« Ana Sayfa »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

02 Ağu

2022

ABD'nin yeniden ''tek kutuplu düzen'' hamleleri

Armağan Kuloğlu 01 Ocak 1970

ABD'nin, Varşova Paktı'nın yıkılmasıyla başlayan "Tek Kutuplu Dünya Düzeni" anlayışı, dengelerin bozulması nedeniyle başlangıçta hızla ilerlemiş, ancak daha sonra Rusya'nın kendini toparlaması, rekabete rağmen Çin'le iş birliği ve ittifak kurabilmesiyle durulmuş, hata kısmen de zayıflamıştır.
Tek kutuplu düzenin kilit aktörü NATO
ABD, Varşova Paktı'nın dağılmasıyla, varlık nedeni tartışmalı hale gelen kilit aktör NATO'nun bütünlüğünü muhafaza etmesi, hatta genişleyerek ayakta kalabilmesi için, ona sürekli yeni misyonlar bulmaya ve bunları kullanmaya çalışmıştır.
Bu süreçte kendini boşlukta hissederek destek arayan eski Varşova Paktı ülkelerinin, "sözde" Avrupa'nın güvenliği adına ardı ardına NATO'ya üye yapılmasıyla ittifak, doğuya Rusya'ya doğru genişlemiş ve üye sayısı 30'a çıkmıştır.
Sıkıştığını hisseden Rusya'nın Ukrayna'ya saldırmasıyla, genişlemenin Avrupa'ya artık güvenlik değil, güvensizlik getireceğinin anlaşılması gerekir. Tarafsızlıklarını ısrarla devam ettirirken İsveç ve Finlandiya'nın da, ABD'nin teşvikiyle üyeliğe alınması ve sırada birkaç ülkenin daha bulunması, tek kutuplu dünya hevesi uğruna, Türkiye dahil, birçok ülkeyi sıkıntılı durumlara sokabileceği de düşünülmelidir.
İttifak Avrupa'nın dışına çıktı
Madrid zirvesinde, NATO Stratejik Konsepti, ABD'nin yeni stratejisiyle uyumlu hale getirilmiştir. Belgede Rusya doğrudan tehdit, Çin de stratejik rakip olarak gösterilmiştir.
Ayrıca, Hint-Pasifik bölgesinin Avrupa-Atlantik güvenliğini doğrudan etkilediği belirtilerek, ABD'nin NATO'yu Asya-Pasifik'e doğru da genişletme hedefi de açıkça ortaya konmuştur. Zirveye Japonya, Güney Kore, Avustralya ve Yeni Zelanda'nın da davet edilmesinin bu amaca matuf olduğu anlaşılmaktadır.
Belgede, "Batı Balkanlar ve Karadeniz bölgesi NATO için stratejik öneme sahiptir" denilerek, tek kutuplu sistemde boşluk bırakılmamaya özen gösterilmesi dikkat çekmiştir.
Orta Doğu'da da boşluk bırakılmayacak
ABD Başkanı Biden, Suudi Arabistan ziyaretinde Cidde'de, Körfez İşbirliği Konseyi'ne üye ülkeler olan Suudi Arabistan, Katar, Bahreyn, Kuveyt, Umman ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin yanında Mısır, Irak ve Ürdün liderlerinin katılımıyla "Cidde Güvenlik ve Kalkınma Zirvesi" gerçekleştirmiştir.
Biden bu zirvede, dünya daha rekabetçi hale geldikçe, zorlukların arttığını, çıkarların Orta Doğu'yla yakından ilgili olduğunu, bu nedenle bölgeden gitmeyeceklerini ve Çin, Rusya veya İran tarafından doldurulacak bir boşluk bırakılmayacağını açıkça ortaya koymuştur.
Biden ayrıca, ABD'nin kurallara dayalı bir uluslararası düzene katkıda bulunan ülkeleri destekleyeceklerini ve bu ülkelerin kendilerini dış tehditlere karşı savunmalarına yardım edeceklerini söylemiş, kadın hakları da dahil, insan haklarının güvence altına alınması ve ifade özgürlüğüne saygı duyulması, halka ceza korkusu olmadan sorgulama ve eleştirme hakkı verilmesi yönünde de çağrıda bulunmuştur.
Böylece Orta Doğu'yu "sözde" koruyan, kollayan, yaşam şeklini düzelten bir rol üslenip kontrol dışında bırakmayarak, düzenin bütünlüğünü sağlamaya çalıştığı anlaşılmıştır.
Türkiye nerede?
* Bu sistem içinde Türkiye'nin rolü, bulunduğu coğrafya ve jeopolitiği gereği oldukça fazladır. Ancak Türkiye'nin tüm çıkarlarının ve bulunduğu ortam nedeniyle güvenliğinin, önemli bir NATO üyesi olmasına rağmen, tamamen bu sisteme dayandırılarak teslimiyetçi bir politika izlemesi de mümkün değildir. Bağımsızlık Türk'ün karakterinde vardır.
* NATO'ya ve ABD'ye ne kadar güvenilebileceği, geçmişte yaşanan örneklerde açıkça görülmüştür. Ancak bu durum, NATO içinde kendisine düşen görevleri başarıyla yerine getirmesine ve ittifak içinde kalmasına engel değildir. Aksi halde Türkiye'nin bırakacağı boşlukları, hiç istemediğimiz ülkelerin, aleyhimizde hareket etmek üzere doldurmasına fırsat vermiş oluruz.
* Küreselleşmenin bu sistemin bir paravanı olduğu, ancak küreselleşmeyle yaşamaktan da kaçınılamayacağı, fakat bunun beka/güvenliğimiz aleyhinde oluşacak sonuçlarına karşı koymak zorunda olduğumuz da unutulmamalıdır.
* Bu nedenle, kendi güvenliğimiz, bekamız, uluslararası hukuk çerçevesinde çıkarlarımızı korumak/sağlamak için, dengeleri sağlayacak politikalar izlememiz kaçınılmazdır. Bölgesel güç olmamızı arzu etmeyen güçlere karşı, kararlılığımızı ortaya koymak da görevimizdir.

Halim Kaya

11 Ağu 2022

Kitabın sunuş kısmında Kronik Kitap editoryası “Bilhassa bugün İslam’ı siyasal söyleminden ayrı, hatta siyasal söylemi olmaksızın düşünebilmek olanaksızdır.

Efendi BARUTCU

09 Ağu 2022

M. Metin KAPLAN

02 Ağu 2022

Muharrem GÜNAY (SIDDIKOĞLU)

02 Ağu 2022

Hüdai KUŞ

06 May 2022

Yusuf Yılmaz ARAÇ

02 May 2022

Nurullah KAPLAN

02 Mar 2022

Ziyaret -> Toplam : 82,55 M - Bugn : 17866

ulkucudunya@ulkucudunya.com