« Ana Sayfa »      « Bize Yazın »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

ÖNCEKİ HABER

Siyasette 1 Nisan'ı bekleyenler

Servet Avcı, 09 Ara 2018

SONRAKİ HABER

O cümlelerin sertliği nereden geliyor

İbrahim Kahveci, 03 Haz 2018

03 Haz

2018

Azerbaycan’ı kuran Türkçülerin, bugünkülerden ne farkı var

Kemal Üçüncü 01 Ocak 1970

Bugün Azerbaycan Demokratik Cumhuriyetinin kuruluşunun 100. yıldönümü.

Kardeş Azerbaycan Cumhuriyetinin ve soydaşlarımızın “iki devlet bir millet” şiarınca Türk milletimizin bu ulu gününü, bayramını kutluyoruz. Yüzyılın başında Türk milliyetçiliği hareketi, üç kıtada çok büyük bir teori ve pratik aksiyon üretti. Bu sayede Britanya İmparatorluğu’nun ve Çarlık Rusyası'nın çöküşünde önemli roller oynadı. Bu cümleden olmak üzere, Müsavat Partisi öncülüğünde Kafkasya’da Mehmet Emin Resulzade önderliğinde örgütlenen Türk milliyetçileri 28 Mayıs 1918’da laik, demokratik esaslara bağlı olarak Doğu İslam ve Türk dünyasında ilk bağımsız Cumhuriyeti kurmuş oldular. 1912 Batı Trakya Türk Cumhuriyeti [kısa süreli bir diğer deneyimdir], 1923 Türkiye Cumhuriyeti keza aynı fikri entelektüel siyasi geleneğin, bu büyük tecrübe silsilesinin bir birikimidir. Bu fikri ve siyasi gelenek, 1905 yılında Türkistan’da başlayan Alaş Orda hareketi ve 1917-1920 yılları arasında eski Kazak cüzleri bir araya gelerek bağımsız “Alaş Orda Devleti”ni kurdular. Hükümet Başkanı, Alihan Bökeyhan, başkenti Semey olan bu devlet üç yıl yaşayabildi.

ANA TEMALAR NELERDİR?

Yüzyılın başında kamucu, toplumcu, laik çizgileri belirgin olan Türkçülük fikri geleneğinden beslenen ilmi Türkçülük hareketi, üniversal bir niteliği sahipti.

“20. yüzyılın başında Azerbaycan’ın içtimai ve siyasi düşünce hayatının beş önemli figürü Ali Bey Hüseyinzade (1864-1940), Ahmet Ağaoğlu (1869- 1939), Neriman Nerimanov (1870-1925), Mehmet Emin Resulzade (1884-1955) ve Alimerdan Bey Topçubaşı (1865-1934) geçen yüzyılın ilk çeyreğinde, siyasi muhitin oluşmasında ve içtimai-siyasi akımların yönlendirilmesinde büyük rol oynamışlardır (Burada diğer ünlü politikacıların da rolünü küçümsememek lazım). Bunun dışında N. Nerimanov hariç, bu siyasiler aynı yüzyılın ikinci çeyreğinde de faaliyet göstermişlerdir. Siyasi tahribatlar dalgası bu düşünürleri vatandan uzaklara savurmuştur. Azerbaycan’da Sovyet hakimiyeti kurulduğu sırada, onlar değişik nedenlerle yurt dışına gitmiş ve hayatlarının sonuna kadar orada yaşamışlardı: A. Topçubaşov Paris’te, A. Hüseyinzade, A. Ağaoğlu ve M.E. Resulzade Türkiye’de, N.Nerminaov Moskova’da. N. Vezirov, C. Memmedguluzade, M. Sabir, Ü. Hacıbeyli, E. Hakverdiyev ve diğer tanınmış yazar ve sanat adamları, bazı istisnalar hariç, her ne kadar doğrudan siyasi faaliyetle uğraşmasalar bile şüphesiz ki, ülkenin içtimai ve siyasi hayatına büyük etki etmişlerdi.

Bu öncü aydın ve siyaset adamlarını rahmetle yâd ediyoruz.

