meseleleri hakkındaki görüşlerini açıklamış, konuşurken kürsüye fırlayan iki taraftarı yanağından ve elinden öpmüştür. Türkeş sözlerine Ziya Gökalp’in şu şiiriyle son vermiştir:

Koşan elbet varır, düşen kalkar
Kara taştan su damla damla akar,
Dökülür, sonra gümüş bir göl olur
Arayan hakkı en sonunda bulur.

Taraftarları Türkeş kürsüden inerken gene tezahürat yapmışlar, sıraların arasında birlikte hatıra fotoğrafları çektirmişlerdir. Bu arada iki genelbaşkanlık adayı Tahtakılıç ile Türkeş el sıkışmışlar, fotoğrafçılara birlikte poz verirlerken, bazı delegeler, “beraberlik” diye bağırmışlardır.

Millî Savunma Bakanı Hasan Dinçer, Genelbaşkanlığa adaylığını koymaktan vazgeçmiş, kendisini destekleyen 20 İl Başkanı ile bir toplantı yaparak, Tahtakılıç’a oy vermelerini istemiştir.



Ekspres, 1 Ağustos 1965.

Türkeş’in kazanması üzerine kaynaşma başladı
Eski CKMP’liler istifa edecekler!..

14’lerden Emekli Albay Alparslan Türkeş’in, CKMP Genel Başkanlığına seçilmesinden sonra, parti içinde geniş çapta kaynaşmalar başgöstermiş bulunmaktadır. Kongrenin sonunda delegeler arasında başlayan hararetli kulislerde CKMP’nin geleceği üzerinde önemle durulmakta, partiye yeni girmiş olanların açtığı çığırın benimsenmediği görülmektedir.

Nitekim, Alparslan Türkeş’in kongre esnasında, konuşma yapmak üzere kürsüye çıktığı anda salonu terkeden Çankırı, Muğla, Bingöl, Balıkesir ve civar illerin delegeleri, Türkeş’in Genel Başkan seçilmesinden hemen sonra parti içinde başgösteren geniş çaptaki kaynaşmaların ağırlık merkezini teşkil etmektedir. Gündemin son maddeleri müzakere edilirken Türkeş’e karşı olan delegeler de ayrı yerlerde görüşmelerine devam etmektedir. Son rey tasnifinin ortaya koyduğu neticeye göre, Ahmet Tahtakılıç safında toplanan ve oldukça kalabalık bulunan eski CKMP’liler, toplu halde partilerinden istifa edeceklerdir. CKMP’den istifa edeceklerin AP’ye girecekleri kesin şekilde tahmin edilmekte ve önümüzdeki günlerde büyük çapta istifalar beklenmektedir.

Eski CKMP’liler, istifa ettikleri takdirde ise, Türkeş ve arkadaşları partide yalnız başlarına kalacaklardır. Siyasî çevrelerin mütalâasına göre, böyle bir durumda ise CKMP, parti olarak fonksiyonunu bütün bütün kaybedecektir.



Hür Söz, 2 Ağustos 1965.

Alparslan Türkeş CKMP Genel Başkanı Oldu

CKMP Genel Kongresinin ikinci gününde yapılan seçimlerle Alparslan Türkeş 698 reyle Parti Genel Başkanlığına seçilmiştir. 45 dakikalık konuşmasiyle Alparslan Türkeş, bir kısım muarızlarını bile tesir altında bırakmıştır.

Kongrede bilhassa CHP teşkilâtı, Mason locaları ve bir kısım parti aleyhtarlarının kesif faaliyetleri bariz bir şekilde göze çarpmış ve bütün bu faaliyetlere rağmen Türkeş’in 182 rey farkı ile Genel Başkanlığa seçilmesi, “Milliyetçilerin bir zaferi” olarak karşılanmıştır.

Kongre esnasında İstanbul’dan çekilen bir telgrafla Ayasofyanın cami haline getirilmesi talebi, Mason Localarının kapatılması teklifi ve solcuların devlet hizmetlerinde çalıştırılmaması hakkındaki teklifler; bütün delegelerin şiddetli alkış ve tezahüratlariyle kabul edilmiştir.



