« Ana Sayfa »      « Bize Yazın »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

ÖNCEKİ HABER

GÜMÜŞHÂNEVÎ, Ahmed Ziyâeddin

İrfan Gündüz, 13 May 2019

SONRAKİ HABER

CHP'li Özel: Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın meşruiyet tartışması var

Yavuz Oğhan, 10 Mar 2019

10 Mar

2019

Gazeteci Daloğlu: Türkiye, Rusya ve ABD’den birini seçmemeli, ikisiyle de ilişkide olmalı

Zafer Arapkirli 01 Ocak 1970

Gazeteci-yazar Tülin Daloğlu Seyr-i Sabah programında Türkiye’nin ABD ve Rusya ilişkilerinin geldiği noktayı değerlendirdi. Daloğlu, Türkiye’nin ABD ya da Rusya’dan birini seçmek zorundaymış gibi gözükmesinin yanlış olduğunu, ikisiyle de ilişkilerini koparmaması gerektiğini dile getirdi.

Suriye ilişkileri epeydir iç siyasetin gölgesinde kalmıştı. Dün yapılan bir toplantıda Çin, Rusya ve İran bir araya geldi, hatta Almanya'dan bir temsilciyle birlikte önümüzdeki dönemde yapılması olası bir Anayasa için trafik yaşandığı iddia edildi. Gazeteci-yazar Tülin Daloğlu, Seyr-i Sabah programında atılan bu adımlarla birlikte Rusya-Türkiye ilişkilerini değerlendirdi:

‘RUSYA, TÜRKİYE'DEN SOMUT ADIM BEKLİYOR'

"Çin'de gerçekleşen toplantıyla ilgili herhangi bir yetkiliyle konuşmadım. Bunu hafta başında pazartesi günü Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov'un verdiği mülakata bağlamak istiyorum. Lavrov uzun zamandır Türkiye hakkında belli şikayetlerini diye getiriyordu. Bu mülakatta İdlib'de 17 Eylül 2018'de Erdoğan ve Putin bir anlaşmaya vardılar. İdlib'in belli bir yerinde silahtan arındırılmış bir bölge yaratma kararı almışlardı. Bu bölgenin silahlardan arındırılması için 15 Ekim gibi bir müddet verildi. O tarihe gelindiğinde Türkiye bunu yerine getiremeyeceğini söyleyip ek süre istedi. Rusya buna da tamam dedi. Ama Lavrov, bu konudaki rahatsızlıklarını ifade etmeyi giderek artırdı. Pazartesi terörist varlığının ateşkes gözlem bahanesiyle daha da güçlendirilmemesi önemlidir dedi. Lavrov, ocak ayında da silahtan arındırılması gereken bölgenin yüzde 70'i El-Nusra tarafından ele geçirildi demişti.

Görüşmelerde tatsız bir an yaşandı: Putin kendisinin teröristler adına konuşmadığını söyledi. Bunun da gerekçesi İdlib'in silahlardan ve radikallerden temizlenmesi kararını ifade etmekti. Rusya ‘Türkiye bize söz verdi bu bölgeyi silahlardan arındıracaktı, biz bunun gerekçesiyle oraya yapmayı planladığımız askeri harekâtı bir süreliğine dondurduk. Bununla beraber işler yine teröristlerin lehine gelişiyor' dedi. Türkiye ‘Eğer Rusya askeri müdahale yaparsa sınıra ek göçmenler gelecek Türkiye bu yükü kaldıramaz' dedi. Ama işler 17 Eylül'de Putin-Erdoğan mutabakatı hedefinde gelişmiyor.

Türkiye ve Rusya arasında önümüzdeki hafta Antalya'da Lavrov ve Çavuşoğlu görüşmesi olacak. Burada liderlerin yaptığı zirvenin bir sonraki turu için hazırlık yapılacak. Bütün notlar karşılaştırılacak. Lavrov bu toplantıya gelmeden Türk mevkidaşına öyle mesajlar gönderiyor ki sanki ‘Bir askeri operasyon için düğmeye basmak üzereyiz. Siz bizi nasıl durduracaksınız bunu açık açık söyleyin der' gibi.

‘KAMU DİPLOMASİSİ AÇISINDAN İLGİNÇ BİR TARTIŞMA'

