« Ana Sayfa »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

02 Ağu

2022

Kutbüddin Râzî

Hüseyin sarı 01 Ocak 1970

Rey civarındaki Verâmin nahiyesinde doğdu. Tâceddin es-Sübkî yetmiş dört yaşlarında öldüğünü söylediğine göre (Ṭabaḳāt, IX, 275) 692’de (1293) doğmuş olmalıdır. İsnevî ve muhtemelen ona dayanan Süyûtî ismini Mahmud olarak verirken diğer kaynaklar Muhammed şeklinde kaydeder. Yine İsnevî’nin belirttiğine göre, Dımaşk’ta Râzî gibi Kutbüddin unvanıyla tanınan ve onun ikamet ettiği Zâhiriyye Medresesi’nin üst katında oturan arkadaşından ayırt edilmesi için “Tahtânî” nisbesiyle de anılır (Ṭabaḳātü’ş-Şâfiʿiyye, I, 322-323). Verâmin’de Allâme el-Hillî’nin Ḳavâʿidü’l-aḥkâm adlı eserini kendisinden okuyup icâzet aldığına dair 3 Şâban 713 (23 Kasım 1313) tarihli kıraat kaydından onun tahsil hayatını önemli ölçüde memleketi olan Rey ve civarında tamamladığı anlaşılmaktadır. Hillî’den başka Adudüddin el-Îcî, Şemseddin el-İsfahânî ve Kutbüddîn-i Şîrâzî’den feyiz alan Râzî öğretim faaliyetine yine Rey bölgesinde başlamış olmalıdır. Nitekim önde gelen talebelerinden Muhammed b. Mübârekşah kendisi Rey’de iken yanında tahsil gördü. Kaynaklara göre Kutbüddin er-Râzî, felsefe alanında rakip saydığı ve bazı konuları tartışmak istediği Sadrüşşerîa Ubeydullah b. Mes‘ûd’un ilmî yeterliliğini anlamak için İbn Mübârekşah’ı Herat’a gönderir. Sadrüşşerîa’nın derslerini bir süre takip eden ve onun İbn Sînâ’nın el-İşârât ve’t-tenbîhât adlı eserini şerhlerine başvurmadan okuttuğunu gören İbn Mübârekşah hocasına yazdığı mektupta Sadrüşşerîa’nın bu alandaki yetkinliğini anlatır. Bunun üzerine Razî kendisiyle tartışmaktan vazgeçer (Taşköprizâde, Miftâḥu’s-saʿâde, II, 191-192). Râzî 16 Zilkade 766’da (4 Ağustos 1365) Dımaşk’ta vefat etti ve orada defnedildi.

Hillî’den başka Şiî hocası ve Şehîd-i Evvel’in dışında Şiî talebesi olmadığı, Şîa’ya dair herhangi bir eser yazmadığı halde Şiî kaynakları Kutbüddin er-Râzî’yi Şiî gösterirse de çağdaşı müelliflere göre Şâfiî mezhebindendir. Onun Şâfiî fıkhının temel metinlerinden olan el-Ḥâvi’ṣ-ṣaġīr’e şerh yazmış olması da bunu teyit etmektedir (Hânsârî, VI, 38-48). Râzî başta mantık ve felsefe olmak üzere tefsir, fıkıh, dil ve belâgata dair eser veren seçkin bir şahsiyettir. İbn Mübârekşah’tan başka Seyyid Şerîf el-Cürcânî, Sa‘deddin et-Teftâzânî, Hacı Paşa gibi Osmanlı ilim ve düşünce hayatı bakımından önemli isimlerin yanı sıra Muhammed b. Ebû Muhammed et-Tebrîzî, Takıyyüddin Abdullah b. Yûsuf ed-Dımaşkī, Şehîd-i Evvel olarak bilinen Şemseddin Muhammed b. Mekkî el-Âmilî onun önde gelen talebelerindendir. Tabakat müellifi Sübkî ile tarihçi Ebü’l-Fidâ İbn Kesîr, Râzî ile görüştüklerini belirtmiş ve kendisinden övgüyle söz etmişlerdir (İbn Kādî Şühbe, III, 136). Eserleri üzerine geç dönemlere kadar çok sayıda hâşiye yazılmış olması onun ilim ve düşünce tarihi bakımından önemini göstermektedir.