Hür Söz, 2 Ağustos 1965.

CKMP Kongresinden Notlar

CKMP büyük kongresi AP büyük kongresine denk bir heyecan içinde geçti. O zaman da CHP’liler ve masonların Bilgiç aleyhindeki kesif faaliyetlerine mukabil, aynı çevreler bu defa Türkeş aleyhindeki kesif faaliyetini devam ettirdiler. Fakat kongrenin başlangıcından sonuna kadar hâkim olan milliyetçi havaya tesir edemediler

Salon; Türkiye Komünizmle Mücadele Derneğinin büyük afişleriyle dolu idi, onu CKMP’nin komünizmi tel’in eden afişleri tamamlayınca, solcu gazeteler çileden çıktılar ve “sanki Komünizmle Mücadele Derneği kongresi idi.” diye yazılar yazdılar. Kongre; “Mason localarının kapatılması, Ayasofyanın yeniden cami yapılması solcuların devlet hizmetinde çalışmaması..” teklifleri alkış ve tezahüratla kabul edilince, malûm çevrelerin endişeleri bir kat daha arttı ve Karadeniz Bölgesi ile Doğu bölgesinden gelen delegelerin direnmesi neticesinde Türk Milliyetçileri, AP kongresindeki mağlûbiyete mukabil farklı bir galibiyet kazandılar.

Lider Türkeş, 45 dakikalık konuşmasiyle bütün delegeleri peşinden sürükledi ve bilhassa mânevî buhran noktası üzerindeki sözleri uzun uzun alkışlandı. Bir kısım siyasiler; “En cür’etli lider” tabirini hemen Türkeş’e yapıştırdılar. Gerçekten de konuşması çok enteresandı ve belli ki korkusuzdu. CKMP’nin yeni lideri Türkeş, salondan ayrılırken, kongre binasının önünde bulunan subayların esas duruşa geçip selâm vermeleri de dikkate değer bir manzara halindeydi.

Diyarbakır delegelerinin folklor ekibi Başkentte bir hayli sükse yaptı ve çeşitli esprilere yol açtı.

Kongre; yerli ve yabancı yüzlerce diplomatın da alâka ile takib etmelerine sahne oldu.

Siyasî mahfillerin ifadesine göre CKMP Genel Kongresi; en kuvvetli bir siyasî kadronun kongresi halinde temâyüz etmiş bulunuyordu ve bu bakımdan bilhassa dikkate değerdi.

Solcu basının bütün tahriklerine rağmen CKMP kongresinde Türk Milliyetçileri beklediklerini buldular ve kat’i zafer kazandılar.



Hür Söz, 2 Ağustos 1965.

Enver Tuncalp ve Mustafa Bağışlayıcı CKMP’ye girdiler

Milliyetçi şahsiyetleri saflarında toplama yarışına çıkan CKMP sine son günlerde şair ve muharrir arkadaşlarımız Enver Tuncalp ile Samsun Büyük Cihad Gazetesinin sahibi Mustafa Bağışlayıcı iltihak etmişlerdir. Tuncalp iltihakını büyük kongrede açıklamış ve güzel bir konuşma yaparak, partiye giriş sebeplerini sıralamıştır.



Meydan, 3 Ağustos 1965 Sayı 29.

Kavga bitti ama yorgan gitmedi

Kim ne derse desin, geçen haftanın üzerinde en fazla durulan, merakla, hattâ bazı çevrelerde heyecanla tâkip edilen hâdisesi CKMP’de cereyan ediyordu. Partiye on ikiye çeyrek kalan giren ihtilâlci subaylarla eskilerin postu elden kaçırmamak için açtıkları mücadele, kongre arefesinde son haddine varmış, çok geç kaldıklarını ancak idrâk eden eskiler, Türkeş ve arkadaşları etrafında çaresiz bir şamata kopararak dikkatleri biraz daha bu genç emekli subaylar grupu üzerine çekmişlerdi.

