« Ana Sayfa »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

ÖNCEKİ HABER

İBN HALDÛN

SÜLEYMAN ULUDAĞ, 22 Şub 2021

SONRAKİ HABER

Siyasette 2020: Yoksulluk, erken seçim, ittifaklar ve mafya

Hilal Köylü, 04 Oca 2021

04 Oca

2021

Türkiye'de 2020 yılı 'çevre' açısından yıkıcı geçti

Serkan Ocak 01 Ocak 1970

Bir yılda 1000’den fazla yeni maden ruhsatı verilerek madenciliğin çevreye verdiği zarara daha da çok imkan tanındı. Yeni çıkarılan yasalarla Türkiye Avrupa’nın çöplüğü haline döndü. İşte Türkiye’nin 2020 çevre karnesi.

Sadece 2020'de değil, son birkaç yıla bakıldığında Türkiye'nin en önemli çevre sorunu madencilik. Bu konuda kamuoyunun en sık gündemine gelen bölge ise Kaz Dağları. Buradaki altın madenciliğine karşı 2019'da başlatılan ve ses getiren protestolar bu yıl da devam etti. Hükümet yoğun eylemler karşısında Kanadalı Alamos Gold şirketinin ruhsatını yenilemedi. Ancak sorun henüz çözülmüş değil, Kaz Dağları için yerli ve yabancı birçok maden şirketi sırada bekliyor.
Türkiye’nin önde gelen sivil toplum örgütlerinden TEMA Vakfı’nın da öncelikli gündemi madencilik. “Türkiye’nin değişik yerlerinde, hatta neredeyse her yerinde, şu günlerde gündemde olan Kaz Dağları, Fatsa, Artvin, Erzincan’da ve diğer illerde altın, gümüş, bakır gibi metalik madenlerin yaptığı ve yapacağı hasarlar gündeme oturdu.” diyen TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, daha bir süre bunlarla ilgili konuşulacağını söylüyor.
Öztunç: Dağlar ovalar peşkeş çekiliyor
Kaz Dağları başta olmak üzere Türkiye’nin dört bir yanında yeni maden ruhsatları veriliyor. CHP Doğa Haklarından Sorumlu Başkan Yardımcısı Ali Öztunç da sadece 2020’de verilen ruhsatların sayısının yaklaşık 1000 olduğunu söylüyor.

“2020 yılı Türkiye’de çevre açısından kötü bir yıl oldu” diyen Öztunç, “Bu coğrafya da ülkeye gelmiş geçmiş çevreye en düşman hükümet Ak Parti hükümeti” yorumunda bulunuyor.
Öztunç, çevre konusunda 2020'yi kötü bir yıl olarak değerlendirmesinin sebebi olarak da siyanürle altın ayrıştırmayı gösteriyor. “Kuzeyden güneye, doğudan batıya her yerde siyanürle altın ayrıştırmasına hükümet izin veriyor” diyen Öztunç, "yabancılara dağların, denizlerin, ovaların peşkeş çekildiğini” iddia ediyor.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Öztunç atıklar konusunun da önemine dikkat çekiyor. Avrupa’nın çöplerinin Türkiye’ye getirildiğini söyleyen Öztunç, “Enerji için Türkiye’ye getirildi ama Türkiye’nin dört bir yanı da çöplük haline getirildi” ifadesini kullanıyor.
"Kirli ekonomi modeli”
Atıklarla ilgili DW Türkçe’ye açıklamada bulunan bir diğer isim ise enerji ve iklim uzmanı Önder Algedik. 2020 yılının Türkiye’nin iklim politikaları açısından suiistimallerle dolu bir yıl olduğunun altını çizen Algedik, “Salgın konusunda politika üretmeyen Türkiye, Elektrik Piyasası Kanunu ile plastik çöplerin, araba lastiklerinin yakıt olarak kullanılmasını ve bunlara yenilenebilir enerji teşviği verilmesine tekrar izin verdi” diyor. Algedik, yeni düzenleme ile Türkiye’de şirketlerin plastik yakıp, bunları da biyokütle yani yenilenebilir enerji kaynağı olarak gösterebileceğini söylüyor. Türkiye’nin 2020 yılında para getiren çöplerden bir ekonomi, para getirmeyen çöpleri de yakarak başka bir "kirli ekonomi” modellediğini vurgulayan Algedik, bunun bedelini de doğa ve toplumun ödeyeceğini belirtiyor.