Silahlarla ilgili işin sonu ne olacak göreceğiz. Erdoğan belki de bir taktik uyguluyor. S-400 konusunda ısrarlı gözükürken ABD'den Patriot alma isteğinden de vazgeçmiyor. Türkiye daha önce Çin'den füze alımı isteği vardı. Sonra ABD'nin devreye girmesiyle Çin'e imza atmasına rağmen geri adım attı. Bu tartışma kamu diplomasisi açısından enteresan bir hal aldı. Doğru yönetilip yönetilmediği konusunda soru işareti var: Türkiye sanki S-400 konusunda vereceği kararla ABD ile Rusya arasında bir tercih yapacakmış gibi kamuoyuna aktarılıyor. Bu doğru bir denklem değil çünkü bir tarafta Türkiye'nin müttefiki ABD var, Türkiye NATO müttefiki bunların bağlayıcı nitelikleri var. Diğer yandan Rusya Türkiye'nin komşusu ve önemli bir süper güç. ABD'nin Türkiye'deki kalkıştığı politikalarla geldiği konum ABD karşıtlığını körükleri. Türkiye buradaki nüfuzunu yeniden topladı. Suriye'deki kazanımları derken Türkiye'nin yadsıyamayacağı kadar önemli bir partner. Türkiye neden birini diğerine tercih etmek zorunda kalsın? Rusya-ABD ilişkisi onların ilişkisi Türkiye'nin ilişkisi farklı olmalı. Türkiye bu iki ülkeyle ilişki yürütürken birini diğerine tercih etmek zorunda değil.

S-400 hikayesi kamu diplomasisi yürütme açısından baktığımızda ABD ya biz ya Rusya diyor. Türk yetkililerden yapılan açıklamalarda biraz ABD'nin kurduğu denkleme paralel gidecek ifadeler gelmeye başladı. Dış politika olarak baktığımızda bir gözlem olarak paylaşayım bu doğru değil. Türkiye böyle bir tercih yapmak zorunda kalmamalı. Her ikisini de dengeli götürmesi gerekiyor. Burada Türkiye açısından baktığımızda S-400 meselesini biraz daha farklı bir dille kamuoyuna aktarmalarında fayda var. Diplomasi en karanlık anlarda öyle cümleler çıkarır ki krizler bir anda sıcak heyecanlı anını soğutabilir. Şu anda Türk yetkililerin alması gereken husus, bu işin Türkiye'nin ABD-Rusya arasında bir tercih yapıyor olduğu algısının önüne geçmek. Türkiye askeri açıdan S-400 alımını bir ihtiyaç olarak gördüyse bunu gösterebilmesi gerekiyor. Bu denklemin doğru ifadelerle kamuoyuna aktarılması gerekiyor. Türkiye biz bağımsızız, egemenliğimizi kimseye sorgulatacak halimiz yok diyor. Bu dili daha fazla körüklemek yanlış olur.

‘ZARİF, İRAN'DA DAHA DA GÜÇLENDİ'

İran'da yeni bir şey yok. Ama ABD İran konusundaki sert söylemlerini devam ettiriyor. Bunlar nedir? Beyaz Saray ve ABD istihbarat birimleri arasındaki kopukluk devam ediyor. Beyaz Saray diyor ki İran nükleer programını nükleer silah elde etmek için devam ettiriyor Diğer taraftan ABD istihbarat birimlerinin raporu bizim bilgimize göre ABD'nin çekilmiş olduğu nükleer anlaşmanın gerekliliklerini İran yerine getiriyor. Nükleer bir silah yapılması için o düzeyde çoğaltmak için yeni hiçbir adım atılmıyor diyor. Tabi ki en son sözü ABD başkanı söylüyor. ABD'de bu yüzden ilginç bir denklem var. İsrail başbakanı belli bir sorgulamadan geçiyor yolsuzluk için, başı ağrıyor. Bölgedeki diğer ülkelerden çok farklı bir ülke. Daha önce bir cumhurbaşkanını yanındaki kadını taciz ettiği için içeri atmıştı. Daha küçük bir yolsuzluk için daha önceki yöneticileri hapse atmıştı. Netanyahu için iddialar çok daha ciddi. Siyasetçiler gerilince olay çıkarıyorlar.

İran'da Cevad Zarif İran'ın çok kıymetli bir serveti. Obama döneminde imzalanan nükleer anlaşmanın ana müzakerecisiydi. Kendi ülkesi adına çok artı çıkarımları oldu önemli yaptırımların kalkmasını sağladı. Zarif'in rolü hiç hafife alınmamalı. Tek başına muazzam bir performans sergiledi. Esad'ın Tahran ziyaretinden haberinin olmaması, öğrenir öğrenmez istifa etmesi kendisi adına ilkesel ve prensiplerine bağlı diplomat görüntüsünü gerçekleştirdi. Ama Hamaney elindeki servetin farkında olduğu için Zarif'in istifasını kabul etmedi. Böylece daha da güçlenerek dışişleri bakanlığında yerini aldı."

HARBİDEN
Efendi BARUTCU

07 May 2019

Particiliğe gelince; ancak Türkeş Bey rahmetli olduktan sonra millet bize oy vermeye başladı. Ama onu da büyük bir basiretsizlik örneği göstererek layıkıyla değerlendiremedik.

Nurullah KAPLAN

06 Mar 2019

Yusuf Yılmaz ARAÇ

02 Mar 2019

M. Metin KAPLAN

23 Eyl 2018

Ziyaretçi -> Toplam : 49,66 M - Bugün : 8004