Türkeş grubu müteşebbis heyetler üyelerinin kongreye delege olarak gelmesinde ısrarlıydılar, çünkü bu suretle Türkeş’in CKMP’ye girişinden bu yana şubeler açmak üzere muhtelif il ve ilçelerde teşebbüse geçmiş olan kendi adamları, (ki Türkiye’de sayılarının 170 -180 kadar olduğu söyleniyor) kongreye gelecekler ve onun Genel Başkan seçilmesinde reyleriyle rol oynayacakları.

Bunu hissetmiş olan “eskiler alayı” teklife kat’i surette mukavemet ediyor, bu mukavemetin şiddetinden zaman zaman müzakereler kavga, hattâ vuruşma hâlini alıyordu. O kadar ki, Genel Başkan Vekili Mustafa Kepir’in bir ara kavga edenlere; “Arkadaşlar, yarın CKMP’de cinayetler işlendi dedirtmiyelim” diye avaz avaz bağırdığı bile duyuldu.

İş o dereceye varmamış, fakat sonunda Türkeşçilerin dediği olmuştu. Teklif kabulü hemen de “eskilerin” mağlûbiyeti hususunda verilmiş kat’i bir hükümdü.

CKMP’nin tarihine şöyle kuşbakışı bir göz atanlar, bu partinin kuruluşundan bu yana çalkantılar içinde bulunduğunu, liderini, adını, programını bu çalkantılara göre değiştirdiğini hatırlayacaklardır.

Partinin kurucusu Osman Bölükbaşı’dır. O zaman adı sadece MP (Millet Partisi) idi ve Demokrat Parti’den kopup doğan küçük partilerin de ilkiydi.

Partinin o zaman en yüksek kademelerinde bulunan liderlerinden Hikmet Bayur, günün birinde bir ihbar yaparak kendi partisinin mahkeme kararıyla kapatılmasına sebep olmuş, bunun üzerine aynı siyasî teşekkül, bu sefer CMP (Cumhuriyetçi Millet Partisi) adıyla yeni bir doğuş yapmıştı. Daha sonra CMP, Tahsin Demiray’ın kurduğu TKP (Türkiye Köylü Partisi) ile birleşmiş ve CKMP ismini de o zaman almıştı.

Bölükbaşı ile Fuat Arna’nın İnönü ve Bayar’ı öldürecekleri ihbarı, Kırşehir’in ilçe olma hâdisesi, Partinin genel başkanı Bölükbaşı’nın tevkifi, Reşat Aydınlı hâdiseleri hep bu mâceralı Partinin başından geçti.

Şimdi son bir dalgalanma ile CKMP bu sefer de 27 Mayıs hareketinin, bu hareketten kopan ve 14’ler diye anılan bu eski ihtilâlciler grupunun dokuz emekli subayı eline geçiyordu. Fakat, bu defaki yenilenmenin eski maceralara pek benzemediğini, Partinin bu genç subaylar elinde sadece tüzük ve şef değil, mahiyet ve hüviyet değiştireceğini “eskiler” nasılsa anlamış bulunuyorlar.

Nasılsa diyoruz, zira, dikkatli bir gözle bakan her insanın CKMP’ye alayı vâlâ ile gelen bu dâvetlilerin, pek yakın bir gelecekte ev sahiplerini kapı önüne koyacaklarını anlaması için bütün âlametler mevcuttu ve öyle zannediyoruz ki gelenler, bunun anlaşılması yolunda da her türlü “hava hazırlığını” yapmışlardı.

CKMP’li bakanın çok ağır ithamları

Genç emekli subaylar CKMP’nin kongreye sunacakları yeni programlarını parti idare heyetine ve umumî efkâra tüzük değişikliği üzerindeki anlaşmadan sonra açıkladılar. Program beklenen, hattâ merakla beklenen bir metindi. “Müreffeh ve Kuvvetli Türkiye için CKMP programı” adını taşıyordu ve 256 maddeden ibaretti. Mahiyeti üzerine konuşmadan şunu söylemek gerekir ki, baştan sona bütünlenmiş, daha çok bir erkânı harp tekniği ile hazırlanmıştı.

