« Ana Sayfa »      « Bize Yazın »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

ÖNCEKİ HABER

Haçova Savaşı 24 – 26 Ekim 1596

, 26 Eki 2020

SONRAKİ HABER

MÛSÂ CÂRULLAH

Ahmet Kanlıdere, 18 Eki 2020

18 Eki

2020

Üzeyir Hacıbeyli

05.09.1885- 24.10.1948 01 Ocak 1970

Azerbaycanlı besteci ve müzikolog.
5 Eylül 1885 tarihinde Karabağ bölge­sindeki Şuşa şehrinin Ağcabedi kasaba­sında doğdu. Babası Abdülhüseyin Hacıbeyli. annesi Şirin Aliverdibey’dir. Hacıbeyli (Haabeyov) ilk öğrenimine iki yıllık Rus-Tatar okulunda başladı. Burayı bitirdik­ten üç yıl sonra 1899’da Gori Muallimler Semineri’ne katılarak 1904 Ağustosunda köy öğretmenliği yapma hakkını kazandı. Müzik hayatında önemli bir devre teşkil eden Gori yıllarında Azerbaycan halk mü­ziği üzerine etütlerde bulundu ve pek çok mahnıyı notaya aldı. Bu arada ke­man başta olmak üzere bazı enstrüman­ları çalmasını öğrendi. Hadrut’ta bir yıl kadar süren öğretmenliğinin ardından 1905’te Bakü’ye yerleşti. Burada Bİbihey-bet Fehle Rayonu’nda (1906-1907) ve Sa-âdet-i Hayriyye Cemiyeti Mektebi’nde (1908-1911) Öğretmenlik görevini yürü­türken bir taraftan çocuklar için bazı ter­cümeler yaparak hikâye ve yardımcı ders kitapları hazırladı, bir taraftan da Rusça-Tatarca ve Tatarca-Rusça sözlüklerini ya­yımladı (1907). Ayrıca bazı Rusça eserle­rin Azerbaycan diline tercüme edilmesi çalışmalarına katılarak bu amaçla kuru­lan çeşitli komisyonlarda bulundu. Baku’-de öğretmenliğin yanında Heyat (1905). İrşad, Tereg-gî (1908-1909) ve Hegiget (1909-1910) gazetelerinde mütercim, redaktör ve fık­ra yazarı (hicîvci) olarak çalıştı. Ayrıca Fü-yûzât, Açıksöz, Yeni İgbal, Kaspiy ve Molla Nasreddin gibi gazete ve mec­mualarda “Ordan-Burdan”. “Filankes”. “Üzeyir”, “Behmenkes” gibi rumuz ve tak­ma adlarla siyasî ve mizahî makaleler yaz­dı. Rusya’da Çarlık rejiminin sarsılmaya başladığı sıralarda Millî Azerbaycan Ha-reketi’ne katıldı. 1912 yılında müzik öğ­renimini ilerletmek için Moskova’ya gitti ve solfejde ünlü müzisyenlerden N. M. Laduhin’in, armonide N. N. Sokolovski’nin öğrencisi oldu. Fakat maddî sıkıntı sebe­biyle Bakü’ye geri döndü. 1913’te ise öğ­renimine devam etmek için St. Peters-burg Konservatuvan’na gitti. Burada top­lam altı ay okuyabildi ve N. A. Rİmsky-Korsakov’un öğrencisi V. F. Kalafati’den armoni, V. V. Şerbakov ve Y. Y. Gandşin’-den piyano ve org dersleri aldı.

