« Ana Sayfa »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

ÖNCEKİ HABER

Lehistan Yaş Savaşı

20.09.1620, 20 Eyl 2021

SONRAKİ HABER

Ebû Ma‘bed İbn Kesîr

Tayyar Altıkulaç, 19 Tem 2021

26 Tem

2021

Kendimizi aldatmanın manası yok

A. Yağmur Tunalı 01 Ocak 1970

Dinin en rezilinden aldatma ve rant konusu haline geldiği ortada. Sınır tanımaz simsarlığın pençesine düştük. Artık tez elden objektif gerçeklikler üzerinden konuşmayı ve yaşamayı öğreneceğiz. Soracak, sorgulayacak, anlayacak ve anlatacağız. Düşüşü ancak böyle önleyebiliriz.

Dinle aldatma konusunda ısrarlı ikazlarıma takılan dostlar var. Örtülü nemelazımcılık, böyle müzmin hale gelmiş bir kanıksama ve yılgınlık yaratıyor. İyilerin ve iyiliklerin önünü tıkayan onlara kadar uzanan bu hipnozdur. Uyuşturucu etkisi yıllardır değişmedi. Aslında, 15 Temmuz kalkışmasını yaşayan bir memleketin din üzerinden aldatılabilmesi imkânsız hale gelir. O toplumda, eli kızgın sobaya dokunan çocuğun sakınması gibi bir refleks yerleşir. Dinbazlık, açıktan aldatmaya girişebilmek için birkaç nesil fırsat bulamaz. Bizde böyle olmadı. Her Allah'ın günü Fetö'yü lanetlediğimiz halde siyaset ve benzeri cemaat yapıları aynı yolda devam ediyor. İşin garibi, kaçıncı defa kandırıldığını söyleyenlere her defasında kanıyoruz. Hipnozun derecesini varın anlayın!

Din bu mu?

Seçilen üç beş dinî sembol üzerinden ideoloji kurgusu ve ticareti dinin yerine geçti. İnanma tarzımızı ve yaşama kültürümüzü bütünüyle tehdit eder hale geldi. Bunu göreceğiz.

Din, bütün tarih dönemlerinde kandırma ve ticaret için verimli alandır. Bizde şimdi en sulak tarla budur. Ticaretin büyüğü, hemen hiçbir riske girmeden bu alanda yürüyor. Merdiven altındadırlar, yüzergezerleri, konargöçerleri çok ve sayıları durmadan artıyor. Su yüzüne çıkan rezaletlere bakarak oranlarsak, çoğunluğunun tam bir bataklık yarattığını söylemek ağır bir hüküm olmaz. İletişim çağı imkânlarıyla büyüyen simsarlık örnekleri tümen tümen içimizdedir.

Bu işin ucu giderek Tâlibân'a, İşid'e çıkar. Evet, çünkü bizde olanlar, onların sadece bir tık gerisindedir. Olanları görmezlikten gelmekten vazgeçersek uyanırız. Düşünün, Tâlibân'ın Afganistan'da ele geçirdiği yerlerde ilk işi 15 yaşın üstündeki kızları-kadınları listeleyip kendilerine zekât olarak sunmalarını istemek oldu. Dine bakar mısınız? Bizde de midesini, uçkurunu dine bağlayan kullanıcılar aynı yolda ilerliyor. Yediği her haltı dine bağlayarak kapatanların getirdiği bayağılaşmalarla çevrili bir hayatımız var. Buradan iyi bir şey çıkmaz.

Bir yeni zaman örneği

Şahıslarla işimiz yok, biz olanlara bakacağız. Yakınlarda eski bir arkadaşımız, bu furyaya uydu ve bir hata sayılacak hovardalığını dine bulayarak binlere katladı. Sosyal medyadan okuduk: Eşi fark edip boşanma davası açınca, "O kadınla da evliyim" dedi. Kendisini kurtarmak için dini kullanmakla da yetinmedi, Atatürk'e ve Medenî Kanun'a yüklendi. Hovardalığını yiğitçe sahiplenemedi. Bayağılığın en bayağısına düştü. Yönetenlerimiz arasındaki her durumda dinden bahsetme alışkanlığını benimseyerek hâkim güce sırtını dayama kurnazlığını gösterdi. Kaç türlü ahlak problemi bir arada demez misiniz?

Kendisini tanıdığım için emin olarak yorum yapabilirim: 20 yıl önce, bu iş açığa çıksaydı, "Evet yaptım. Karım ne derse haklıdır." demek zorunda kalırdı. Bu zat o zaman da aynı kişiydi, Ne değişti de böyle oldu? Demek ki toplum ve kabulleri aynı değildi. Demek ki o yıllarda böyle bir bozukluk, din üzerinden din dışı ahlaksızlık hayatımıza hâkim değildi. Böyle bahanelere sığınılamazdı. Şahsiyetinin bozuk bir tarafını harekete geçirecek şimdiki sahtelik ortamı, onu şeklen namuslu davranmaktan da alıkoydu. Bu yorumu bir gerçeğin görülüşü olarak çok önemsiyor ve din siyasetinin toplumu nasıl bozduğunun esaslı bir örneği olarak dikkatlere sunmak istiyorum.

"Esas hakkında mütâlaa"

Türkiye, son yıllara kadar, merdiven altı dinin yaygınlığına rağmen bu tür anlayışların devlet seviyesinde marjinal kaldığı bir ülkeydi. Din üzerinden siyaset işi değiştirdi. Hatta bin yıllık yaşama geleneğinden farklı çıkışları olan Erbakan siyaseti de bir süre geniş halk kesimlerine yayılma imkânı bulamamıştı.

Önce onlar merkeze doğru ilerlediler. Arkalarından cemaatler geldi ve devlet kapısı da böylece kayıt dışı ve merdiven altına açıldı. Yıllardır yönetimde olanların anayasa, kanun nizam konusundaki umursamazlıklarını buralara bakarak anlayacağız. Gizlilik sahtelikler üretir. Cemaatler, kural tanımayarak ve kanunlara karşı devamlı hileler düzenleyerek bugüne geldiler. Böyle yetişenlerden olumlu, yapıcı bir düşünce ve uygulama çıkmayacağı insan ve toplum bilenlere açıktır. Neticede Fetö, hepsinin önüne geçti ve bize yaşatacağını yaşattı. Ders alamadık, diğerlerinin ve din siyasetinin şerri zehirli bir sarmaşık gibi hayatımızı sardı.

Bunları görür, bilir ve gereğini yaparsak, dinin din olmasının önü açılır ve bayramlar bayram olur.

"Bayramlar bayram olsun."

M. Metin KAPLAN

23 Eyl 2021

Gönlümüz bütün Türklerin hatta bütün insanların Ülkücü olmasını arzu eder, fakat hiç kimse Ülkücü olmaya mecbur değildir… Hiç kimse Ülkücü olmaya zorlanamaz… Çünkü Ülkücülük gönül işidir; serbest irâde ile seçilip, kabul edilebilecek bir dünya görüşüdür.

Muharrem GÜNAY (SIDDIKOĞLU)

23 Eyl 2021

Hüdai KUŞ

20 Eyl 2021

Efendi BARUTCU

20 Eyl 2021

Nurullah KAPLAN

15 Eyl 2021

Halim Kaya

12 Tem 2021

Yusuf Yılmaz ARAÇ

15 Mar 2021

Ziyaret -> Toplam : 75,42 M - Bugün : 35616

ulkucudunya@ulkucudunya.com