“Her aile tenceresinde günde yarım kilo et. Her Türk’e günde bir bardak süt” gibi günlük hayatın tafsilâtını kapsıyan ve mide üzerine dayatılmış câzip maddeleri yanında “Kırk bin köy yerine dört bin tarım köyü” gibi bazıları üzerinde şok tesiri yapan yüksek voltajlı maddeler, ordunun istihsâle yardıma çağrılması, Harp Üniversitelerinin kurulması, üniversiteler üstü bir akademinin teşkili, ziraî sigorta kanununun çıkarılması ilh.. gibi maddeler de dikkatlerden kaçmıyordu.

Türkeşçilerin programı henüz umumî efkâr tarafından tenkid veya tasvip görmeye vakit bulamadan, bizzat kendi partisinin “eskileri” tarafından müthiş bir yaylım ateşine tutuldu. Bu ateşçilerin başında da son koalisyonun şimdi vazifesini terk etmiş Adalet Bakanı İrfan Baran bulunuyordu. Onun verdiği beyanatla, Türkeş programı, her şeye bir kulp takmakla rahatlıyan basına bir “faşist ve totaliter devlet felsefesi” olarak geçti. Acele bir hükümdü bu…

Baran, Ankara Gazeteciler Cemiyetinde yaptığı basın toplantısında Türkeş’ten “yeni bir führer” diye bahsediyor, onu kendisine ev sahipliği edenleri arkadan bıçaklamakla suçluyor ve “Bugün onların, CKMP’yi tıpkı nazi partisinin ele geçirilmesine benzeyen usullerle ele geçirme gayretleri vardır. Yaratılmak istenen yeni führere ve çevresine kulluk etmeyi kabul etmeyen ve etmiyecek olan partimizin tanınmış emekdarlarını çürütmek, sindirmek, kaçırmak, uzaklaştırmak için nazizmin bütün silâhları kullanılmaktadır.” diye altından kalkılması zor, ağır ithamlarla konuştu.

Pusuda bekliyen ve gelişmeleri kollayan Hasan Dinçer, bir ara vaktin kıvama geldiğini sanarak Genel İdare kuruluna “-.. Bu hava içinde yapılacak kongre partimize faydadan çok zarar getirecek, belki de gayrımeşru bir duruma düşürülecektir. Bunun için kongreyi seçimden sonraya tehir etmekten başka çare yoktur.” diye müracaatta bulunduysa da Kepir’in bir ayak oyunu ile önergesi reye konulmadan bertaraf edildi.

Duruma, göre daha doğrusu gazetelere akseden manzaraya göre, bu çekişmeler Türkeş’in Kongrede başkan seçilme sansını hayli zedelemiş, hattâ bazı çevreler için bu şans tamamen kaybolmuştu. Bu kanaate bilhassa Albay Türkeş’in Başkan Gürsel’e yazdığı o meşhur şikâyetnamesi sebep oldu. Siyasî hayatımızda gelenek hâline gelmeye başlayan şikâyet edebiyatına bir yenisini ekleyen Türkeş’in mektubunun “Orgeneralim” diye başlaması bile halk arasında büyük akisler yaptı. Cumhurbaşkanını hâlâ orgenerali olarak gören veya gördüğünü ima etmek isteyen bu hitap acaba arkasında nasıl bir mânâ taşıyordu.

Şurası muhakkak ki, hemen hiçbir siyasî çevrede bu mektup olumlu karşılanmadı ve Basının bazı çevreleri tarafından, Türkeş – Dinçer çatışmasında yenilgiye uğrayan emekli albayın, dikkatleri başka yönden üzerine çekerek “manşete çıkma” taktiği olarak değerlendirildi.

Fakat acaba Türkeş gerçekten Dinçer ve grupu karşısında bir yenilgiye doğru mu gidiyordu?

Son tereddütlere kesin cevap: Kongre

Bu sualin kestirme cevabını, 30 Temmuz Cuma günü başlıyan kongrenin hem umumî havası, hem de kongreye şimdinin sayılı adamlarından bir olan Gökhan Evliyaoğlu’nun başkan seçilmesi verecekti. Nitekim vaziyeti kavrayan gazeteler, kongreden ilk haberleri “Türkeş birinci raundu kazandı” diye vermekten ayrı bir zevk duydular.