1926 yılında Azerbaycan Devlet Konservatuvan’nda rektör yardımcısı, 1928’de de rektör olan Hacıbeyli, kısa bir süre sonra bu görevinden ayrılıp aynı kuru­mun halk müziği şubesinde öğretmenlik ve müdürlük yaptı (1930-1938). Bu ara­da konservatuvarda teşkil ettiği (1926) koro çok kısa sürede dağıldı. Ancak koro­nun kurulması ile birlikte zaman içinde ortaya çıkan repertuvar meselesinde ön­celikle mahnıların armonize edilmesine önem verilmiş ve daha fazla kontrapunt çok sesliliği denenip tek sesli tınılar kulla­nılmıştır. Azerbaycan müziğinin gelişme­sinde Hacıbeyli’nin teşkil ettiği koronun önemli rolü olmuştur. Ayrıca 1931 yılında radyo için ilk müşterek notalı halk çalgı aletleri orkestrasının kurulmasına da ön­cülük etti. Bu orkestranın teşkilinden ön­ce millî çalgıların özelliklerini İnceleyerek bilhassa tarın perdelerinin değiştirilmesi üzerinde araştırmalar yapmış ve bu sazı geliştirerek on altı telli hale getirip orkest­raya dahil etmiş, böylece Avrupa nota sisteminin millî Azerbaycan aletlerine uy­gulanabileceğini göstermiştir. Hacıbeyli bu amaçla iki de fantezi bestelemiş ve bunların ilkinde çargâh, ikincisinde ise şûr makamı üzerine kurulu bir beste tekniği uygulamıştır. Hacıbeyli’nin bizzat yönet­tiği bu orkestra, millî eserler yanında Ba- ti bestekârlarının eserlerini de başarıyla seslendirmiştir.



Hacıbeyli, 1934te Azerbaycan Beste­kârlar Ittifakı’na katıldı, dört yıl sonra da başkanlığa seçildi. 1939 yılında yeniden Azerbaycan Devlet Konservatuvarı rek­törü oldu. 1945¨te Azerbaycan İlimler Akademisi’ne üye seçilmesinin ardından aynı kuruluşa bağlı İnce Senet (güzel sanatlar) Enstitüsü’nün başkanlığına getirildi ve bu görevlerini ömrünün sonuna kadar sür­dürdü. Hacıbeyli 23 Kasım 1948 tarihin­de Bakü’de öldü. Ölümünden sonra Azer­baycan Devlet Konservatuvarı ve Azer­baycan Devlet Senfoni Orkestrasi’na onun adı verildi; ayrıca Azerbaycan İlimler Aka­demisi de bütün eserlerini yayımladı.

Bestekârlık ve nazariyatçılığmın yanı sı­ra meşhur bir yazar, teşkilâtçı, dramatist, pedagog ve siyasetçi kişiliğiyle deha sahi­bi bir ilim ve sanat adamı olarak kabul edilen Hacıbeyli, bu özellikleriyle Azerbay­can müzik ve kültür hayatına silinmez iz­ler bırakmış, birçok konuda Önderlik et­miştir. Onun hayatı, Sovyet devriminden önce ve sonra olmak üzere iki dönem ha­linde ele alınabilir. Birinci dönemde yazar, mütercim, redaktör, gazeteci, öğretmen ve bestekâr; ikinci dönemde ise yalnızca adını bütün dünyaya duyurmuş bir bestekâr değil, aynı zamanda bestekârlık üs­lûbunu yaymayı başarmış bir müzik eği­timcisi ve teşkilâtçı bir lider, bir siyaset adamı olarak görülür. Öncelikle ülkesinde mûsiki mesleğinin temellerini atmış, bir­çok müzik eğitim ve öğretim kurumunun, araştırma merkezi ve enstitüsünün açıl­masını sağlamış, koro ve orkestraların ku­rulmasına öncülük etmiştir. Hacıbeyti. es­ki Sovyet hâkimiyeti altında yaşayan di­ğer topluluklara ve çeşitli Doğu ülkeleri­ne de eserleri ve görüşleriyle rehberlik etmiş bir fikir adamıdır. Onun ana ilkesi, millî hususiyetlerin ön planda tutulduğu ve herkesin anlayabildiği bir müzik mey­dana getirmektir. Ona göre millî dille ya­zılan müzik sonuçta milletlerarası olur. Bu İlke, Hacıbeyli’nin sanat hayatının de­ğişmez düsturunu ve âdeta özetini teş­kil etmiştir.

