« Ana Sayfa »      « Bize Yazın »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

ÖNCEKİ HABER

Abraham Lincoln (12.02.1809-14.04.1865)

, 15 Nis 2019

SONRAKİ HABER

Ne İlk Ne de Son!

Cüneyt Arcayürek, 16 Haz 2014

16 Haz

2014

IŞİD’le pazarlık eden utanmazlar

Emin Çölaşan 01 Ocak 1970

Sevgili okuyucularım, Türkiye gibi bir ülkenin Ortadoğu gibi bir bataklığın pisliğine gömülmesi kolay değildir.
Tayyip işte bunu başardı!
Hep “Tayyip” diyorum çünkü bunların partisinde ve ekibinde ikinci bir şahıs yok. Onların tamamı konu mankeni, figüran, diktatörün emir kulu olarak görev yapıyor.
Suriye Devlet Başkanı Esad Sünni değildi. Ülkesinde laik bir rejim kurmuştu. Şeriatçı terör örgütlerinin devlet yönetiminde etkinliği ve ağırlığı
yoktu.
Gün geldi, IŞİD, El Kaide, El Nusra, Müslüman Kardeşler, Cihat gibi örgütler Esad rejimini devirmek için saldırıya geçti. Arkalarında Suudi Arabistan ve Katar‘ın parasal desteği vardı.
Bu iki ülkeyle çok büyük parasal ilişkileri olan Tayyip, ABD‘den gelen emirleri de dikkate alıp Suriye olayına balıklama daldı.
Sınır bölgelerimizde kamp kuran İslamcı terör örgütlerine, IŞİD dahil her türlü yardım yapıldı. İstediği kadar inkar etsin, gerçek budur.
Adana’da durdurulan MİT’e ait TIR’lar bunun en somut göstergesidir.
Suriye’deki İslamcılara her türlü silah, cephane, bomba ve gıda yardımı Türkiye’den, Tayyip hükümeti ve onun MİT’i aracılığı ile
gönderildi.
Harabeye dönen Suriye’de can veren, evinden barkından olan yüz binlerce insanın vebali ve sorumluluğu, her gün Müslümanlık edebiyatı yapan Tayyip ve yandaşlarının üzerindedir…
Ve şu son zamanlarda Musul dahil başımıza ne geldiyse, bunların Esad‘ı devirme hırsının eseridir. Fakat nasihat aldılar.

* * * * *

Şimdi size bundan sonra olacakları söyleyeyim. Şu anda IŞİD‘in elinde diplomat, polis, çoluk çocuk ve şoförler dahil 100‘e yakın esirimiz var.
Hükümet bu konuda hiçbir girişimde bulunamıyor, ağırlık koyamıyor.
IŞİD’le al gülüm ver gülüm pazarlığı MİT aracılığı ile yürütülüyor!
Varsayalım günün birinde bunlar örgüt tarafından serbest bırakıldı. O zaman soracağız:
“Ne karşılığında?.. Pazarlık aşamasında bunlara hangi ödünleri verdiniz?”

* * * * *

Eli böylesine kanlı bir terör örgütünün esirleri babasının hayrına bırakmayacağı açıktır. Maddi ve manevi bir sürü

ödün isteyecekler, koşullar öne
sürecekler. Bunlar öyle sıradan istekler olmayacak.
Karşımıza Türkiye Cumhuriyeti’nin onurunu zedeleyen pek çok koşul çıkarılacak.
Silah, cephane, gıda, para, Türkiye’de hapis yatan bazı teröristlerin bırakılması ve aklınıza ne gelirse.
Varsayalım -ve umalım- rehineler günün birinde bırakıldı. Tayyip ve şürekası işte o zaman -hiç utanmadan- zafer çığlıkları atmaya başlayacaklar:
“Hükümetimiz büyük çabalar harcayarak vatandaşlarımızı kurtarmıştır. Büyük başarı kazanılmıştır!..”
Dikkat ediniz, onları kaçıranlar için henüz “Terörist, terör örgütü” diyemedi, şaşırmadı, tepki
veremedi.
Acaba diyorum, bu olay danışıklı dövüş olmasın!..
“Siz onları bir süre sonra bırakın, ben de bu olayı cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde başarı haneme yazdırayım” pazarlığı yapıyor
olmasın!
Her şey beklenir bunlardan.

