« Ana Sayfa »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

ÖNCEKİ HABER

Üryanizade Ahmet Esat Efendi

1813 - 1889, 17 Oca 2022

SONRAKİ HABER

Yaygara dönemi...

Hakan Gülseven, 10 Oca 2022

10 Oca

2022

Doğulular ile Batılılar Nasıl -ve neden- birbirinden farklı düşünürler?

A. Selim Babaoğlu 01 Ocak 1970

Nasıl ki insanlar birbirlerinden farklı düşünür ve hareket ederse toplumların da birbirinden farklı düşündüğünü ve hareket ettiğini artık hepimiz kabul ederiz. Bununla birlikte insanların ve toplumların benzer düşünce ve hareket kalıplarına sahip olduğunu da gözlemler ya da iddia ederiz. Her iki fikri savunan hayli kalabalık kesimler var.

Öncelikli olarak belirtmek gerekir ki kitapta mercek altına alınan Batılılar daha çok Amerikalılar ve Avrupalılar; Doğulular ise Çinliler, Japonlar, Koreliler gibi Uzak Doğulular. “Doğulu” bahsi (geçtiğinde kendimizi de içine almamıza rağmen bilhassa Türkler doğrudan inceleme konusu olmamış. Ancak kitaptaki düşünce kalıplarından bizim coğrafyamız ve insanımıza ait veriler bulmak da mümkün.

Yazar, elimizdeki eserinde dünyayı genel düşünce bakımından ikiye ayırıp bu soruların gerçekliği ve kökenlerini incelemiş. Doğular ve Batılıların çok çarpıcı ve çoğu zaman birbirine zıt psiko-sosyal düşünce ve davranış kalıpları olduğunu ifade eden yazar; Doğu Asyalıların (Doğuluların) benliğe büyük bir parçanın bütünü olarak baktıklarını buna rağmen Batılıların benliği bölünmez, özgür eylem sahibi olarak gördüklerini; Doğuluların başarıyı ait oldukları gruba faydası olduğu için değerli bulduklarını, Batılıların ise şahsi liyakat nişanı olarak değer verdiklerini; Doğuluların öteki insanların duygularını çok daha iyi anlayıp uyumu önemserken, Batılıların kendilerini anlamayı önemseyip çoğu zaman adalet uğruna uyumu kurban ettiklerini dile ifade ediyor.

Yine yazar, Doğuluların hiyerarşi ve grup denetimini tercih ederken, Batılıların eşitliği ve şahsi eylem alanını tercih ettiklerini; Doğuluların çekişme ve tartışmadan uzak durmaya çalışırken, Batılıların siyasetten hukuka her alanda tartışma kültürünü benimsediklerini belirtiyor. Elbette ki bu düşünce ve davranış kalıpları bu büyük coğrafyalarda yaşayan her insanın taşıdığı özellikler değil. Aynı toplumdaki bazı insanlar daha bireyci olurken bazılarının daha toplumcu olması bir gerçek. Zaten kitabın tezi de bunun üzerine kurulu, toplumların genel düşünce ve davranış kalıplarının ne kadar farklılaşabildiğini gösteriyor.



Ayrıca kitaba göre Batıdan Doğuya gittikçe bireycilikten toplumculuğa, hiyerarşiden eşitliğe doğru bir kayma da yaşandığını gösteriyor. Örneğin yukarıda sadece birkaç tanesini dile getirdiğimiz yazarın kitap boyunca bahsettiği birbirinden farklı yüzlerce düşünce ve davranış kalıplarının ölçümünde Batı Avrupa toplumları Amerikalılar ile Uzak Doğulular arasında değerlere sahip. Bu da düşüncenin birbirinden nasıl etkilendiğini göstermesi açısından gayet önemli.

Kitap her ne kadar bizi doğrudan incelemese de düşünce dünyamıza, çağdaşlaşma çabamıza ışık tutacak çok ciddi tespitler içeriyor. Örnek olması bakımından; bebeklikten itibaren bağımsız yetişen Batılılar ile aynı çağdan itibaren bağımlı yetişen Doğulular (kitabın konusu Doğulular: Asyalılar) arasında Batılılar gibi bireyselleşmemiş ama başarılı şekilde çağdaşlaşmış milletler, toplumlar da var. Yine kitapta Batılı ile Doğulu felsefesi arasındaki büyük uçurum da incelenmiş. Batı’nın felsefesi çok daha soyut ve teorik. Buna karşılık Doğu’nun felsefesi daha pratik ve somut. Sanki mesele, sorun çözme kabiliyetimizi tekrar kazanabilmek, her bakımdan Batılı olmak değil. Zira Doğu’nun ve Batı’nın incelenen ve atıf yapılan birçok farklılığı birbirini tamamlayıcı biçimde. Bu bakımdan terk ettiğimiz her davranış değersiz ve değiştirilmesi gerekli denemez. Yazarın verdiği birkaç örnekle izah etmek gerekirse; mantık kapsamında Batıya has “ya o doğru ya bu doğru” yaklaşımının pek çok Batılı düşünür tarafından eleştirilmesi ve Doğu’ya has “hem o doğru hem bu doğru” düşüncesinin bir kısım meselelerin çözümünde çok kolaylık sağlaması, Asyalıların belirli sahne ya da bağlamlarda daha fazla ayrıntı görebilmesi, sorunların çözümünde diyalektik ve orta yolcu yaklaşımları.

Bütün bir eser boyunca incelenen ve birbirinden inanılmaz derecede farklı olduğu gözler önüne serilen eserin sonunda iki önerme ve bir temenni bulunuyor. Kitabın atıf yaptığı araştırmalara göre Batılılarda Doğulu düşünce tarzı ve toplum yapısına öykünme, örnek alma eğilimi olmakla birlikte orta vadede Doğu’nun Batı düşünce ve davranış kalıpları bakımından yutulma ihtimali var. Her iki büyük topluluğun medeniyetler çatışması ile birbirinden daha fazla uzaklaşmasına dair de pek çok veri bulunuyor.

Ancak yazarın ve bizim de paylaştığımız temennisi şöyle; her iki büyük topluluğun birbirine doğru hareket etmesine bağlı olarak bir yerde buluşacakları kesin, temennimiz Doğu ve Batı’nın toplum ve biliş özelliklerini iyi yönde dönüşüme uğratıp daha iyi bir dünyaya katkıda bulunmaları.

Halim Kaya

17 Oca 2022

Türk Ocağı Başkanlığı da yapmış olan Prof. Dr. Osman Turan Selçuklu Tarihi uzmanı olarak yazdığı önemli tarih kitaplarına ve ülkemiz problemlerini dile getiren yaşadığı dönemim aktüel çeşitli problemlerine öneriler sunduğu makalelerden oluşan kitaplara sahip olmasına rağmen “Türk Cihan Hâkimiyeti Mefkûresi Tarihi” adlı kitabı ile tanınmış meşhur olmuştur.

Muharrem GÜNAY (SIDDIKOĞLU)

17 Oca 2022

Nurullah KAPLAN

15 Ara 2021

Hüdai KUŞ

15 Ara 2021

M. Metin KAPLAN

03 Ara 2021

Efendi BARUTCU

20 Eyl 2021

Yusuf Yılmaz ARAÇ

15 Mar 2021

Ziyaret -> Toplam : 77,84 M - Bugün : 27147

ulkucudunya@ulkucudunya.com