Söylentilere bakılırsa, Türkeş, eskilerin kendisine karşı ileri sürdükleri başkan adayları meselesinde de onları kendine has bir taktikle tuşa getirmiş ve Dinçer ile Oğuz’u bertaraf ettirerek başkanlığa Ahmet Tahtakılıç’ın namzetliğini bilhassa sağlamıştı. Bu namzet eğer rivayetler bir gün tahakkuk ederse öğreneceğiz, zaten Türkeş’ten yanaydı ve başkanlığa namzetliğini onunla yaptığı anlaşma gereğince koyuyordu. Dinçer ve Oğuz’un Adalet Partisine kur yaptıkları, eğer o partinin kontenjan adaylıklarından liste başında birer yer kapmaları mümkün olursa CKMP’yi derhal terkedecekleri rivayeti de yaygın ve yerleşmişti. Bu pek de yüksek sesle reddilmeyen rivayet iki “eski”nin belini büküyordu. Esasen Adalet Partisi de hâdiseleri dikkatle takip ediyor, ihtilâfları nasıl olsa halledemiyecek olan bu iki şahsın, yine nasıl olsa kendi kapısını çalacağını bildiğinden, kontenjan başlarını harcamamak için işi ağırdan almayı tercih ediyordu.

Türkeş ve arkadaşları Fevkâlade Kongreye işte bu şartlarla ve bu gibi kongrelere müessir olan müthiş bir gövde gösterisi yaparak, delegelerin omuzlarında geldiler. Bu geliş, yerlerine daha önceden sessizce oturmuş olan “eskiler” takımını biraz daha ezmiş görünüyordu.

Fevkâlade kongrenin ikinci gününde sözü evvelâ genel başkan adaylarından Ahmet Tahtakılıç aldı. Türkiye’nin sosyal ve ekonomik meseleleri, genel sorunlar ve partizanlığın ortadan kaldırılması konularını içine alan konuşması delegeler tarafından zaman zaman “yeter, yeter” diye protesto edildi. “Kes artık” âvâzeleri ile sözünü kesenlere Tahtakılıç “sabotaj metodları ile konuşmasının kesilmeyeceğini” ifade etti, bu ifadesi kongre başkanı Gökhan Evliyaoğlu tarafından da tasvip gördü. Ancak, Gökhan, Tahtakılıç konuşmasının yeterli olduğuna dair 40 – 50 önerge olduğunu da hatırlatmadan geçememiş, ondan sonra söz alan Mustafa Kepir, kongrenin meşru bir heyet olduğunu savunmuş ve söz herkesin beklediği Türkeş’e verilmişti.

Türkeş konuşmasında, hazırlamış oldukları yeni programın ışığı altında, Türkiye’nin meselelerine değindikten sonra sözü CKMP içindeki anlaşmazlıklara getirerek “Başında büyük asker, büyük devlet adamı, Mareşal Çakmak’ın bulunduğu bu partiye 1948 yılından beri bağlılık duydum. Kurulduğu günden beri aramızda bağ var, hangi yenilik hangi eskilik? diye sormuştur.

Türkeş’in kongre konuşmasının süresi 45 dakikadır.

Fakat artık delegelerin sabrı kalmamıştır. “Seçim, seçim” âvâzeleri ortalığı tutunca genel başkan adaylarının adı kara tahtaya yazılmış, Ahmet Tahtakılıç ve Alparslan Türkeş’in yanında Fahri Cebecioğlu ve Behçet Yurtçu gibi kimsenin kulağına değmemiş isimler de nedense yer almıştır.

Saat 16 da sandıkları kontrol edilmiş, delegeler boş olduğunu gördükten sonra oy atımı başlamıştır. Türkeş oyunu Ankara delegesi olarak kullanmış ama Tahtakılıç, oy kullanmıyacağını beyan ederek salonu terketmiştir.

Oy verme işlemi iki saat sürmüş, sonra derhal tasnife geçilmiştir.

