« Ana Sayfa »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

15 Ağu

2022

Fikir Turu · Rusya’da iktidar mücadelesi: Putin’in yerine kim geçecek?

01 Ocak 1970

Putin, Ukrayna’yı işgal ettikten hemen sonra kazandığı zaferle iktidarını pekiştirmeyi umut etmişti. Ancak Ukraynalılar, Ruslara karşı çok sert bir direniş gösterdi ve savaş giderek uzadı. Bu durum da savaşın sonuçsuz kalması veya başarısızlıkla sonuçlanması halinde Putin’in ve Putin sonrası Rusya’nın geleceği hakkında birtakım soru işaretleri doğurdu.

Putin, her ne kadar yakın zamanda istifa etmeyecek olsa da Rus elitler arasında iktidar mücadelesi şimdiden başlamış gibi görünüyor. Bu elitlerin bir kısmı abartılı siyasi söylemler ve hareketler ile ön plana çıkmaya çalışırken, bir kısmı da savaş sonrası dönemi de göz önünde bulundurarak Ukrayna’da süregelen savaş hakkında nispeten sessiz kalmayı tercih ediyor.

Gazeteci Andrey Pertsev tarafından kaleme alınan ve düşünce kuruluşu Carnegie Endowment’de yayınlanan makalede, Putin’in yerine geçebilecek muhtemel haleflerin iktidar mücadelesinde uyguladığı iki strateji anlatılıyor:

“Ukrayna’daki savaş ve ardından gelen yaptırımlar, Rusya’nın merkezi iktidarını güçlendirmede ve ülkenin nüfuz sahibi iş dünyası ile siyaset içindeki grupları birleştirmede başarısız oldu. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, “özel operasyonunu” başlattığında açıkça umduğu gibi hızlı bir zafer elde etseydi, iktidarını sağlamlaştırmış olacaktı. Ancak savaş uzadıkça, ülkedeki seçkinler kendi geleceklerini düşünmek ve söz konusu gelecekte kendi konumlarını belirlemek zorunda kalıyorlar.

Putin istifa etme niyetinde değil, ancak görünüşe göre giderek zamana yenik düşüyor. Ülkedeki seçkinler ve yerine geçebilecek kişiler Putin’in tüm askeri hamlelerini izliyor, ancak savaş sonrası öngördükleri gelecekte yeri olmadığını şimdiden görebiliyorlar. Bu elitlere ve muhtemel haleflere göre Putin’in yeni barış dönemindeki tek işlevi, yerine geçecek kişiyi belirlemek ve sahneyi terk etmek olacak.

Ortada seçim varmış gibi

Bu nedenle Ukrayna’daki savaş, Putin’in yerine kimin geçeceğine dair bir yarış başlattı. Geçtiğimiz yıllarda Rusya’daki siyasi manevralar gölgede kaldı, ancak bu yeni dönemde yüksek sesli söylemler ve abartılı siyasi davranışlar tekrar norm haline geldi. Sanki ortada devam eden bir seçim kampanyası varmış gibi, iktidar partisi içindeki bürokratlar ve yetkililer ilgi çekmek için ellerinden geleni yapıyorlar ve hatta birbirlerine saldırıyorlar. Yakın zamana kadar böyle davranışlar neredeyse imkânsızdı: başkanlık makamı sessizce çalışırdı, iktidardaki Birleşik Rusya partisindeki üst düzey yetkililer ise yalnızca sosyal politikalar konusunda vaatlerde bulunurdu.

Eski devlet başkanı, eski başbakan ve Güvenlik Konseyi başkan yardımcısı Dmitry Medvedev ise özellikle birtakım açıklamalar yapmakla meşgul. Dış politika meselelerindeki abartılı ve sert yorumları ile Batılı liderlere yönelik hakaretleri genel olarak komik gelse de Medvedev’in oynamaya çalıştığı rol çok açık. Yalnızlık politikasını popülizm ile harmanlıyor ve iç sorunlar için dış düşmanları suçluyor.

Yüksek sesli siyasi söylemlerde bulunmaya başlayan başka bir siyasetçi ise Donbas’taki ayrılıkçı cumhuriyetleri denetlemekten sorumlu olan Kremlin’deki siyasi bloğun özel kalem yardımcısı ve sorumlusu Sergey Kiriyenko. Kiriyenko, bu yeni dönemin en fazla öne çıkan siyasetçilerinden biri haline geldi, ancak 2000’lerin başında başkanlık elçisi olduğundan beri daha önce ilgi odağı olmaya yönelik hiçbir eğilim göstermedi.

