« Ana Sayfa »      « Bize Yazın »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

ÖNCEKİ HABER

Abraham Lincoln (12.02.1809-14.04.1865)

, 15 Nis 2019

SONRAKİ HABER

Gazanfer Bilge (23.07.1924-20.04.2008)

, 15 Nis 2019

15 Nis

2019

EYYÛB HAN (14.05.1907-19.04.1974)

01 Ocak 1970

14 Mayıs 1907’de bugünkü Pakistan’ın kuzeybatısında bulunan Hezâre (Hazara) bölgesinde Rehana’da doğdu. Ailesi Patan (Hint-İran) asıllıdır. Babası Mîr Dâd Han, İngiliz-Hint ordusunda bir süvari birliğinde onbaşı (risaldar) idi.

Eyyûb Han mahallî okullarda öğrenim gördükten sonra Aligarh İslâm Üniversitesi’ne girdi (1922). Zekâsı, spordaki yeteneği ve aile geçmişi, onun İngiltere’deki Sandhurst Kraliyet Askerî Akademisi’ne alınan ilk Hindistanlı grubun arasına girmesini sağladı. 1928’de subay oldu. Bir yıl kraliyet birliklerinde görev yaptıktan sonra 14. Pencap Alayı’nın birinci taburuna tayin edildi. II. Dünya Savaşı sırasında Burma cephesine gönderilen 1. Assam Alayı’nda kumandan yardımcısı olarak Japonlar’a karşı savaştı ve savaşın sonuna doğru yerli Hindistanlılar arasında az rastlanan bir hadise olarak alay kumandanlığına getirildi. 1947 başlarında albaylığa yükseldi.

15 Ağustos 1947’de Pakistan ve Hindistan iki ayrı eyalet haline getirilince 15. Pencap Alayı yeni kurulan Pakistan ordusuna katıldı. İngilizler’ce tehlikeli birer unsur sayıldıkları için çeşitli birliklere dağıtılan müslüman subay ve askerlerin toparlanmasında önemli katkıları olan Eyyûb Han kısa zamanda tugay kumandanlığına ve Batı Pakistan’da karışık bir bölge olan Vezîristan ordusunun başına getirildi. Aralık 1948’de tuğgeneralliğe yükselerek Doğu Pakistan (Bengal) birlikleri kumandanı oldu. 17 Ocak 1951’de, o zamana kadar Pakistan ordusunun başında bulunan General Sir Douglas Gracey’in emekliye ayrılmasından sonra general rütbesiyle Pakistan ordularının ilk genelkurmay başkanlığına tayin edildi. 200 yıl aradan sonra Hint kıtasında ilk defa müslüman bir ordunun başına müslüman bir kumandan geçiyordu.

Genelkurmay başkanı olarak Eyyûb Han Pakistan’ı Amerika Birleşik Devletleri’nin de bulunduğu birçok askerî ittifaka dahil etti. 1953 yazında Savunma Bakanı İskender Mirza ile birlikte Türkiye ile savunma iş birliği görüşmelerini başlattı. 1954 Şubatında Türkiye-Pakistan savunma iş birliği antlaşması imzalandı. Eyyûb Han Ekim 1953’te Amerika Birleşik Devletleri’ne yaptığı gezide önemli bir askerî yardım sağladı. Pakistan ordusunun organizasyonuna büyük önem veren Eyyûb Han bir planlama dairesi kurdu; ekipman, eğitim ve organizasyon problemlerini çözmek için birtakım askerî okulların açılmasını sağladı. Ekim 1954’te ülkenin yönetimini ele geçiren Pakistan genel valisi Gulâm Muhammed tarafından ordu başkumandanlığına ek olarak Savunma Bakanlığı’na getirildiyse de Ağustos 1955’te bu görevinden ayrıldı. Özerk bir vilâyet statüsünde bulunan Pakistan genel valiliğine getirilen İskender Mirza, Gulâm Muhammed’in kapattığı meclisi açmak için seçimleri yeniledi. Yeni meclis bir anayasa hazırladı ve 23 Mart 1956 günü Pakistan’ın bağımsız bir İslâm cumhuriyeti olduğunu ilân ederek Mirza’yı cumhurbaşkanlığına getirdi. Ülke üç yıl içinde yeni bir krizin içine girince Cumhurbaşkanı İskender Mirza 7 Ekim 1958 günü anayasayı yürürlükten kaldırarak sıkıyönetim ilân etti ve orduyu yönetime el koymaya çağırdı. 14 Temmuz 1958’de Bağdat Paktı görüşmeleri çerçevesinde Türkiye’ye gelip görüşmelerde bulunan Eyyûb Han sıkıyönetim kumandanlığına tayin edildi. Yaptığı radyo konuşmasında siyasîlerin ülkeyi yıkımın eşiğine getirdiklerini söyleyerek cumhurbaşkanıyla birlikte halka yakın bir demokrasi kuracaklarını söyledi. Ancak 27 Ekim’de İskender Mirza cumhurbaşkanlığından çekilerek yerine Eyyûb Han geçti.

