« Ana Sayfa »      « Bize Yazın »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

ÖNCEKİ HABER

Cezayir'in Fethi (1516)

, 14 Tem 2019

SONRAKİ HABER

Ekrem Reşit Rey

, 08 Tem 2019

08 Tem

2019

KÜÇÜK HÜSEYİN EFENDİ

Mustafa Kara 01 Ocak 1970

Haziran 1832’de Ankara Arslanbey mahallesinde doğdu. Asıl adı Hüseyin Hüsnü’dür. Çok kısa boylu olduğu için Küçük Hüseyin diye tanınır. Babası Gökmenoğulları’ndan Katırcı Ali Abdullah Efendi mahallî yetkililerce zorla çalıştırıldığından valiye şikâyette bulunmuş, bir sonuç alamayınca Ankara’dan ayrılıp Mihaliç’e yerleşmiştir. Bu sırada on iki-on üç yaşlarında olan Küçük Hüseyin Efendi, bir süre sonra babası vefat edince İstanbul’a gidip Saraçhane semtinde Mevlevî tarikatına mensup bir saraç ustasına çıraklık yapmaya başladı. Bir yandan da sabahları Süleymaniye Camii’ndeki derslere devam etti. Bir süre tütün doldurma atölyesinde çalıştı. Bu arada Fatih Çarşamba’da bulunan Murad Molla Dergâhı’nda tasavvufî muhitle tanıştı. Ardından adını duyduğu Nakşibendî-Hâlidî şeyhi Hacı Feyzullah Efendi’ye intisap etmek istedi. Hüseyin Vassâf’ın naklettiğine göre karnında oluşan şişlik tedavilere rağmen bir türlü düzelmeyince bir dostunun tavsiyesiyle duasını almak için Feyzullah Efendi’ye başvuran Küçük Hüseyin Efendi’nin talebi iki defa reddedildi, üçüncü başvurusunda, şeyhin, “Oğlum, bu karnınızdaki şiş geçer, ancak bize intisap etmelisiniz, yoksa biz üfürükçü takımından değiliz” demesi üzerine kendisine intisap etti (1859). Feyzullah Efendi kısa bir süre sonra Kuleli Vak‘ası yüzünden Midilli’ye sürgün edilince Dağıstanlı Hacı Mûsâ ve Mühtedi Cevdet efendilerden ders alarak kendini yetiştirmeye çalıştı. Bir ara Midilli’ye de gitti, mürşidi affedilip İstanbul’a dönünce ona hizmete devam etti. Feyzullah Efendi’nin ölümünün (1876) ardından halifelerinden Mehmed Nûri Efendi’ye (ö. 1885), onun ardından şeyhinin diğer halifesi Hasan Visâlî Efendi’ye (ö. 1902) intisap etti. Onun vefatıyla da kendisi irşad postuna oturdu.

Silivrikapı Bâlâ Mektebi ile Kocamustafapaşa Mahalle Mektebi’nde kalfalık ve Gülhane Askerî Ambarı Esvap eminliği yapan Küçük Hüseyin Efendi 1907’den sonra dostlarının isteği üzerine kendini tamamen irşad faaliyetlerine verdi. Kocamustafapaşa’da Nûh Efendi Medresesi’nin bevvâblığı üzerinde olduğu için bu mekânı dergâh edindi. Nakşibendî-Hâlidî usulünü icra etmekle beraber zikir meclisleri müntesip olmayanlara da açık olduğundan meclislere daha geniş bir kitleye hitap etti. Hüseyin Vassâf’ın bildirdiğine göre 1924 yılı itibariyle yirmi üç halifesi vardı. Dört defa evlenmiş, ancak çocuğu olmamıştır. 14 Mart 1930 tarihinde doksan sekiz yaşında vefat etti, Eyüp Gümüşsuyu Mezarlığı’na ikinci şeyhi Mehmed Nûri Efendi’nin yanına defnedildi. Muhiplerinden Mareşal Fevzi Çakmak da onun yanına defnedilmiştir. Seyyid Yâkub Kâşgarî Han’ın oğlu bestekâr Abdülkadir Töre ondan feyiz alan önemli şahsiyetlerdendir. Müridlerinden Mehmed Emin Paşa’nın kendisi hakkında yazdığı, “Pertev-i nûr-ı Hudâ’sın yâ Hüseyn-i Nakşibend” mısraıyla başlayan şiiri Abdülkadir Töre tarafından bestelenmiştir.

HARBİDEN
Efendi BARUTCU

13 Tem 2019

“TEPELERDEN KANLI AYLAR DOĞARDI, DEV ÖMÜRLER BİR NAMLUYA SIĞARDI, SAÇLARIMIZ BİR GECEDE AĞARDI SİZLER O GÜNLERİ BİLEMEZSİNİZ. GÖKLER, YAĞLI DUMAN GİBİ PUSARDI, DAĞLAR HANÇERLENMİŞ GİBİ SUSARDI, YEDİ YÖNDE YEDİ BORAN ESERDİ SİZLER O GÜNLERİ BİLEMEZSİNİZ” O.

Nurullah KAPLAN

02 Tem 2019

Yusuf Yılmaz ARAÇ

17 Haz 2019

M. Metin KAPLAN

23 Eyl 2018

Ziyaretçi -> Toplam : 51,96 M - Bugün : 1172