Müzik sevgisi daha çocuk yaşlarda ken­dini göstermeye başlayan Hacıbeyli’nin ilk hocası dayısı Ağalarbey Aliverdibey’dir. Öğrencilik yıllarında okulunda sahneye konan piyeslere katılır ve koro elemanı olarak gösterilere çıkardı. Bu yaşlarda, çocukluğunu geçirdiği Şuşa’daki usta ha­nende ve sazendelerden “mugam” ve “tesnif” okumayı öğrendi. Zamanla özüm­sediği halk müziğinin bütün türlerinin üs­lûp hususiyetlerini birleştirdi, tahliller yap­tı ve teknik, estetik özelliklerini keşfede­rek kendi orijinal üslûbunu meydana ge­tirdi. Onun üslûbu, Azerbaycan müziği­nin sonraki yıllarda kazanacağı gelişme­ler için kuvvetli bir dil, bir nazarî esas oluşturmuş ve bu müziğin milletlerarası seviyeye çıkmasına ortam hazırlamıştır.

Hacıbeyli’nin ilk müzik eseri, 12 Ocak 1908 tarihinde Bakü’deki Hacı Zeynelâ-bidin Tagiyev Tiyatrosu’nda sahneye ko­nulan ve Azerbaycan’ın ilk mugam opera­sını teşkil eden Leylâ vü Mecnûn’dur. Sözleri Fuzûlî’ye ait olan opera, Azerbay­can bestecilerinin aynı vadideki çalışmalarını önemli ölçüde etkilemiştir. Eserin formu Batı operalarından alınmış olması­na rağmen bestelenişinde “şabeh” adı ve­rilen müzikli halk oyunlarına bağlı ka­lınmış ve geniş ölçüde “destgâh”lardan, solo okuyuşlarda mugamlardan, koro ola­rak da tesniflerden faydalanılmıştır. Mugamlar notaya geçirilmemiş ve sanatçı­lar tarafından irticalen okunmuştur. Fa­kat eserin aslı geleneksel halk yaşayışına ve müziğine dayansa da sahne teşkili ve orkestra kullanımı ile modern bir opera görüntüsüne sahiptir. Hacıbeyli bu opera ile Azerbaycan’da bu türün temelini at­makla kalmamış, millî armoninin ve çok sesliliğin de esaslarını ortaya koymuş, ay­rıca çok sesliliğin basit şekillerini halk müziğinin tek sesli yapısı ile kaynaştıra­rak Azerbaycan mugamlannı Batı’nın ma-jör-minör sistemiyle birleştirmiştir.

Leylâ vü Mecnûn operasından başka Hacıbeyli, 1909-191S yılları arasında beş mugam operası daha bestelemiştir. Bun­lardan Şeyh San’ân 30 Kasım 1909’da, Rüstem ve Söhrâb 12 Kasım 1910’da, Şan Abbâs ve Hurşîd-Bânû 10 Mart 1912’de. Aslı ile Kerem de yine aynı yı­lın 18 Mayısında sahneye konulmuştur. Hacıbeyli’nin bestekârlık hayatının son mugam operası olan Hârûn ve Leyl⒭nın metni 191 S’te yayımlanmış olması­na rağmen eserin notaları bestekâr tara­fından imha edilmiştir. Ancak Müslim Magomayev Şah İsmail, Üzeyir Hacıbey-li’nin ağabeyi Zülfıkar Hacıbeyli de Âşık Garib operası ile “Hacıbeyli üslûbu”nu devam ettirmişlerdir

Hacıbeyli Sovyet döneminde bestekâr­lık çalışmalarına mahnı türü ile başla­mıştır. Bu yıllarda Komsomolcu Kız, Süvari, Pilotlar gibi mahnılan; II. Dün­ya Savaşı yıllarında da Çağırış, Yahşi Yol, Ananın Oğluna Nasihati, Şelget Bacısı, Dövüşçüler Marşı gibi kahra­manlık mahnılarıyla senfonik orkestra için Cengi adlı kahramanlık piyesini bes­telemiştir. Ayrıca yakın arkadaşı M. Ma­gomayev ile birlikte yayımladığı Azerbay­can Halk Mahnılan (1927) adlı mecmua ile de halk müziği eserlerine en fazla ihti­yaç duyulan bir dönemde bu boşluğu dol­durmayı amaçlamıştır.