Kitlesel felaket riski
Türkiye’nin muhtemelen gelecek on yıllar açısından en önemli çevre olayı halen inşaatı devam eden Mersin Akkuyu’daki nükleer santral olacak. Nükleer santrallerde herhangi bir kaza meydana gelmesi, etkisi yüzlerce yıl sürecek kitlesel felaket anlamına geliyor. Henüz dünyada sıfır riskli nükleer santral inşa edilebilmiş değil.
2020’de salgın riski ve inşaat sahasında çok sayıda vakaya rastlanmasına rağmen Akkuyu Nükleer Santrali inşaatının yapımına devam edildiğine işaret eden Ekosfer Derneği’nden enerji uzmanı Özgür Gürbüz, projenin ekonomik açıdan da risk taşıdığını vurguluyor: “Bu santral projesi iptal edilmezse, Rus şirkete verilen piyasa elektrik fiyatının dört katını bulan alım garantisi nedeniyle, Türkiye köprülere verilen yüksek alım garantileri sonucunda olduğu gibi ciddi bir zarara uğrayacak.”
Akkuyu Nükleer Santrali devreye girdiğinde Akdeniz gibi önemli bir turizm bölgesi ve milyonlarca insan da nükleer kaza riskiyle birlikte yaşamak zorunda kalacak. Sinop'ta ise nükleer santralin pahalı olması ve hükümetin bu maliyeti karşılamak istememesi üzerine Japonya projeden çekildi. Ancak, ortada “kamuoyuna açıklanan bir şirket olmamasına rağmen” ÇED süreci devam etti. Sinop'taki proje de, Akkuyu gibi halkın itirazlarının ciddiye alınmadığı ve başından itibaren hukuksuzluk tartışması yaratan bir proje.
Ülkedeki termik santral projelerine de değinen enerji uzmanı Gürbüz, 2020’de yargı kararları, salgın ve ekonomik krizin birleşmesiyle yeni kömür santral projeleriyle ilgili haberlerin azaldığını söylüyor. Ancak bunun hükümetin politikasının değiştiği anlamına gelmediğini de hatırlatıyor.

TEMA Vakfı da termik santral projelerini yakından takip ediyor. Vakfın yönetim kurulu başkanı Ataç, tarımsal SİT alanı ilan edilmiş alanlarda dahi termik santral projelerinin planlanmasından şikayetçi. Ancak Ataç mahkemelerden bu konuda olumlu haberler de çıktığını kaydediyor ve “Çanakkale Yenice, Eskişehir Alpu ve Ankara Nallıhan’dan iyi sonuçlar geldi.” diyor.
İklim değişikliği Türkiye'de de kendini gösteriyor
Ataç, iklim konusunda da hem hükümete hem de bireylere çağrıda bulunuyor: “İklim değişikliği gündeme tüm ağırlığı ile girdi. Yıllardır bilim insanlarının söylediği gibi bir yandan kuraklık, bir yandan seller yaşanmaya başladı. Türkiye Giresun’da yedi canını kaybetti seller nedeniyle. İstanbul ve Anadolu’da başka kentlerde su sıkıntısı var. Yağmur ve kar yağışlarının azlığı ve kuraklık konuşuluyor. Bu konularda yeni yılda acilen hem yönetimin hem de teker teker bireylerin harekete geçmesi lazım.”
Birçok uzmana göre iklim değişikliğinin kendini hissettirdiği alanlardan biri de orman yangınları. CHP Doğa Haklarından Sorumlu Başkan Yardımcısı Öztunç da, 2020’de çok sayıda orman yangınının meydana geldiğini hatırlatıyor. Hükümete, bu yangınların çıkmasını önlemek yerine yangınları söndürmekle ilgilendiği eleştirisini getiren Öztunç, bu konuda “Türkiye’nin yangın politikası değişmeli” diyor.
HES gündemde değil ama hâlâ çevre sorunu
Bundan birkaç yıl önce ülkenin gündemini yoğun bir şekilde meşgul eden hidroelektrik santral projeleri 2020’de çok fazla konuşulmadı. Çevre hukuku avukatlarından Alp Tekin Ocak, bunun sebebini şöyle açıklıyor: “Hidroelektrik santral sayısının nispeten azalmış olması sebebiyle gündemi çok fazla işgal etmiyor gibi gözükse de, maalesef bu su yapıları artık ‘alışmış’ olmamız sebebiyle gündemimizde olmadı. Zira varlar. Hem de derelerin sularının en berrak olduğu üst kotlarında yapılıyorlar.” Avukat Ocak, 12 bin yıllık Hasankeyf’in 2020’de sular altında kaldığını da “Hem de üstüne beton dökülerek!” sözleriyle hatırlatıyor.
Çevre konusunda farkındalık artıyor
Türkiye'de 20 milyon üyesi bulunan Change.org'da 2020'de başlatılan kampanyaların 938’i çevre başlığı altında. Bir yıl önce bu sayı 784’tü. Bu da sorunların ve kamuoyundaki farkındalığın yıllar içinde daha da arttığının bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. Avcılığın yasaklanmasından Adana’daki kömürlü termik santral projesinin iptal edilmesine kadar pek çok kampanyaya milyonlarca imza atıldı. Bu kampanyaların bir kısmı da çevrecilerin zaferi ile sonuçlandı.

