Giriş Sayfası Yap | Sık Kullanılanlara Ekle Bize Yazın | İlkelerimiz 

ÜLKÜCÜ DÜNYA GÖRÜŞÜ

Ülkücülük; Müslüman ve Dokuz Işıkçı Milliyetçiliktir...

 « Ana Sayfa »   « Tüm Yazılar »   « Yazarlar »   « Kitaplar »   « Foto Galeri »   « Video Galeri »   « Bağlantılar » 

"...Şehitlere ölüler demeyin. Bilakis Onlar diridirler..." Bakara-154

29 Temmuz 2014
Salı

 KİTAPLAR
KUR'AN-KERİM MEALİ
ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ
PEYGAMBERİMİZİN HAYATI
İrfan YÜCEL
9 IŞIK
Alparslan TÜRKEŞ
9 IŞIK VE TÜRKİYE
Alparslan TÜRKEŞ
TÜRK İSLAM ÜLKÜSÜ
Seyid Ahmed ARVASÎ
TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ FİKİR SİSTEMİ (TÜM KİTAP)
Ayhan TUĞCUGİL
ÜLKÜCÜ DÜNYA GÖRÜŞÜ
M. Metin KAPLAN
ÜLKÜ YOLU
Namık Kemal ZEYBEK

ÖNCEKİ YAZI

9 IŞIK VE TÜRKİYE

Alparslan TÜRKEŞ

SONRAKİ YAZI

TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ FİKİR SİSTEMİ (TÜM KİTAP)

Ayhan TUĞCUGİL

     » Yorumlar (2)     » Yorum Ekle 

TÜRK İSLAM ÜLKÜSÜ

Seyid Ahmed ARVASÎ

NEDEN TÜRK-İSLAM ÜLKÜSÜ

Neden, su veya bu ad altında toplanmayı değil de "Türk-İslam Ülküsü" ne bağlanmayı savunuyoruz? Biz iddia ediyoruz ki, "Emperyalizm", Türk ve İslam dünyasını yutmak için en az iki asırdan beri korkunç bir tertibin içindedir. Bir taraftan kültür emperyalizmi ile "vatan çocuklarını" din ve milliyetine yabancılaştırarak kendi emellerine hizmet edecek kadrolar hazırlamakta, diğer taraftan din ve milliyet duygularını, her şeye rağmen terk etmeyen çocuklarımızı da birbirine düşürmeyi planlamaktadır.

Bugün yeryüzünde iki sömürgeci "blok" vardır. Bunlardan biri kara renkli "kapitalist emperyalizm" diğeri ise bütün fraksiyonu ile "kızıl emperyalizm". Birincisi "çok uluslu sirkelerin" paravanasında, "az gelişmiş veya gelişmekte olan halklara yardim etmek, özgürlük ve uygarlık götürmek" maskesi altında, ikincisi de "ezilen, sömürülen halklara bağımsızlık, özgürlük ve adalet götürmek" maskesi altında, "sınıfsal savaş" sloganı ile "iç savaşlar" çıkartmakta ve "dünya proleterlerinin dayanışması" adi altında işgalini gerçekleştirmektedir.

Gerçekten de yer yüzünde ezilen ve sömürülen bir de "üçüncü dünya" vardır. Bu dünya, daha çok Asyalı, Afrikalı irili ufaklı devletlere ve devletçiklere, beyliklere, emirliklere, federasyonlara bölünmüş milletlerden ibarettir. Esef edelim ki, bu insanların sayısı bir buçuk milyardan daha fazladır. İşin ızdırap veren diğer bir yani da, bu nüfusun çoğunluğunu Müslümanlar teşkil etmektedir. Bunun yanında çok acı bir gerçeği daha belirtelim ki, bu ezilen ve sömürülen Müslümanlar arasında Türk Milleti'nin çok önemli bir bolümü bulunmaktadır.

1970 Yılında yapılan bir araştırmaya göre, yabancı boyunduruğunda tam bir sömürge hayati yasayan Türk nüfusunun sayısı, Türkiye'mizde bulunan genel nüfusumuzun tam iki katidir.

Emperyalist güçler, fırsat buldukları zaman zorla, bulamadıkları zamanlar ise hile ile İslam ve Türk dünyasını ele geçirmiş, zenginliklerini yağmalamış, din ve milliyet duygu ve değerlerini tahrip etmiş, direnenleri lekeleme ve imha yoluna gitmiş, kendine uygun kadrolar yetiştirmiş, bu milletlerin uyanış diriliş hamlelerini, milli eğitim ve kalkınma planlarını baltalamış ve bu ülkeleri, "ebedi sömürge" statüsüne mahkum etmek için elinden geleni esirgememiştir.