Bestecinin en önemli operası, libretto­sunu M. S. Ordubadi’nin yazdığı Köroğ-7u’dur. Hacıbeyti, Azerbaycan millî destanı mahiyetindeki bu eserinde halkın Köroğ-!u adlı kahramanın önderliğinde hürriyet uğrunda verdiği mücadeleyi tasvir ve te­rennüm etmektedir. İlk defa 30 Nisan 1937 tarihinde Bakü’de sahneye konan operanın kazandığı büyük başarıdan do­layı Hacıbeyli Sovyet Sosyalist Cumhuri­yetleri Birliği devlet ödülüne lâyık görül­müştür (1941). Köroğlu, klasik Rus-Av-rupa epik-kahramanlık operasının gele­neklerini sürdüren önemli eserlerden bi­ri olarak kabul edilir; özellikle armonik ve polifonik dili, orkestralaması ve senfonik parçalan ile Azerbaycan müziğinin gelişi­minde çok önemli bir rol oynamıştır. Ha­cıbeyli Azerbaycan’da operetin de kuru­cusudur. Bu tür. bestecinin kaleminde keskin bir toplumsal mizah niteliği kazan­mıştır. Bu alandaki eserleri 24 Mayıs 1910’da sahneye konan Er ve Arvad, 25 Nisan 1911’de sahneye konan O Olma­sın Bu Olsun ve 25 Ekim 1913’te sahne­ye konan Arşın Mal AJan’dır. Bunlar ara­sında, dünyada en fazla tutulan ve kırk beşten fazla dile çevrilen Arşın Mal Alan önemli bir yere sahiptir. Hacıbeyli’nin St. Petersburg’da iken yazdığı bu eserin ko­nusu gerçek hayattan alınmış ve hareket­li halk müziği motifleriyle süslenmiştir.

Hacıbeyli’nin keman, viyolonsel ve pi­yano için 1931 yılında yazdığı Âşık Şaya­ğı triosu. Azerbaycan sanat müziğinde türünün ilk örneğini teşkil eder. Hacıbey­li bu yeni türde oda müziğiyle âşık müzi­ğinden faydalanmış, ayrıca âşık üslûbun­da bestekârlık tekniğini ve bu tekniğin çe­şitli hususiyetlerini ortaya koymuştur. Saz­ların eşlik ettiği koro eserleri arasında kantatlar da Hacıbeyli’nin bestecilik ha­yatında önemli bir yer tutar. Firdevsî’nin doğumunun 1000. yıl dönümü münase­betiyle bir kantat yazmış, ardından Mir­za Feth Ali Ahundzâde’nin doğumunun 125. yılı dolayısıyla Ölmez Sanatkâr, 1942’de de Varan ve Cephe kantatları­nı bestelemiştir. Hacıbeyli ayrıca Azerbay­can’da gazel türünün ilk örneklerini bes­teleyen sanatçıdır. Bu türdeki eserlerini Nizâmîi GencevTnin doğumunun 800. yılı münasebetiyle şairin gazellerini bestele­yerek vermiştir. Bunlar Sensiz (1941) ve Sevgili Cdndn’dır (1942). Hacıbeyli bes­telediği marşlarla da bu formdaki gücünü ortaya koymuştur. Bugünkü Azerbaycan millî marşı bunların en önemüsidir. 1918-1920 yılları arasında yaşayan Millî Azer­baycan Devleti’nin millî marşı olan eser Sovyet döneminde terkedilmiş, ancak 1990’da Azerbaycan’ın Sovyetler Birliği’nden ayrılmasından sonra tekrar benim­senmiştir. Hacıbeyli’nin son eseri ise Fî-rûze adlı bitmemiş operasının aryasıdır.