Netice, günlerden beri devam edegelen bir tartışmanın sonun Türkeş ve arkadaşları lehine bağlamakta, Genel Başkanlık, boş bulunan eskilerin elinden, plânlı bir çalışma yapan yenilerin eline, 182 farkla çantada keklik misali geçmiştir.

Şimdi bu netice üzerinde çok şey konuşulabilir, konuşulacaktır da.. Bugüne kadar söylenenlere yeni bir şey ilâve edilmiyecektir. Ve ne denirse densin, hiç kimse, bugün Türkeş grupunun eline geçen CKMP’de, seçim şansının; Dinçer ve arkadaşları elindeki CKMP’nin seçim şansından daha fazla olduğuna itiraz edemiyecektir.

Mevcut partiler içinde değişik bir kavis çizmeye namzet görünen CKMP, belki de yakında adı bir kere daha değişecektir, üzerinde dikkatle durmak ve bu parti içindeki gelişmeleri serin kanlı bir dikkat ve titizlikle takib etmekte memleket hesabına geçirilecek faydalar olduğu bir gerçektir. Dinçer ve Oğuz’un düştüğü gaflete düşmemek, ama peşin hükümlerle de uyanıklık kapılarını kapamamak şartıyla yeni CKMP’yi takib edenler onda nev’i şahsına mahsus, yeni bir takım gelişmeler seyredeceklerdir bekleyişindeyiz.



Yeni İstanbul, Bir İstanbul Efendisi, Server Muhsin, 30 Temmuz 1965.

Ah Hele Sizler, Hele Sizler…

Hasan Dinçer ve Baran beyler, Adalet Partisine flört yapmakla suçlandırılıyorlar. Aslına bakarsanız bu beyefendiler şu son günlerde pek muvazeneli bir politika gütmüyorlar.. Aramadan sormadan, iyice düşünmeden partinizi sizlerden daha hareketli, daha canlı bir istikamete götürecek gibi görünen genç adamların ellerine teslim edin; sonra da postun elden gideceğini anlayınca mızıkçılık yapın.. Olmaz ki bu, bu yaşınıza başınıza yakışmaz bir kere.

Türkeş gibi bir Albayın, sizin partinize müfettişlik etmek için veyahut da kara gözlerinizin hatırına gelmediğini idrak edemiyecek kadar uzak görüşten uzaksanız eğer, müsaade edin de sizlerden daha uyanıklar bu işi ellerine alsınlar. Hem de onların gidişi tasvip görsün veya görmesin. Belli bir istikamette, bir doktrin partisi yolunda olacağa benziyor. Bu da sizlerin sinsi ve karışık gidişlerinizden daha iyi değil mi? Efendim..



Yeni İstanbul, Bir İstanbul Efendisi, Server Muhsin, 3 Ağustos 1965.

Ebedi Bir Şifa Değildir…

Alparslan Türkeş omuzlarda… Ve gazeteler haber veriyor ki Türkeş CKMP’de duruma hâkim… Bunun böyle olacağı belliydi, zira post elden gittikten sonra telâşa düşenlerin artık faydasızdı. Evet, Alparslan Türkeş omuzlarda… Bu manzarayı çok seyretmişizdir. Alâ alâ hey omuzlara yükselmiş bir adam… Bu hale getirdiklerimize acırım; yeni değil; evet ezel. Acırım, zira onları omuzlarımıza ne kadar kolay yüklenirsek o kadar kolaylıkla da bırakıverdiğimiz, terkediverdiğimiz için. Üstelik omuza aldıklarımızın ahlâkını bozduğumuzdan dolayı…

“Ben aldırmam o iltifatlara, o mürüvvetlere” diyenlere de kulak vermeyin, insanoğluyuz ne olsa… Çiğ süt emmişiz, aldırmayan olur mu, olabilir mi?

