« Ana Sayfa »      « Bize Yazın »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

ÖNCEKİ HABER

Cezayir'in Fethi (1516)

, 14 Tem 2019

SONRAKİ HABER

SÂBİR, Mirza Alekber

Yavuz Akpınar, 08 Tem 2019

08 Tem

2019

AZİZ EFENDİ, Medenî

Nuri Özcan 01 Ocak 1970

Medine’de doğdu. Bu sebeple Medenî lakabı ile şöhret bulmuştur. Abdullah Câfer adlı bir imamın oğludur. Dokuz yaşlarında babasıyla birlikte İstanbul’a geldi, Fer‘iye Sarayı’nda Sultan Abdülmecid’in kızı Fatma Sultan’ın himayesine girdi. Burada baş haremağası Anber Ağa tarafından evlât edinilen Aziz Efendi onun terbiyesi altında yetişti. On bir yaşlarında babası ile Şam’a gittiği, iki yıl sonra babasının orada ölümü üzerine tekrar İstanbul’a geldiği de söylenmektedir. Bu arada hıfzını tamamlayarak mûsiki öğrenimine ve daha sonra meşkine başladı. 1859’da Fatma Sultan’ın kocası Müşir Nûri Paşa’nın konağına imam tayin edildi.

Tabii bir ses güzelliğine de sahip bulunan Aziz Efendi, Padişah Abdülaziz’in tesadüfen kendisini dinleyip dikkatini çekmesi üzerine yirmi yaşlarında iken “ikinci hünkâr imamı” göreviyle saraya alındı. Fakat altı ay sonra kendi arzusuyla bu görevden ayrıldı. 1863’te evlendi, bu arada tütün gümrüğünde çalışmaya, bazı yalı ve konaklarda mûsiki dersleri vermeye başladı. Bir müddet sonra Şeyhülislâm Hayrullah Efendi’nin delâletiyle “Mahreç Mevleviyeti” pâyesiyle ilmiye sınıfına geçti. Kısa bir süre sonra tekrar gümrükteki görevine döndü. “Mısır Mevleviyeti” pâyesiyle ikinci defa ilmiye sınıfına geçmesi Sultan II. Abdülhamid’in şeyhülislâmlarından Mehmed Cemâleddin Efendi zamanına rastlamaktadır. 1876’da Ortaköy’deki evinin yanması üzerine Beşiktaş’a, iki yıl sonra da Bebek’e taşındı.

Aziz Efendi memuriyet hayatının ikinci yarısını maarif alanında geçirmiştir. İlk görevi 1881’de gündüzlü Kız Sanâyi Mektebi müdürlüğüdür. İki yıl sonra aynı okulun yatılı kısmı müdürlüğü de ona verildi. Münif Paşa’nın Maarif nâzırlığı zamanında Dilsizler ve Âmalar Mektebi mûsiki muallimliğine (1889), daha sonra kız rüşdiyeleri müfettişliğine tayin edildi. Hayatının son yıllarında 3 ve 4. dereceden Osmânî nişanları ile taltif edilen Aziz Efendi’ye ayrıca sırasıyla Selânik (1886) ve Edirne (1894) Mevleviyeti pâyeleri de verildi. 1895’te Bebek’teki evinde vefat etti, Eyüp’te Çürüklük Mezarlığı’na gömüldü.

Aldığı görevlerle ilmiye sınıfının ileri gelenleri arasında yer aldığı anlaşılan Aziz Efendi asıl şöhretini mûsiki sahasında yapmış, bu alanda hocalığı, besteciliği ve icracılığı ile zamanın önemli mûsikişinasları arasında yer almıştır. Mûsikide ilk hocası ünlü devlet adamı, hattat ve bestekâr Kazasker Mustafa İzzet Efendi olmuş, bestekâr Suyolcu Latif Ağa’dan da ayrıca faydalanmıştır. Bildiğini öğretmek hususundaki gayret ve titizliği mûsiki çevrelerince daima takdirle anılmıştır. Yetiştirdiği talebeler arasında Âma Nâzım, Leylâ Hanım (Leylâ Saz) ve Suphi Ezgi en meşhurlarıdır. Bestelediği dinî ve din dışı eserlerle bestekârlıktaki kudretini ortaya koyan Aziz Efendi’nin kâr, beste, semâi ve ilâhi formlarında eserleri olduğu söylenmekteyse de zamanımıza bunlardan ancak bir beste ile kırk üç şarkısı ulaşabilmiştir. Hânendeliğinin yanı sıra ayrıca ud, tanbur, lavta ve piyano çaldığı da bilinmektedir.

HARBİDEN
Efendi BARUTCU

13 Tem 2019

“TEPELERDEN KANLI AYLAR DOĞARDI, DEV ÖMÜRLER BİR NAMLUYA SIĞARDI, SAÇLARIMIZ BİR GECEDE AĞARDI SİZLER O GÜNLERİ BİLEMEZSİNİZ. GÖKLER, YAĞLI DUMAN GİBİ PUSARDI, DAĞLAR HANÇERLENMİŞ GİBİ SUSARDI, YEDİ YÖNDE YEDİ BORAN ESERDİ SİZLER O GÜNLERİ BİLEMEZSİNİZ” O.

Nurullah KAPLAN

02 Tem 2019

Yusuf Yılmaz ARAÇ

17 Haz 2019

M. Metin KAPLAN

23 Eyl 2018

Ziyaretçi -> Toplam : 51,96 M - Bugün : 579