Azerbaycan’da bestekâr, müzikolog ve icracı olarak hizmet veren birçok sanatkâ­rın yetişmesinde Hacıbeyli’nin büyük emeği geçmiştir. Öğrencileri arasında Kara Karayev, Fikret Emirov. Niyazi Tagizâde, Şefika Ahundzâde, Seyid Rüstemzâde, Efrâsyâb Bedelbeyli, Süleyman Aleskerov başta gelmektedir. Hacıbeyli bestecilik çalışmalarının yanında müzikoloji alanında- ki araştırmaları ile de tanınmıştır. İİk ola-rak 194S yılında yayımladığı Azerbaycan Halk Musikisinin Esasları adlı ki-tap onun nazariyatçı kimliğini ortaya koyan en önemli çalışmasıdır. Bu eserde millî müziğin nazarî meselelerinin analizi yapılmış. Doğu ve Batı müziği ve bu müziklerin gelişimi için Rus ve Avrupa beste­cilik okulu sistemlerinin bağdaştınlması-na çalışılmıştır. İki bölümden meydana gelen kitabın birinci bölümünde halk mü­ziğinin ses sistemi, tetrakordların birleş­me usulleri, Azerbaycan megam dizileri­nin kurulma ve megamların elde edilme kuralları gibi konular, ikinci bölümünde ise bu megamlarda beste yapma esasla­rı ve ritmik özellikler ele alınmıştır.

1920’li yıllar Azerbaycan müzik tarihin­de teşkilâtlanma yılları ve Hacıbeyli de bu faaliyetin en önemli kişisi olarak dikkat çeker. Hacıbeyli’nin bu konudaki hizmet­leri de şu şekilde özetlenebilir: Müzik der­neklerinin. Kızılordu korosunun ve Azer­baycan Devlet Konservatuvarı’nın kurul­ması (1920-1921); konservatuvarda mü­zik nazariye öğretmenliği, bir Şark müziği şubesinin teşkili, Cumhuriyet Halk Maarif Dairesi’nin İnce Senet Şubesi’ne bağlı bir müzik bölümü ile Azerbaycan Türk Mü­zik Mektebi’nin (bu mektep 1924’te tek-nikuma çevrilmiş, 1926’da ise Azerbay­can Konservatuvan iie birleştirilmiştir) ve Azerbaycan Devlet Müzik Teknikum’u-na bağlı bir opera sınıfının kurulması, Azerbaycan Devlet Dram Tiyatrosu’nda repertuvarkomisyonu üyeliği(1921-1922); Azerbaycan Âşıkları I. Kurultayının ger­çekleştirilmesi (1928); sonradan M. Ma-gomayev adını alan Baku Şehir Filarmo­nisi bünyesinde Azerbaycan Devlet Ko-rosu’nun kurulması (1936)

Hacıbeyli hizmetlerinin karşılığında pek çok ödüle lâyık görülmüştür; bunların başlıcaları şunlardır: Azerbaycan Radyo Yayınları Komitesi ödülü (1932); Emek-dar İnce Senet Hadimi (1935), Azerbay­can Halk Sanatçısı (1937) ve Sovyet Sosya­list Cumhuriyetleri Birliği Halk Sanatçısı (1938) unvanları; Lenin madalyası (1938); profesör unvanı (1940); Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği devlet ödülü(Köroğlu operasından dolayı; 1941); Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği devlet ödülü.(Arşın Mal Alan filminin müziğinden dolayı; 1946)

HARBİDEN
Efendi BARUTCU

27 Eki 2020

“Ekmek” meselesi tarihin her döneminde insanlığın gündeminden düşmemiştir. Yakın tarihlerde ise siyaset gündemine 10 Ağustos 2014 tarihinde yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde girmiş, MHP Genel Başkanı Sayın Dr.

Hüdai KUŞ

24 Eyl 2020

M. Metin KAPLAN

24 Haz 2020

Yusuf Yılmaz ARAÇ

16 Eki 2019

Nurullah KAPLAN

02 Tem 2019

Ziyaretçi -> Toplam : 68,23 M - Bugün : 22626