Yeni yıla girerken Türkiye'de çevre konusunda çözüm bekleyen pek çok konu var. İklim krizine çare olması umulan Paris Anlaşması’nın Meclis’ten geçirilmesinden Kanal İstanbul Projesi’ne, zehir saçan kömürlü termik santral yatırımlarından Salda Gölü’ne çok sayıda gündem maddesi sırada bekliyor.
Deutsche Welle Türkçe

Suriyeli hacker şebekesi çökertildi: Ortada kalan 30 milyon TL hazineye kalacak / Kacper Pempel
İstanbul'da jandarma ekiplerinin çökerttiği Suriyeli hacker şebekesinden ele geçirilen paralar ortada kaldı. Aleyhlerine delil olmasından korkan şüpheliler, değeri 30 milyon lirayı bulan döviz ve altınları "Haberimiz yok, bizim değil" diyerek sahiplenmedi.
İstanbul İl Jandarma Komutanlığı ekipleri uzun süren bir takibin ardından geçen hafta 13 kişilik Suriyeli bir 'hacker' şebekesini gözaltına aldı. Uluslararası çalışan şebeke yine uluslararası alanda forex ve borsa alanında faaliyet gösteren şirketleri hedef alıyordu.
Organize bir şekilde sistemlere müdahale eden hackerlar güvenlik zaafını tespit ettikleri şirketlerin faaliyetlerini kilitliyor, kendilerince alım-satımlar yaparak saniyeler içinde yüz binlerce dolar haksız kazanç elde ediyor.
Hesapları Türkiye'deki mülteciler adına açıyorlar
Çete ayrıca sistemlerini kilitledikleri, şifrelerini ele geçirdikleri şirketlere şantaj yaparak da para alıyor. Şebeke üyeleri hesapları ise Türkiye'de 'geçici koruma' statüsündeki Suriyeli mülteciler adına açıyor.
Son olarak Ürdün merkezli ve Londra borsasında hissesi olan bir şirketi hedef seçen çete, bu kez şirketin şikayeti üzerine İstanbul İl Jandarma Komutanlığı, KOM Şube ekiplerinin takibine alındı. Telefonları dinlemeye alınan çete üyeleri bütün konuşmaları Arapça yaptıkları için anlaşılamayacağını düşünüyordu.
İstanbul dışında da bağlantıları var
Suça konu olan eylemlerine dair konuşmalarını açıkça yapan şahıslar Arapça bilen jandarma personeli tarafından dinlendi ve konuşmaları deşifre edildi. Şebekenin İstanbul dışında Bursa, Gaziantep ve Şanlıurfa'daki bağlantıları da tespit edilince düğmeye basıldı. Şebekenin başı olduğu değerlendirilen kişiyle birlikte toplam 13 kişi yakalandı.
Döviz ve altın ele geçirildi
Şüphelilerin Kapalıçarşı'da kullandıkları bir ofisin de dahil olduğu tüm mekanlarda arama yapıldı. Aramalar kapsamında toplam değeri 30 milyon TL olan 1 milyon 850 bin Euro, 1 milyon 200 bin dolar ve yüklü miktarda altın ele geçirildi.
'Paradan haberimiz yok'
Hürriyet'in haberine göre, Kapalıçarşı'daki ofiste gözaltına alınan şüpheliler, paraların aleyhlerinde delil olacağını, bu kadar paranın kaynağını açıklayamayacakları için "Ofisi sadece görüşmeler için kullanıyoruz, paradan haberimiz yok" diyerek paraları kabul etmediler.
Uluslararası düzeyde bu suçlar işlendiği ve yabancı şirketler olduğu için diğer mağdurların da kimliğine ulaşılamadı. Talep eden mağdur olmadığı için paralar hazineye kalacak.

Halim Kaya

22 Şub 2021

Bu yazı altı yıl önce Yusuf Yılmaz Araç’ın “Elma Bahçesi” kitabının pdf’sini okuyunca yazıldı. Ufak değişiklikler yaparak sizinle de paylaşmak istedim.

Muharrem GÜNAY (SIDDIKOĞLU)

22 Şub 2021

M. Metin KAPLAN

17 Şub 2021

Yusuf Yılmaz ARAÇ

08 Şub 2021

Hüdai KUŞ

25 Oca 2021

Efendi BARUTCU

04 Oca 2021

Nurullah KAPLAN

04 Oca 2021

Ziyaret -> Toplam : 71,18 M - Bugün : 3862

ulkucudunya@ulkucudunya.com