Eyyûb Han basını kontrol altına aldı, siyasî partileri dağıttı ve sorumlu siyasî liderleri mahkemeye çıkararak hapse attırdı. Fakat askerî bir rejim kurmaya çalışmadı. İlk yıllarında çok popüler bir lider oldu. Ekonomik ve sosyal reformları başlatmanın yanı sıra Batılı güçlerle yapılmış çeşitli antlaşmaları pekiştirdi. Hindistan ile olan anlaşmazlıkları barışçı yollardan çözmeye çalıştı. İçeride ise ekonomik istikrarı sağlamak için fiyat kontrolü, gıda üretimini arttırmak için toprak reformu gibi girişimlerde bulundu. 1959’da Eyyûb Han’ın öncülüğünde ülkenin yeni başşehri olarak İslâmâbâd’ın kurulmasına karar verildi. Ekim ayında Eyyûb Han mareşal rütbesine yükseltildi.

Mareşal Eyyûb Han’ın on yıl kadar süren cumhurbaşkanlığı döneminin en önemli olayları arasında “temel demokrasi” ve “büyük on beş yıl” hamlelerinin önemli bir yeri vardır. 17 Şubat 1960 tarihinde Pakistan’ın seçimle başa gelen ilk cumhurbaşkanı olarak göreve başladıktan sonra yaptığı ilk iş bir anayasa komisyonu kurmak oldu. İdarî sistemde reform yapmak için “temel demokrasi” adı altında mahallî idareleri güçlendirmek ve siyasî katılımı arttırmak üzere yeni bir sistem geliştirdi ve bu sistem 1 Mart 1962’de yürürlüğe konan yeni anayasada yer aldı. “Büyük on beş yıl” ise özel sektör ve yabancı yatırımların teşvikiyle kalkınma planlarının uygulamaya konduğu döneme verilen genel bir addı. Fakat zamanla Eyyûb Han rejimine karşı muhalefet de güçlendi. Pakistan’ın kurucusu sayılan Muhammed Ali Cinnah’ın kız kardeşi Fâtıma Cinnah muhalefetin başını çekiyordu. Ancak 2 Ocak 1965’te yapılan başkanlık seçimlerinde Eyyûb Han’a karşı başarılı olamadı ve Eyyûb Han % 63 oranında oy alarak yeniden seçildi. Aynı yıl Hindistan’ın Keşmir’i işgal etmek istemesi Hint-Pakistan sınır çatışmalarına sebep oldu. Bunun üzerine Amerika Birleşik Devletleri Pakistan’a yaptığı askerî yardımları keserek Hindistan yanlısı bir tutum sergiledi. Baskılar karşısında Eyyûb Han Hindistan’la bir antlaşma imzaladı. Böylece çatışmalardan zararlı çıkan taraf Pakistan oldu. Bu gelişmelerde pasif tavır almakla suçlanan Eyyûb Han prestijini kaybetti. Alternatif ittifak arayışı içinde Rusya ve Çin’le dostluk ilişkileri kurması da işe yaramadı. Ülkede siyasî ortam kötüye gidiyor, hükümet yolsuzluklarla suçlanıyor, karışıklıklar ve ayaklanmalar artıyordu. Özellikle Doğu Pakistan (bugünkü Bengladeş) ihmal edilmekten dolayı Batı Pakistan’dan uzaklaşıyor ve bağımsızlık istiyordu. Kasım 1968’de Peşâver’de kendisine yapılan suikast girişiminden sonra sivil ve askerî desteği kaybettiğini hisseden Eyyûb Han 25 Mart 1969 tarihinde görevinden istifa etti. 20 Nisan 1974’te Karaçi’de öldü.

Eyyûb Han İngiliz eğitiminin etkisi altında bulunmakla beraber dinine ve milletine bağlı bir asker ve lider olarak yaşadı. Cumhurbaşkanlığının sonuna doğru hayatını, hâtıralarını ve düşüncelerini anlattığı otobiyografik bir eser yayımladı. Ona göre dört halife kendi zamanlarının şartlarına göre bir idare şekli benimsemişti. İslâm’ın kesin hatlarla ortaya koyduğu bir idare biçimi veya anayasa yoktu. Bu şekilde icmâ müessesesini parlamenter düzene benzeten Eyyûb Han İslâm’da babadan oğula geçen yönetim bulunmadığını söyledi. Hindistan Hilâfet Hareketi’ni de desteklemedi ve millî devletlerden yana çıkarak Türkiye’yi örnek gösterdi. Bu düşüncesinde, ulemânın Pakistan’ın bağımsızlığına karşı tavır almış olmasının payı büyüktür.

HARBİDEN
Efendi BARUTCU

08 Nis 2019

1968 yılının muhtemelen Nisan ayıydı. Kahramanmaraş Lisesi ikinci sınıf öğrencisiydim. Parasız yatılı okuyordum. Cuma günü birkaç arkadaşlarımızla bazı ihtiyaçlarımızı almak için çarşıya çıkmıştık.

Nurullah KAPLAN

06 Mar 2019

Yusuf Yılmaz ARAÇ

02 Mar 2019

M. Metin KAPLAN

23 Eyl 2018

Ziyaretçi -> Toplam : 48,60 M - Bugün : 13301