Eserleri. 1. Taḥrîrü’l-ḳavâʿidi’l-manṭıḳıyye fî şerḥi’r-Risâleti’ş-şemsiyye. Ali b. Ömer el-Kâtibî’nin mantık kitabına şerh olarak kaleme alınmış olan eserin birçok baskısı yapılmıştır (İstanbul 1259, 1281, 1286, 1288, 1318; Kalküta 1815, 1259/1842; Hint 1293/1876, 1314/1896; Luknov 1283; Mısır 1293; Kahire 1307, 1325, 1928, 1367). Bu şerhi üzerine Seyyid Şerîf el-Cürcânî, Sa‘deddin et-Teftâzânî, İsâmüddin el-İsferâyînî (İstanbul 1266), Celâleddin ed-Devvânî (İstanbul 1290, 1292, 1307, 1309; Kahire 1323, 1328), Muhammed b. Ahmed ed-Desûkī (Serkîs, I, 876) ve Dede Cöngî (Süleymaniye Ktp., Hafîd Efendi, nr. 33) hâşiye yazmıştır. Ayrıca Cürcânî’nin hâşiyesi üzerine Molla Ali el-Acemî, Kara Dâvud İzmitî (İstanbul 1285), Siyâlkūtî ve İmâd b. Yahyâ b. Ali Fârisî (Dersaâdet 1289) birer hâşiye kaleme almış, Abdülhamîd el-Hamdî b. Ömer en-Naîmî el-Harpûtî de Siyâlkūtî’nin hâşiyesine hâşiye yazmıştır (İstanbul 1287). 2. Levâmiʿu’l-esrâr şerḥu Meṭâliʿi’l-envâr. Sirâceddin el-Urmevî’nin kitabının şerhi olan eser birçok defa basılmıştır (Hindistan 1272/1856; İstanbul 1303, 1310; Tahran 1314). Seyyid Şerîf el-Cürcânî ile Sadreddîn-i Şîrâzî’nin eser üzerine yazdıkları hâşiyeler Mîr Gıyâseddin Mansûr tarafından Muḥâkemât ʿalâ ḥâşiyetey Şerḥi Meṭâliʿi’l-envâr adlı bir çalışmada değerlendirilmiştir (Süleymaniye Ktp., Hasan Hüsnü Paşa, nr. 79/3; Nuruosmaniye Ktp., nr. 56). Cürcânî’den önce Hacı Paşa’nın bu şerhe dair bir şerh kaleme aldığı bilinmektedir (Taşköprizâde, eş-Şeḳāʾiḳ, s. 51; DİA, XIV, 493). Ayrıca Ali et-Tûsî, Molla Ali el-Acemî, Molla Lutfi, Molla Şücâ-ı Rûmî ve Molla İbn Şeyh Şebüsterî, Cürcânî’nin hâşiyesi üzerine birer hâşiye yazmışlardır (eş-Şeḳāʾiḳ, s. 101, 107, 228, 249, 331). 3. er-Risâletü’l-maʿmûle fi’t-taṣavvur ve’t-taṣdîḳ. Kavramla önermenin ayrı ayrı bilgi teşkil edip etmediği konusunun ele alındığı risâle, Muhammed Mîr Zâhid el-Herevî’nin Şerḥ ʿale’r-Risâleti’l-Ḳuṭbiyye adlı şerhiyle birlikte basılmış (İstanbul 1310), Mehdî Şerîatî tarafından Molla Sadrâ’nın Risâle fi’t-taṣavvur ve’t-taṣdîḳ adlı eseriyle beraber Risâletân fi’t-taṣavvur ve’t-taṣdîḳ içinde yayımlanmıştır (Kum 1995). Taḥḳīḳu Maʿne’t-taṣavvur ve’t-taṣdîḳ ismiyle basılan metnin de (Tunus 1281) bu risâle olduğu tahmin edilebilir. 4. Taḥḳīḳu’l-maḥṣûrât. Mantık konusunda olup eserde “bütün, hiçbir, bir, bazı” gibi ifadeler içeren önermeler incelenmektedir (İstanbul 1287). 5. Risâle fî taḥḳīḳi’l-külliyyât (Süleymaniye Ktp., Kemankeş, nr. 4/341, 29/556, Esad Efendi, nr. 11/37; TSMK, III. Ahmed, nr. 6/3386, Amasya, nr. 7/557). 6. el-Muḥâkemât beyne şerḥayi’l-İşârât ve’t-tenbîhât. Kutbüddin er-Râzî, bu eseri önce Fahreddin er-Râzî’nin İbn Sînâ’nın el-İşârât ve’t-tenbîhât’ı için yazdığı şerh üzerine hâşiye olarak kaleme almayı düşünürken hocası Kutbüddîn-i Şîrâzî’nin yönlendirmesiyle bu şerh ile Nasîrüddîn-i Tûsî’nin şerhi arasında bir değerlendirmeye dönüştürmüştür (İstanbul 1290). Mecîd Hâdîzâde, eserin ilâhiyyât kısmını Mirza Habîbullah el-Fâzıl el-Bağnevî’nin hâşiyesiyle birlikte yayımlamıştır (Tahran 2002). 7. Tuḥfetü’l-eşrâf fî şerḥi’l-Keşşâf. Zemahşerî’nin ünlü tefsirinin Tâhâ sûresine kadar olan kısmının şerhidir (İstanbul 1259; Kahire 1307, 1325). 8. Şerḥu’l-Keşşâf. Aynı eserin Enbiyâ sûresine kadar olan kısmının şerhidir (Süleymaniye Ktp., Fâtih, nr. 621, 622). 9. Şerḥu’l-Ḥâvi’ṣ-ṣaġīr. Abdülgaffâr b. Abdülkerîm el-Kazvînî’nin Şâfiî fıkhına dair el-Ḥâvî fi’l-fürûʿ adlı eserinin şerhidir (Süleymaniye Ktp., Ayasofya, nr. 1/4846). 10. Şerḥu Miftâḥi’l-ʿulûm. Ebû Ya‘kūb Sekkâkî’nin Arap grameri ve belâgatına dair eserinin şerhidir (Hediyyetü’l-ʿârifîn, II, 163; ayrıca bk. Abdullah Muhammed el-Habeşî, III, 1772).

Halim Kaya

11 Ağu 2022

Kitabın sunuş kısmında Kronik Kitap editoryası “Bilhassa bugün İslam’ı siyasal söyleminden ayrı, hatta siyasal söylemi olmaksızın düşünebilmek olanaksızdır.

Efendi BARUTCU

09 Ağu 2022

M. Metin KAPLAN

02 Ağu 2022

Muharrem GÜNAY (SIDDIKOĞLU)

02 Ağu 2022

Hüdai KUŞ

06 May 2022

Yusuf Yılmaz ARAÇ

02 May 2022

Nurullah KAPLAN

02 Mar 2022

Ziyaret -> Toplam : 82,55 M - Bugn : 18349

ulkucudunya@ulkucudunya.com