« Ana Sayfa »      « Bize Yazın »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

ÖNCEKİ HABER

NEŞÂTÎ

Bayram Ali Kaya, 30 Kas 2020

SONRAKİ HABER

Fuad Hüsnü Kayacan

1879 – 16.11.1963, 16 Kas 2020

16 Kas

2020

CELAL SAHİR EROZAN

29.09.1883-16.11.1935 01 Ocak 1970

Şair (D. 29 Eylül 1883, İstanbul - Ö. 16 Kasım 1935, İstanbul). Ahmet Celal, Sahir, Velhan, Şarık, Hikmet Celal, gibi takma adlar da kullandı. Babası Yemen vali ve komutanı İsmail Hakkı Paşa’dır. Beş yaşındayken annesi ile babası ayrıldılar. Celal Sahir annesiyle büyüdü. Numune-i Terakki Özel İlkokulunda, Davut Paşa Rüştiyesinde (Ortaokulunda) okudu. Vefa İdadisini (Lisesini) bitirdikten sonra bir süre Mekteb-i Hukukta (Hukuk Fakültesinde) öğrenim gördü. Ancak okulu yarıda bırakarak Dışişleri Bakanlığında memurluğa (1903) başladı. 1904’te Halet Hanım’la evlendi. 1907 yılından itibaren İstanbul Mercan ve Kabataş liselerinde öğretmenlik yaptı. 1914’te teklif edilen İstanbul Üniversitesinde edebiyat hocalığını kabul etmeyerek yayıncılıkla uğraştı. 1919’da Lütfiye Hanım’la evlendi. Birinci Dünya Savaşı sonlarında (1917-18) ticaretle uğraştı. 1928’de Zonguldak Milletvekili seçildi. Aynı yıl üçüncü evliliğini Atiye Hanım’la yaptı. Türk Dili Tetkik Cemiyeti üyeliğine getirildi. Harf Devrini Kuruluna katıldı. Türk Ocaklarının 1932’de kapatılmasına kadar orada çalıştı. Son yılları hastalıklarla geçti, akciğer kanserinden öldü. Bakırköy Mezarlığında toprağa verildi.

Şiire olan ilgisi eski tarzda şiirler ve şarkılar yazan annesinin etkisiyle başladı. Dokuz yaşında iken şiir okuma ve hitabet yeteneği ile II. Abdülhamit’in dikkatini çekti. Padişah, onu Saraya davet ederek şiirler okuttu, konuşturdu ve liyakat nişanı ile ödüllendirdi. Bundan dolayı lise öğrencisi iken “nişanlı şair” adıyla tanındı. Vefa Liseesinde Peyami Safa’nın babası olan şair İsmail Safa (Esgin)’dan edebiyat dersi gördü. Servet-i Fünûn topluluğunun en genç şairi olarak ve daha çok aşk ve kadın temalarını işlediği şiirleriyle tanındı. Şiirleri, önce Ahmet Celal ve Sahir gibi takma adlarla İrtika, Malumat, Musavver Fen ve Edeb, Pul, Lisan dergilerinde çıktı.

Celal Sahir’in kendi imzasıyla ilk şiiri Servet-i Fünûn (Ekim 1899) dergisinde çıktı. Gündelik Sabah gazetesinde bir iki küçük hikâyesi yayımlandı. Mehmed Rauf ve Halid Ziya ile tanıştı. 1901 yılında derginin kapatılmasına kadar Servet-i Fünûn’da şiir ve yazı faaliyeti devam etti. Kısa bir süre Demet adlı bir kadın dergisi çıkardı ve feminizmi savundu. Musavver Muhit dergisinin yazı işleri müdürlüğünü yaptı. 1909’da kurulan Fecr-i Ati topluluğuna ilk katılanlardan biri oldu. Servet-i Fünûn dergisinin yönetimini üzerine alarak, dergiyi Fecr-i Ati’nin yayın organı haline getirdi. 1909’da Servet-i Fünûn’da Lisanımız başlıklı üç makalesi çıktı. Burada savunduğu dilde sadeleşme ile Selanik’te başlayan Yeni Lisan hareketinin İstanbul’da ilk savunucusu oldu. Fecr-i Ati topluluğu dağılınca (1914) Celal Sahir Türkçülük akımı ile ilgilenmeye başladı. Millî Edebiyat akımının etkisiyle daha sade bir dil kullandı. Çağdaş Türk edebiyatında serbest nazmı ilk kullanan şair oldu. Hece ölçüsü ve serbest koşukla yazdığı şiirleri, yayın müdürlüğünü yaptığı Halka Doğru dergisinde yer aldı. “Yeni Lisan” hareketini destekleyen yazılarını Hak gazetesinde yazdı. 1911’de Selanik’e giderek Genç Kalemler dergisini çıkaranlarla tanıştı. İstanbul’a dönünce, Türk Yurdu, Türk Derneği, Genç Kalemler gibi yeni hareketin belirdiği dergilerde yazdı. Türk Yurdu ile Halka Doğru, Türk Sözü ve Bilgi Mecmuası’nı yönetti.

