« Ana Sayfa »      « Bize Yazın »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

ÖNCEKİ HABER

Ankara'da ayağa dolanan tuzak

Servet Avcı, 17 Mar 2019

SONRAKİ HABER

Emredersiniz komutanım yargısı

Orhan Bursalı, 10 Mar 2019

10 Mar

2019

‘Oy ver cennete git’ yalanı neden yürürlükte

Orhan Bursalı 01 Ocak 1970

Bu serinin ne kadar ilginizi çektiğini pek bilmiyorum, ben kafamdaki soruları çözmeye çalıştığım için mutlu olduğumu söyleyeyim.
Sosyolojik olarak cemaatler, ulus devlet öncesinin yapılarıdır. Mahalle, köy, klan, feodal beylerin altında yaşayan köylüler... Feodal yapı “cemaatçi yapılara” güya güvenlik sağlar, karşılığında vergisini kırbaçla alır asker olarak kullanır, geri kalan her şeyi cemaatlerin kendileri hallederdi, her konuda dayanışma ile...
Ulus devletler “her konuda dayanışma”yı üstlendi; mesela genel sağlık, iş alanlarını yaratma, özgür dolaşma, yargı ve mahkemelerle yurttaşlar ve yurttaş-toplum arasındaki sorunları çözme, eğitim, altyapı hizmetleri...
Her işini kendileri halleden dayanışmacı cemaat yapılar çözüldü, yurttaş kavramı gelişti; dayanışma esas olarak çekirdek aileye indirgendi.
Ülke çapında düşünürsek, dayanışmacı yapı, vatan-yurt-bayrak simgeleri çerçevesinde, ülke sınırlarını korumaya dönüştü.

Devlet ipi bırakınca
Devlet, “dayanışmacılığı” üstlenince, bunun tüm gereklerini yerine getirmesi gerekir. Bunu yaptığı sürece “ulusal birlik”, “ulus değerleri”, “vatan millet Sakarya”, “beka” gibi üstlendiği, devlet olarak var oluşu betimleyen kavramların benimsenmesini sağlar, yoksa insanlar kaçmaya başlarlar, ülkeye güven azalır!
Hadi diyelim ülkeye güven azalması uzun süreci kapsar, ama cemaatlere parçalanır.
İnsanlar eğitimlerini bedava alamazsa, aldığı ücretsiz eğitimin kalitesi düşükse ve kendisini iyi işlere taşıyamazsa, iş bulup kendini ve ailesini geçindirebilecek bir kaynağa ulaşamazsa, kötü barınma sorunu yaşarsa, yaşam güvencesi yüksek bir ortam bulamazsa, adaleteşitlik- hak dağılımı yoksa veya aralarında uçurumlar varsa, mağduriyetler alıp başını gittiyse...

‘Bu adam bizden’
Devletin yerini yeniden cemaatler, cemaat dayanışması almaya başlar.
Cemaat büyüdüğü sürece etkisi artar, siyasi yapı özelliği de gelişir...
Üyesine iş bulur, yurt bulur, para bulur, devlet içine yerleştirir.
Bireyin nitelikleriyle yükselmesi, yani liyakat sistemi diye de bir şey kalmaz. Cemaat- tarikat üyesi olmak yeter de artar bile. “Ben Menzil’denim”, “falancıyım filancıyım” dediğin an, FET֒cülükten kurtulursun, üstelik değeri düşük kişiliğinle hak etmediğin polis kadrolarına, hukuk kadrolarına, devlet kadrolarına getirilirsin. Cemaat-tarikat lideri kefil olur, yırtarsın, malını mülkünü kurtarırsın, yaptığın tüm ahlaksızlıkların, hırsızlıkların üzerine bir çizgi çizilir.
İktidar bölücü olduğu için de ayrıca, milletin sevmediği kısmını dışlar, ülke bütünlüğünü parçalar... Onlara vatanı zor eder, böylece devlet ve ülke varlığını da tartışmaya açar.

‘Oy ver cennete git’
Türkiye’nin sorunu, Modern Devlet kavramını henüz benimseyememesiyle yakından ilgilidir, feodal yapı parçalanamadığı için şehirlere taşınır; devleti güdenlerin “köktendinci” kılıkları, kadim inançlara dayalı iktidar olma kolaycılıkları, meydanlara “bize oy verin cennete gidin” yalanlarına, masallarına dönüşür. İktidar olmanın yolu, binlerce yıllık inançlar dünyasını ayakta tutmak ve toplumu bu döngü içine hapsetmekten geçer.
Bilimsel düşünme ve yaratma kültürü yaygınlaştırılmadığı için de (eğitimin zırvalıkları), devlet ve ülke modernleşemez, çağdaş ekonomi ve hayat gerektiği gibi inşa edilemez, bir az gelişmişlik-yoksulluk çemberi, dışa muhtaçlık sürer gider, ülkedeki güvensizlik terör vb. de bu yapıdan beslenir.

***

Tabii cemaatçiliğin bir “var oluş”, “inanç” tarafı da var, ama bu da büyük ölçüde feodal yapılardan kaynaklanır, çünkü çağdaş felsefe ve bilimle, gelişmelerle ilişki kurmaz. Bazı cemaatçi yapıların moderniteyi kenarından kendilerine yamamasının nedeni de, varlıklarını büyütmeye yönelik faydacı davranışlarıdır.
Hayır, Türkiye bu yapıları aşacak büyük bir geçmişe, varlığa, deneyime sahiptir. Bir “fetret devri” yaşıyoruz...

HARBİDEN
Efendi BARUTCU

19 Mar 2019

100. Yıl Üniversitesi’ndeki Toplantı Aynı gün öğleden sonra üniversitedeki toplantımızda Rektör Prof. Dr. Peyami Battal bey, açılış konuşmasını yaptı.

Nurullah KAPLAN

06 Mar 2019

Yusuf Yılmaz ARAÇ

02 Mar 2019

M. Metin KAPLAN

23 Eyl 2018

Ziyaretçi -> Toplam : 47,58 M - Bugün : 24163