* * * *

Türkiye Musul rezaletini yaşarken Tayyip Rize’de düzmece toplu açılış yapıyor, sonra evinde ense yapmaya çekiliyordu… Musul olayında bile muhalefeti hedef aldı ve Kılıçdaroğlu için şunu söyledi:
“Bu millet senin yüzüne tükürür!..”
Acizliğini ve zavallılığını gizlemek için işi yine laf kalabalığına getiriyordu!
Bu millet bir süre sonra birinin yüzüne mutlaka tükürecek de, bakalım o tükürüğü yiyen kim olacak!
Ne güzel söylemiş şairimiz yüzyıllar önce Osmanlı’nın hırsız, rüşvetçi, başkalarının suratına tüküren ve sonrasında çoğu idam edilen yöneticileri için:
“Ne günlere kaldık ey gazi hünkar/ Katır defterdar oldu eşek mühürdar.”
(Hünkar, padişah. Defterdar, Osmanlı’da maliye bakanı. Mühürdar, padişahın mührünü koynunda taşıyan sadrazam, başbakan.)

Bir fırça da Avusturya’dan

Sevgili okuyucularım, Tayyip bundan bir süre önce Almanya’ya gidip oradaki Türk vatandaşlarına propagandasını yaptı. Yine aynı şeyleri, papağan gibi ezberlediği cümleleri önündeki cam aygıttan okuyordu.
Sonra Almanya ve Merkel’e bindirmeye başladı.
Salondaki paralı askerlerine, içerisinde yaşayıp para kazandıkları ülkeyle birlikte o ülkenin Başbakanı Merkel’i de yuhalatmayı başardı!
Almanya haklı olarak bozuldu, tepki gösterdi, bu şahsı uyardı.
Tayyip birkaç gün sonra aynı
amaçla, cumhurbaşkanlığı seçimi propagandası yapmak için Avusturya’ya gidecek.
19 ve 20 Haziran’da Viyana’da olacak.
Orada yaşayan Türk vatandaşlarına hitap edecek ve çok büyük olasılıkla -kendi çıkarları için- bu kez Avusturya’yı yuhalatmaya niyetlenecek.

* * * * *

Avusturya Dışişleri Bakanı Sebastian Kurz çok ilginç bir açıklama yaptı. Bizim medyada yeterince yer bulmayan sözleri aynen şöyle:
“Erdoğan’ı açıkça uyarıyorum. Avusturya toplumunu bölemez. Yanlış bir konuşması bizi (AB
Türkiye ilişkilerini) geriye götürür ve iklimi zedeler. Erdoğan’ın
buradaki Türklere ‘Almanca öğrenin ve Avusturya’ya sadık kalın’ gibi doğru sözler söyleme
sorumluluğu var. (Avusturya’nın
resmi dili Almanca.) Ama Almanya’daki gibi bir konuşma yaptığı takdirde bu, buradaki Türklerin zararına olur.”
Bunlar yenilir yutulur sözler değildir. Uluslararası ilişkilerde en ağır ifadelerdir ve Türkiye’nin dışarıda ne duruma düşürüldüğünün göstergesidir.
Bu açıklama, diplomasi alanında ve uluslararası ilişkilerde bir ülkeye yapılabilecek en ağır uyarıdır, hatta hakarettir.
Ancak sömürge ülkelerine söylenebilir.
Tayyip ve bizim Hariciye Nazırı Ahmet bu sözleri yuttular, içlerine sindirip sineye çekmek zorunda kaldılar…

* * * * *

Başımızda bir adam, AKP’nin genel müdürü olarak görev yapıyor… Ve ülkemizi Almanya’da rezil etmiş, Avusturya’nın bu fırçasını da sineye çekmek zorunda kalıyor.
Avusturya Dışişleri Bakanı bu malum şahsa açıkça “Geleceksen adam gibi gel, adam gibi konuş. Almanya’da yaptığın gibi insanları bize karşı kışkırtmaya kalkışma” diyor.
Türkiye Cumhuriyeti’ni kendi ülkemizde rezil edip küçük düşürdükleri yetmedi. Diyarbakır, Lice, Irak, Mısır, Suriye, Musul, Ortadoğu, Almanya ve AB’den sonra, sırada şimdi Avusturya
var.
Utanıyoruz, sıkılıyoruz çünkü böylesini hiç görmedik.

HARBİDEN
Efendi BARUTCU

08 Nis 2019

1968 yılının muhtemelen Nisan ayıydı. Kahramanmaraş Lisesi ikinci sınıf öğrencisiydim. Parasız yatılı okuyordum. Cuma günü birkaç arkadaşlarımızla bazı ihtiyaçlarımızı almak için çarşıya çıkmıştık.

Nurullah KAPLAN

06 Mar 2019

Yusuf Yılmaz ARAÇ

02 Mar 2019

M. Metin KAPLAN

23 Eyl 2018

Ziyaretçi -> Toplam : 48,58 M - Bugün : 28295