Ama şimdi Kiriyenko haki üniforma giymeye ve yüksek bir sesle faşistlerden, Nazilerden ve Rus halkının eşsiz misyonundan bahsetmeye başladı. Kamusal etkinliklerde ön plana çıkan Kiriyenko, Rusların Ukrayna’nın “özgürleştirilmesi” sembolü haline getirmeye çalıştığı “Büyükanne Anya” anıtının açılışını yaptı. Kiriyenko, sözde Donetsk ve Luhansk “halk cumhuriyetleri”nin (DNR ve LNR) idarecisi olarak statüsünü açıkça ortaya koyuyor: bu, geçmişte aynı makama sahip olan Vladislav Surkov ve Dmitry Kozak tarafından yapılmayan bir şey.

Basında çıkan haberlere göre Donbas cumhuriyetlerinde idari işlere atanan çalışanlar, Kiriyenko’nun projesi olan valiler okulunun mezunlarıydı. Kiriyenko, Ukrayna’ya yönelik askeri operasyona doğrudan dahil olmasa da Putin’in savaş yanlısı politikasında kendisi için bir alan açmayı başardı.

Savaş yanlıları arasındaki mücadelede öne çıkan adaylardan birisi de Devlet Duması sözcüsü Vyacheslav Volodin. Volodin, Kremlin’den (birinci özel kalem yardımcısıydı) Devlet Duması’na geçişinden bu yana çok sayıda kışkırtıcı açıklama ile kamuoyunda daha fazla ön plana çıktı. Şimdi ise bu yöndeki çabalarını iki katına çıkarıyor, mağazalarda yabancı kelimelerin yasaklanmasını destekliyor ve ölüm cezasının DNR ve LNR’de sürdürülmesi çağrısında bulunuyor.

Sessiz kalanlar

Nüfuz sahibi diğer bürokratlar ise çok farklı bir strateji benimsediler ve mevkilerinin izin verdiği ölçüde “özel operasyon” meselesinden uzak durmayı seçtiler. Bu sessizliğin kendisi bile siyasi bir hareket.

Savaştan önce Putin’in yerine geçebilecek muhtemel halefler arasında görülen Başbakan Mihail Mişustin ve Moskova Belediye Başkanı Sergey Sobyanin, Ukrayna’daki “özel operasyon” hakkında bilhassa ketum bir tutum izliyor. Sobyanin, Mart ayında Luzhniki stadyumundaki mitinge destek vermek için katılarak ve Haziran ayında LNR’ye giderek kendisinden bekleneni yaptı, ancak henüz askeri kıyafetler ile ortaya çıkmadı veya Nazizm’in ezilmesi gerektiğine dair söylemlerde bulunmadı. Öte yandan Mişustin, savaş konusundan tamamen kaçındı.

Bu sessizliklerinin mantıklı bir açıklaması, savaşın geçici bir durum olması ve bir noktada Batı ve hatta Ukrayna ile ilişkilerin düzeltimesinin gerekli olacağı. Böyle bir zamanda “hasım ülkelere” hakarette bulunmamış veya Ukrayna’nın işgalinde doğrudan yer almamış kişiler bunu gerçekleştirmek için daha iyi bir konumda olacak.

Bununla birlikte sessiz kalmak da riskli, Putin, en nihayetinde Donbas hususunda ve askeri meselelerde tüm bürokratlardan mutlak bağlılık talep ettiğinde, sessiz kalmış olmaları gerçeği kendilerine karşı kullanılabilir.

Putin kendi halefini seçer mi?

Tüm bunlar, Putin’in devlet başkanı olarak ikinci döneminin sona erdiği ve anayasaya göre üçüncü defa art arda seçimlere katılamadığı 2007 yılını hatırlatıyor. Kendisinin yerine geçebilecek iki aday bulunuyordu: Başbakan yardımcıları Sergey Ivanov ve Dmitry Medvedev. Medvedev, yüzü Batı’ya dönük liberal reformcu rolünü oynarken, Ivanov ise muhafazakâr ve otoriter bir tutum sergilemişti.