Celal Sahir Erozan’ın şiirleri, dört evrede incelenebilir: Servet-i Fünûn devresi, Fecr-i Ati şiirleri, Türkçülük devresi ve Cumhuriyet’ten sonraki şiirleri. İlk şiirleri klasik nazmın özelliklerini taşıdı. İkinci dönemde şiirlerinin konusu hep aşk ve kadındır. Bu yüzden şair olarak tanındığı ilk yıllardan itibaren kadın şairi diye anıldı. Ona göre şiir bir duygu işi idi. Beyaz Gölgeler’de güçlü ve orijinal olmayan betimlemeler, derinlik taşımayan duygulanmalar ve mutsuzluk başat ögelerdir. Servet-i Fünûn ve Fecr-i Ati yıllarında aşk ve kadından başka tabiat, hayal-hakikat çelişkisi, hüzün ve melâl, yalnızlık, ölüm gibi konuları işledi. 1908’den itibaren sade bir dille yazdı. Meşrutiyet ve Cumhuriyet yıllarında sosyal olaylara karşı ilgi duydu. Buna bağlı olarak şiirilerinde vatan sevgisi öne çıktı.

Celal Sahir düzyazı olarak da, Servet-i Fünûn görüşlerine bağlı kalmak üzere, çok eser verdi. Sanat ve edebiyat üzerine görüşleri oldukça sağlamdır. Yazılarında tiyatro konusunu sistemli ve ciddi olarak işledi. 1908’den itibaren devrinin edebî, sosyal ve siyasî sorunlarının içinde oldu. Yayımlanmış eserleri dışında kalan çok sayıda ve çeşitli konularda yayımlanan şiir ve makaleleri vardır.

“Servet-i Fünûn döneminde yazılmış şiirleri, tamamiyle ferdî konuda ve ‘güzellik için sanat’ formülüne uygun bir mahiyet gösterir. (…) İlk şiirlerinde Fikret’le Faik Ali’nin tesirleri göze çarpmakla beraber, bunların pek kısa bir müddet ve basit bir şekilde devam edebildikleri ve henüz on altısında olmasına rağmen, genç şairin şahsiyetini büyük bir hız ve kolaylıkla bulduğu görülür (…) Şiirlerinde dinmeyen bir melâl havası eser. Fecr-i Ati bu mariz hassasiyeti daha da besledi. (…) Ölümüne kadar, seyrek de olsa, diri ve samimi bir heyecanla yazılmış şiirler yazmakta devam etti.” (Kenan Akyüz)

“Celal Sahir’in millî meselelere olan hassasiyeti, onu diğer Servet-i Fünûnculardan farklı kılmaktadır. Şair bu davranışıyla özellikle Cenab’a tezat teşkil eder. Dikkati çeken diğer bir nokta da onun bir Servet-i Fünûn şairi olarak tanınmasına, mizacı ve karakteri itibariyle Servet-i Fünûn’un tipini temsil etmesine rağmen, millî edebiyat cereyanı içinde canlı ve aktif bir şekilde yer almasıdır. Bunda kanaatimce onun orta derecede bir şair olmasından çok, uyumlu mizacının etkisi vardır. (…)

“O, hassas mizacının yanında aktif ve pratik bir zihniyete de sahiptir. O, ne Ziya Gökalp ve Ömer Seyfettin gibi bir yol açıcı, ne de Tevfik Fikret ve Yahya Kemal gibi büyük bir sanatkârdır. Hayatı onun bir uygulayıcı olduğunu gösteriyor. Enerjisi ve çalışkanlığı ile Türk edebiyat ve siyaset hayatında ortaya atılan akım ve inkılapların yayılmasında ve benimsenmesinde etkili olduğu söylenebilir.” (Bilge Ercilasun)

ESERLERİ:

Kardeş Sesi (uzun tek şiir, 1908), Beyaz Gölgeler (şiirler, 1909), Buhran (şiirler ve düzyazılar, 1909), Siyah Kitap (şiirler ve düzyazılar, 1911), Simon (Eugene Brieux’den çeviri, Mahmud Cemal ile 1909’da Servet-i Fünûn’da kısmen tefrika, bas. 1913), Kıraat-i Edebiye (ders kitabı, Fuat Köprülü ile, 1914), Mebus Namzetlerim (manzum mizah, 1917, Hakkı Naşir takma adıyla), Müntehab Çocuk Şiirleri (antoloji, Mehmet Asım’la, 1919).

NEY_SEN(ce)
Hüdai KUŞ

30 Kas 2020

Geçer akçe madem, şerefsizlik ve ihanet, Ne gam size! gelmişse kapıya kış kıyamet. Yaz da sizin, kış da sizin için sımsıcak, Siz'e ne? Kim aç kalmış , kim soğukta donacak.

Muharrem GÜNAY (SIDDIKOĞLU)

27 Kas 2020

Efendi BARUTCU

23 Kas 2020

M. Metin KAPLAN

23 Kas 2020

Yusuf Yılmaz ARAÇ

16 Eki 2019

Nurullah KAPLAN

02 Tem 2019

Ziyaretçi -> Toplam : 69,16 M - Bugün : 8352