Emperyalist güçler, korkunç bir kültür emperyalizmi programı ile millet çocuklarını milli tarihlerine, milli ve mukaddes kültür değerlerine, milli ülkülerine, milli menfaatlerine, hatta motif ve sembollerine düşman etmekle kalmazlar, kendi değerlerini "bir uygarlık ve ilerilik" unsuru biçiminde onların kafalarına ve vicdanlarına oturturlar. Böylece milli ve mukaddes değerlere bağlı milliyetçilerin karşısına, bu değerlere ters düsen "yabancılaşmış kadrolar" çıkarırlar. Bir ülkede, değerler "ikizleşince", kadroların da ikizleşmesi ve çatışması mukadder olur. İste düşman, bu noktada aktivitesini arttırır. Ülkenin ve milletin "parsellenmesi" için beynelmilel güçleri harekete geçirir. Ülke artık birbirinin gırtlağına sarılmaya hazır kadrolara bolünmüşse, düşman rahatlıkla at oynatabilecek vasati bulmuş demektir.

Düşman, karşısındaki güçleri parçalayarak onları birbirine düşürerek, kolay yutulur lokmalar durumuna sokmak ister. Meselâ sanki bir insan, hem "dindar" hem "milliyetçi" hem "medeniyetçi" olamazmış gibi, bu değerleri birbirine zır programlar durumuna sokarak, hiç yoktan "çatışan güçler" meydana getirir. Bu oyunlarını,o kadar ustaca planlar ki,tertiplerini anlamak

için bazan olayların üzerinden elli veya yüz sene geçmesi gerekir. Mesela,

Osmanlı Türk Devleti'nin parçalanması ve Orta-Doğu'nun sömürgeleştirilmesi

için,dinimizin ve milliyetimizin düşmanları,din" ile "milliyetçilik" arasında zıddıyyet ve düşmanlık duyguları doğurmayı planlamış olduklarını şimdi itiraf ediyorlar.

Serge Hutin adlı bir Fransız masonunun yazdığı "Les Francs-Maçons" kitabının 127. sayfasında okuduğumuza göre İslam dünyasında masonlar Cemaleddin-i Afgani ve Muhammed Abduh gibi "din politikacılarını" localarına kaydederek onların eliyle "Dini,milli yapılarına göre reforme ederek" alemşumul İslam dinini bozmak,öte yandan Müslüman Kardeşler(Freres Musulmans) hareketi ile de "İslam'da milliyetçilik yoktur"propagandası ile milletleri çökertmek ve bu suretle çok kahpece bir planla birbirine zıt "islamcı" ve "milliyetçi" sun'i düşman kamplar doğurmak istemişlerdir.

Emperyalizm, bizim dünyamızda bu "paradoks"tan çok istifade ettiğini ayrıca yazmaktadır. Dinimizin ve milliyetimizin düşmanları, din ve milliyet gibi iki mukaddes varlığımızı,birbirine düşman göstermek oyunundan kolay kolay vazgeçeceğe benzemiyor.

O halde,Türk milliyetçisine düşen iş,bütün varlığı ile bu oyunu herşeyden önce kendi yurdunda bozmak olmalıdır. Bu ülkede sun'i olarak birbirine düşman "güya Türkçü" ve "güya İslamcı" cepheler meydana getirmek isteyen hain ve kahpe oyunların karşısına,bir Müslüman-Türk olarak ve tarihine yaraşır bir biçimde çıkmalıdır.

Bunun için,Türk-İslam ülküsüne bağlı,Türklük şuur ve vakarına,İslam iman,aşk,ahlak ve aksiyonuna sahip.Türklüğü bedeni,İslamiyeti ruhu bilen, milletini teknolojik hamlelerle dünyanın bir numaralı devleti yapmak özlemi ile çırpınan,Dünya Türklüğünün,İslam dünyasının ve bütün mazlum milletlerin ümidi olmaya namzet bir gençlik yetiştirmekten başka çaremiz yoktur. Din ve milliyet,zıt değerler değildir. Bu sebepten, "sentez",tez ile anti-tez arasında söz konusu olacağına göre,yıllardan beri kullandığımız "Türk-İslam sentezi" yerine, "Türk-İslam Ülküsü" sözü daha uygun olur düşüncesi ile kitabımızın adını "TÜRK-İSLAM ÜLKÜSÜ" olarak seçtik. Bunu ısrarla kullanacağız.

BÖLÜMLER

BÖLÜM - 1

BÖLÜM - 2

BÖLÜM - 3

Ziyaretçi Sayısı : 5962108 Günlük : 1360 ulkucudunya@ulkucudunya.com