O zamanlar “özgürlük, özgürlüğün olmamasından iyidir” diyen ve seçimleri kazanan Medvedev, Batı’ya daha da yaklaşarak Putin’in gittiği yoldan gerçekten saptı. İçtenlikle devlet başkanlığına devam etmek istediğini söylüyordu, ancak Putin 2012 yılında tekrar başkan olmak istediğinde bundan çabucak vazgeçti.

Putin’in 2018 yılında tekrar seçilmesinden sonra yerini kimin alacağı sorusu tekrar gündeme geldi, ancak Putin, 2024 yılından itibaren iki defa daha seçimlerde yer almasına olanak verecek şekilde anayasayı değiştirerek bu tartışmalara son verdi. Şimdi ise Rus elitler bir kez daha Putin’in yerine geçecek kişiyi arıyor. Ancak siyasi hareketlerin hakim olduğu bu yeni dönemde bu arayışı başlatan Putin değil, yerine geçmesi muhtemel kişiler oldu.

Söz konusu iki strateji, abartılı siyasi hareketler ve sessizlik, bu stratejileri kullanan kişilerin farklı yaklaşımlarını ve varsayımlarını yansıtıyor. Savaş yanlıları, Putin’in yerine geçecek kişinin Putin tarafından seçileceğini temel alarak hareket ediyor ve bu yüzden onun beğenisini kazanmak amacıyla davranışlarını taklit ediyorlar ve mirasını sadakatle koruyacaklarını gösteriyorlar. Volodin bir keresinde, “Putin’den sonra Putin gelecek,” demişti.

Sessiz kalanlar ise yeni liderin seçkinler tarafından seçileceği farklı bir senaryo umut ediyor. Bir kural olarak böyle bir senaryoda en popüler aday desteklenmez: bu kişiler kürsüye çıkarak hava atan hiç kimseyi desteklemez. Bunun yerine, en önde gelen adaylar muhtelif grupların çıkarlarını hesaba katabilme kabiliyetine sahip olan teknokratlar olacaktır. “Yeni bir Putin” nüfuzun ve servetin tekrar dağıtılmasını sağlayabilir ve bu, elitlerin istediği bir şey değil.

Putin’in halefleri arasında 2022’de gerçekleşecek bir mücadele elbette sanal bir olay olacaktır. Putin, yerine kimlerin geçebileceğini belirlemeye başlamadı ve açıkça görüldüğü üzere koltuğunu terketmeyi planlamıyor: devlet başkanlığı makamı 2024 seçimlerine hazırlanıyor ve başrolün kim olduğunu söylemeye gerek yok. Ukrayna’daki savaş ve daha fazla toprağın Rusya’ya ilhak edilmesi, Putin’in herhangi bir açıklamada bulunma ihtiyacını ortadan kaldıracaktır. Putin, seçime Nazizm’i mağlup eden bir lider (işgalin gerçek sonuçları ne olursa olsun) ve halkına herhangi bir vaatte bulunmak zorunda olmayan tarihi bir figür olarak girmek istiyor.

Bununla birlikte, Putin’in yerine kimin geçeceğine dair mücadeleye Rusya’daki elitler tarafından gösterilen ilgi ve adayların bu husustaki hevesi, sistemin Putin sonrası bir geleceği tartışmak (ve görmek) istediğini ortaya koyuyor. Savaş zamanının aşırı koşulları görünüşte geleceğe dair tüm düşünceleri insanların aklından kovuyor gibi görülebilir. Ancak, gelecekte ne olursa olsun Putin’in bu gelecekteki yeri giderek daralıyor.”

https://fikirturu.com/jeo-strateji/rusyada-iktidar-mucadelesi-putinin-yerine-kim-gececek/
Andrey Pertsev’in Carnegie Endowment adlı internet sitesinde yayınlanan “War in Ukraine Has Sparked a New Race to Succeed Putin” başlıklı yazısından bölümler Caner Köseler tarafından çevrilmiş ve editoryal katkısıyla yayına hazırlanmıştır. Yazının orijinaline aşağıdaki linkten erişebilirsiniz: https://carnegieendowment.org/eurasiainsight/87633

Ziyaret -> Toplam : 85,94 M - Bugn : 8000

ulkucudunya@ulkucudunya.com