20. yüzyılın başlarında içtimai ve siyasi yaşamda müzakere edilen ana temalar nelerdi? Bu temalar;
a) Abbaskulu Bakihanov’un faaliyetinde kayda değer Mirza Feteli Ahundov’un esaslandırdığı ve propagandasını yaptığı, Hasan bey Zerdabi’nin şevkle savunduğu Avrupalaşma,
b) Cemalettin Afgani, A. Hüseyinzade ve genç A. Ağaoğlu tarafından ileri sürülen İslamlaşma,
c) M. F. Ahundov’un çalışmalarında altyapısı hazırlanmış, A. Hüseyinzade, Z. Gökalp, A. Ağaoğlu ve diğerleri tarafından işlenip hazırlanarak geliştirilmiş Türkçülük idi.
Birinci Rus Devrimi arifesinde N. Nerimanov ve M. E. Resulzade’nin başını çektikleri sosyal demokrat hareket daha popülerdi. Aynı zamanda, özellikle Celil Memmedguluzade ve Ü. Hacıbeyli gibi yazar ve şairlerden beslenen Azerbaycancılığın öne çıktığını görmekteyiz. A. Bakihanov, M. F. Ahundov, Hasan Bey Zerdabi gibi düşünürler tarafından başlatılmış ve desteklenen, yukarıda zikredilen ve zikredilmeyen kişilerin yüce amacı olarak belirlenmiş aydınlanma hareketi konusu elbette özel dikkat çekmektedir. Geri kalmışlığı ortadan kaldırmanın yolları aranırken aydınlanma her zaman öne çıkmıştır… Kendi düşünceleri uğruna mücadelede kullanılan akıl, yetenek, tercih ettikleri yolun doğruluğunu tasdik etmek için kullandıkları enerji ve organizatör kabiliyetleri-tüm bunlar ilerlemenin inanç ve ümidini aşılıyordu. M. Resulzade, yukarıda bahsi geçen beşliğin genç üyesi olarak hayatının yarım yüzyılından fazlasını siyasi mücadeleye hasretmiştir. Bu mücadele özerklikten başlamış ve Azerbaycan’ın tam bağımsız olma düşüncesine erişmiştir. Kaderine muhacir olma yazılmış, hayatının yarıdan fazlasını muhacerette yaşamıştır. Yabancı ülkelerde hayatın zorlukları ve ağırlığı onun siyasi iradesini, kararlığını ve hedeflerini kıramamış, bilakis yıllar geçtikçe daha da güçlendirmiş, daha keskin ve kapsayıcı derinliğe sahip yazılar üretmiştir.” [i]
AZERBAYCAN'IN İSTİKLALİNİ TEMSİL EDEN...
“31 Ocak 1884’te Bakü’de doğan Resulzade’nin Babası Hacı Molla Ali Ekber, annesi Ziynet hanımdır.
İlk tahsilini ailesinden alan Mehmet Emin Resulzade, Bakü Teknik okulunda okuduğu yıllarda, içinde olan yetenekle gazetecilik hayatına başladı. Mesleki deneyimlerini Bakü, Tahran ve İstanbul üçgeninde geliştirdi. İlk yazısı, Tiflis’te Mehmet Ağa Şahtahtlı’nın Şark-ı Rus adlı gazetesinde yayınlandı. Daha sonra Hayat gazetesi, Fiyuzat dergisi, İrşat, Terekki adlı gazetelerde yazılarını yayınlarken aynı yıllarda Tekamül, Yoldaş ve yine 1905 yılında haftalık olarak Tahran’da yayınlanan ilk demokrat gazete olan Yeni İran’da, 1915-17 yıllarında İstanbul’da yayınlanan Yeni Kafkasya, 1923-28 Azeri-Türk, Odlu Yurt, 1928 ve 39 yıllarında Berlin’de yayınlanan Kurtuluş adlı milli Azerbaycan hareketini ikinci defa yönlendiren yayınlarda kalemi ile mücadele verdi.
1903’ten itibaren Azerbaycan’da Şefa, Necat, Eedeb Yurdu, Cemiyeti Harbiye gibi milli cemiyetlerde çalışan Resulzade 1905’te Azerbaycan gençlik hareketlerinin önderi olarak çarlık yönetimine karşı meşrutiyet hareketlerinde görülmektedir.
Bakü’de bulunan Rus Sefaretinin baskısı üzerine ülke dışına çıkarılarak İstanbul’a gönderilmiştir. Burada Türk Ocaklarının kuruluş çalışmaları içinde yer alırken, Türk Yurdu adlı dergide ateşli yazıları ile dikkat çekti.
Resulzade, 1913’te Rusya’da ilan edilen genel af üzerine Bakü’ye dönerek yayın hayatına burada devam etmiştir. Yazılarında siyasal çalışmalara dikkat çekerken ön plana çıkan Resulzade, artık bir fikir ve siyaset adamı olarak örgütlenmek amacındadır. Yakın çevresiyle birlikte 1917’de milli Azerbaycan hareketini yönlendirecek olan Müsavat Halk Partisinin’nin ilk kurultayında oybirliği ile genel başkanlığa seçilecektir. Mehmet Emin Resulzade artık lider kişiliği ile siyaset sahnesindedir. Rusya Müslümanları Kongrelerine tam yetkiyle katılırken Kafkasya Seyimi’ne katılarak burada çok aktif görevler almıştır. Siyasal ortamın bulanıklığı onun millileşme yolundaki çabalarını hızlandırmış, Kafkasya’nın Çarlık Rusyası’ndan ayrılması ve Azerbaycan Cumhuriyeti’nin kurulması yolunda ısrarlı isteklerini sürdürmüştür.
