« Ana Sayfa »      « Bize Yazın »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

ÖNCEKİ HABER

Babalar Günü

, 17 Haz 2019

SONRAKİ HABER

Simone de Beauvoir (9 Ocak 1908-14.04.1986)

, 15 Nis 2019

15 Nis

2019

Orhan Veli (Mehmet Nuri Yardım)

01 Ocak 1970

Bizim şiir dünyamızda, mısralarını büyük zevkle okuduğumuz şairlerden biri de Orhan Veli Kanık'tır. Onun en çok sevilen şiiri "Anlatamıyorum"dur. Şairin başka güzel şiirleri de var. Bütün şiirleri aynı derecede iyi mi, değil. Hangi şairin bütün şiirler mükemmel ki? Orhan Veli'nin şiirlerinden "Masal"da çocuksu bir rüya vardır: "Çocuk gönlüm kaygılardan azade, / Yüzlerde n\u00fbr, ekinlerde bereket, / At üstünde mor kaküllü şehzade; / Unutmaya başladığım memleket. / Şakağımda annemin sıcak dizi, / Kulağımda falcı kadının sözü, / Göl başında padişahın üç kızı, / Alaylarla Kaf Dağı'na hareket." Şairin "İstanbul'u Dinliyorum" şiirini herkes bilir. "Gün olur, alır başımı giderim" diye başlayan şiiri de sevilmiş ve bestelenmiştir. "Rubai"si ise gölgede kamıştır: "Ömrün o büyük sırrını gör bir bak da / Bir tek kökü kalmış ağacın toprakta / Dünya ne kadar tatlı ki birdenbire kişi / Kolsuz ve bacaktır yaşayıp durmakta."

1941 yılında Melih Cevdet Anday ve Oktay Rıfat ile birlikte yayınladığı Garip kitabından sonra Türk edebiyatında "Garipçiler" adıyla tanınan cereyanın öncülüğünü Orhan Veli yapmıştır. Biraz serazat, derbeder ve çocuksu ruh haliyle, duygu yüklü şiirleriyle tanındı, okundu ve sevildi. 1914 yılında doğan Orhan Veli, 1950'da vefat etti. Gencecikti, hayatının baharında, henüz 36 yaşındaydı. Bohem bir hayatı vardı, ama sadece onun değil o dönemin genel anlayışı buydu. Şair ve yazarlar Beyoğlu çevresinde buluşur, burada şiir okur, edebiyat kozalarını örerlerdi.

Eski şiir anlayışına karşıydı, ama o şiiri de iyi biliyordu. Her türlü yeniliği denerken bile eski tarzdan tam olarak kurtulamadığı görülür. Bu anlamda Namık Kemal'e benzetilebilir. Namık Kemal'de Divan şiirine bir tavır geliştirmek isterse de aslında hem tarz, hem sanat hem de yaşayış bakımından eskinin devamı kabul edilebilir. Esasında Orhan Veli, büyük ölçüde halk tarafından da anlaşılmak ve okunmak emelindeydi. Bunu da büyük ölçüde başardı. Sosyal konulara da temas etti. Mesela "Kuyruklu Şiir" başlıklı şiiri, toplumu ve insanları bir hedefe yöneltir. "Birdenbire" şiiri duygu yüklüdür.

Orhan Veli'nin şiiri çocukluk dünyasını anlatır. "Uyku" onlardan biridir: "Üzerinde beni uyutan minder / Yavaş yavaş girer ılık bir suya, / Hind'e doğru yelken açar gemiler / Bir uyku alemine doğar dünya. / Sırça tastan sihirli su içilir, / Keskin Sırat koç üstünde geçilir, / Açılmayan susam artık açılır, / Başlar yolu cennete giden rüya."

Orhan Veli sadeliğin, sadelik içinde samimiyetin şairidir. Hissettiklerini olduğu gibi fazla şairanelik taslamadan yazar. Zaten şiirinin bu kadar sevilmesinin de temelinde bu içtenlik yatar. Mesela "Değil" şiiri: "Bilmem ki nasıl anlatsam; / Nasıl, nasıl size derdimi! / Bir dert ki yürekler acısı, / Bir dert ki düşman başına. / Gönül yarası desem\u2026 / Değil! / Ekmek parası desem\u2026/ Değil! / Bir dert ki\u2026 / Dayanılır şey değil."

Çocukluk ülkesi şairin hiçbir zaman vazgeçemediği bir diyar. "Gemilerim" şiirinde de bunu kuvvetle hissettirir: "Elifbamın yapraklarında / Gemilerim, yelkenli gemilerim. / Giderler yamyamların memleketlerine / Gemilerim, yan yata yata; / Gemilerim, kurşunkalemiyle çizilmiş; / Gemilerim, kırmızı bayraklı. / Elifbamın yapraklarında / Kız Kulesi, Gemilerim." Orhan Veli'de hayata karşı bir tutku görürüz ama aynı zamanda bir hüzün de belirir mısralarının arasında. Yaşama sevinci aşikar. Günışığı, nefes alıp verme ve hayata dair bütün emareler onu mutlu eder. Ama gizliden gizliye bir hüzün de şiirlerini sarıp sarmalar. Uçarı duyguları ve gençlik aşkları şiirlerinin temel motiflerini oluşturur. Bugüne kadar lehinde ve aleyhinde çok yazı yazıldı. Mehmet Kaplan, "Orhan Veli, Oktay Rifat ve Melih Cevdet ile beraber Cumhuriyet devri Türk şiirinde en mühim inkılaplardan birini yapmış olan bir şairdir." der.

Kız kardeşi Seray Şahinler, vefatından önce evde iken abisinin balkona çıktığını söyler. Babasının yanında değil balkonda sigara içecek. Seray Hanım, içeri girip içmesini ister. "Babamın 3 günlük ömrü kaldı, onu kırmaya değer mi" der, ne var ki üç gün sonra şairin kendisi vefat eder. Ömer Faruk Akün Hocayla Yahya Kemal'i Rumelihisarı'ndaki mezarı başında ziyaret ettikten sonra Orhan Veli'nin kabrinin başına geçmiştik. Hoca "Garip, ama aslında iyi insandı" demişti. Talihsiz bir neslin 'Garip' şairiydi. "Ölüme Yakın" şirini şöyle bitirir: "Ölünce kirlerimizden temizlenir, / Ölünce biz de iyi adam oluruz; / Şöhretmiş, kadınmış, para hırsıymış, / Hepsini unuturuz."

Mehmed Akif'in Beyazıt Camii'ndeki 'gariban' tabutuna sahip çıkanlardandı. Üniversite gençlerine haber verince İstiklal Marşı şairimiz şanına layık bir şekilde defnedilmişti. 36 yaşında hayata veda etti, yaşasaydı belki de çok daha güzel şiirler yazacaktı. Kimbilir?

HARBİDEN
Efendi BARUTCU

17 Haz 2019

Türkeş’in ikili münasebetleri: İncelik, dikkat ve sevgi Yukarıda da temas ettiğimiz gibi Türkeş Bey’in bir kurmay subay ve tecrübeli bir diplomat tavrıyla dava arkadaşlarına ve başka insanlara kaşı gösterdiği sevgi, saygı hareketin mensuplarının birlik ve dayanışmasında önemli bir rol oynamıştır.

Yusuf Yılmaz ARAÇ

17 Haz 2019

Nurullah KAPLAN

06 Mar 2019

M. Metin KAPLAN

23 Eyl 2018

Ziyaretçi -> Toplam : 50,82 M - Bugün : 25333