Evet, şimdi de Türkeş omuzlarda, çekip çekip öpecekler, var ol, nur ol.. diye bağıracaklar, elleri patlayıncaya kadar alkışlayacaklar. Her şey ondan bekliyecekler, ondan isteyecekler, insan değil de hâşâ.. bir ilâh zannedecekler onu ve siyasî hayatın dağdağası içinde, insan gibi, hatâlar ve sevaplar yaparak yürüdükçe ona kızacaklar, nefret edecekler ondan…

Politikacının yirminci asırdaki kaderi de bu, değiştiremezsiniz ki… Siz o kaderi yapan şartlardan daha kuvvetli değilsiniz ki…

Ola ola, haddiniz olmıyarak Türkeş beyefendiye hatırlatabilirsiniz;

Bu alkışlar, bu omuzlar altında kalmıyasınız… Sizden evvel pek çok insana yapılmış olan ve sizden sonra da daha nicelerine yapılacak olan bu muamelenin üstesinden geldiğiniz ve medenî insanların yaptığı gibi, salonlara kendi yürüyüşünüzle girip de ölçüyle karşılandığınız zaman serin kanlı, akla ve mantığa dayanan ve mutlaka daha vefalı ve daha sıcak bir tutumun icaplarıyla hareket ediyor olacaksınız.

Aldanmayın genç dostlarım aldanmayın, “ebedi bir şifa değil, ebedi bir ezadır aldanmak”…




Yeni İstanbul, Bir İstanbul Efendisi, Server Muhsin, 4 Ağustos 1965.

Oportünist Politikacılar

Alparslan Türkeş’in CKMP reisliğine seçilmesi düpedüz bir hâdise değildir, üzerinde ibretle durmak lâzım.

Bir kere bu hâdisede oportünist ve tembel particilerimizin tutumları meselesi var ki kaderimizi ellerine tevdi ettiğimiz insanların agâhlıktan ne kadar uzak, mesuliyetlerini ne kadar az düşünür, ne kadar gevşek kimseler olduklarını açık açık gösteriyor.

Bir an için diyelim ki, Türkeş, onların sonradan iddia ettikleri gibi, son derecede tehlikeli, muzır, hattâ faşist ve totaliter emelleriyle korkulur bir adamdı.

Ee.. Pek âla beyefendiler, bu adama önce bizzat kendi partinizi siz hediye etmediniz, peşkeş çekmediniz miydi? Hangi akla hizmet yapmıştınız bu işi. Sorup soruşturmadan, danışmadan… Ya sizin dediğiniz gibi olan bir Türkeş, önce bir siyasî partiyi, sonra da o parti yoluyla hart diye iktidarı ele geçirirse bunun hiç değilse manevî mesulü kim olacak? Sizler değil mi? İşte ben meseleyi bu noktadan mütelâa ediyor ve şu oportünist politikacıların düştükleri bu komik duruma bakıp içimden değil, dışımdan Oooh! olsun diyorum.

Onlara Düşen

Gelgelelim işin öbür tarafına: Şimdi bu Türkeş grupuna da çok amma çok iş düşüyor. Madem ki kendileri modern metodlarla bir iktidar denemesi yaptılar ve metodlarının faydalarını müşahede ettiler, artık memleket meselelerini de böylece ele almaları ve her türlü hırs ve ihtirastan uzak bir topluluk olarak çalışmaları gerekir.

Bu millet hep denize düşenin çaresizliği içinde, ondan bundan medet ummakla vakit geçirir oldu. Alparslan Türkeş de bu “ondan bundan”ların listesine girmez inşallah…

Yazarın tüm yazılarını okumak için tıklayınız.

M. Metin KAPLAN

22 Nis 2024

15 Şubat 1977 M. Metin Kaplan’ın henüz yirmi üç yaşında Bursa’da üniversite öğrencisi iken, tutuklu bulunduğu sırada, arka sayfasını tamamen “Ülkü Ocakları Sayfası” adı altında ülkücü yazarlara tahsis eden milliyetçi bir gazetede, 6.

Halim Kaya

22 Nis 2024

Yusuf Yılmaz ARAÇ

15 Nis 2024

Efendi BARUTCU

01 Nis 2024

Muharrem GÜNAY (SIDDIKOĞLU)

15 Mar 2024

Nurullah KAPLAN

04 Mar 2024

Altan Çetin

28 Ara 2023

Hüdai KUŞ

19 Eki 2023

Ziyaret -> Toplam : 102,89 M - Bugn : 32261

ulkucudunya@ulkucudunya.com