Mehmet Emin Resulzade’deki liderlik vasfının en önemli dinamiği, onun bir istiklal mücadelecisi olarak sonunda bağımsız bir devlet kuruculuğu ile taçlanırken, Azerbaycan tarihindeki önemli yerini alacaktır.
Artık 28 Mayıs 1918’te Azerbaycan’ın bağımsız bir cumhuriyet olarak varlığını ilan eden Milli Şuranın başında Mehmet Emin Resulzade vardır. Milli Şurayı teşkil eden partiler tarafından kurulan Koalisyon Blokuna da başkanlık etmektedir. Genç Azerbaycan Cumhuriyeti, 21 aylık iktidarı sırasında batılı büyük devletler tarafından da tanınmıştır. Bu dönemde 12 Ocak 1920’de yapılan Paris Konferansına katılan heyette Ali Merdan Topçubaşı, Ahmet Ağaoğlu, Ali Bey Hüseyinzade gibi şahsiyetler vardır. Azerbaycan’ın, Çarlık Rusyası içinde kalması yolundaki İngiliz delegesi Loyd George’nın girişimlerine karşılık, Azerbaycan’la birlikte Gürcistan’ın da kendi sınırlarını korumaları yolunda milli güç oluşturmaları için alınan kararlar, Azerbaycan’ın bağımsızlığını tescil etmiştir. Alınan karar, önce İngiltere ve Fransa, daha sonra da Japonya ve İtalya tarafından kabul edilmiştir
Azerbaycan’ın istiklalini temsil eden üç renkli milli bayrağın kabulü ve onun remzi olan Çağdaşlaşmak, Türkleşmek ve İslamlaşmak yolunda ilerlerken, 21 Nisan 1921’de Azerbaycan’ın başkenti Bakü, Sovyet ordusunun işgaline uğrayarak, hürriyeti elinden alınmıştır.
1922’de Finlandiya’ya sığınmıştır. Daha sonra Avrupa üzerinden İstanbul’a gelen Resulzade, İstanbul’da 1917 yılında başlattığı Hürriyet hareketlerine 1922’de devam etmiştir. Çalışmalarını Milli Merkez teşekkülü ile yoğunlaşırken o günlerde Türkiye’deki siyasal gelişmeler nedeniyle faaliyetlerini sürdürmek üzere Avrupa’ya geçer. Resulzade, Almanya’da Promete Derneği adıyla Rus mahkumu milletlerin faaliyetlerine katılır. Kafkasya Konfederasyon paktını inceleyerek çeşitli dergi ve gazetelerde yazdığı yazılarla milli mücadele yolunda yürümeye devam eder. 1947 yılında Türkiye’ye dönen Resulzade yaşamının sonuna kadar Ankara’da bulunur. Genellikle kültürel ve sosyal alanlarda konferans çalışmalarıyla düşüncelerini aktarırken Azerbaycan’ın yeniden istiklale kavuşması yolunda önemli bir faaliyet merkezi olacak, Azerbaycan Kültür Derneği’nin kurulmasını gerekli görerek 1949 yılında bu kutsal ocağın çalışmalarına ivme kazandırır. Onun başlattığı mücadele ateşi, Azerbaycan için daima bir ışık olmuştur. Bugün Azerbaycan Türkleri onun bayraklaşan ilkeleri ile yollarına devam etmektedir. Önder Mehmet Emin Resulzade’nin siyasal yaşamında fikirlerini gelecek nesillere devri ederken bıraktığı eserlerinin isimleri:
Azerbaycan Cumhuriyeti, Keyfiyeti Teşekkülü ve Şimdiki vaziyeti
Asrımızın Siyavuşu
İhtilalcı Sosyalizmin İflası ve Demokrasinin Geleceği
Milliyet ve Bolşevizm
Rusya’da Siyasi Vaziyet
İstiklal Mefkuresi ve Gençlik
Panturanizm ve Kafkasya Problemi
Çağdaş Azerbaycan Edebiyatı
Azerbaycan Şairi Genceli Nizami
Azerbaycan Kültür Gelenekleri
Çağdaş Azerbaycan Tarihi
Milli Tesanüt
Siyasi ve İlmi Makaleler” [ii]
M. Emin Resulzade diyor ki:
Milli Kültürün esasına dayanması ve milli demokratik Türk devletçiliği temeli üzerine kurulması itibariyle Azerbaycan, ilk Türk devleti ve ilk müslüman Türk cumhuriyetidir.
Ey Gençlik! Senin uhdende büyük bir vazife var: Senden evvelki nesil yoktan bir bayrak, mukaddes bir ideal remzi yarattı. Onu bin müşkülatla yücelterek dedi ki:
Bir kere yükselen bayrak, bir daha inmez!
Bugün Türk milliyetçiliği fikri, siyasi, entelektüel gelenek ve dinamikleri açısından yüzyılın başındaki bu ufukla eklemlenerek, hesaplaşarak, geçmiş, şimdi, gelecek tahayyüllünü yeniden üreterek üniversal niteliğine tekrar kavuşmak durumundadır. Yerelleşme, içe kapalılık, kaba bir folklorizmin ve gelenekçiliğin abartılması onun bu kurucu idealleri ile örtüşmez.

HARBİDEN
Efendi BARUTCU

03 Ara 2018

Bugün sahifemde Siyaset Bilimi yüksek lisansı yapan ve kendisiyle sürekli olarak Türkiye ve dünya meselelerini istişare ettiğimiz, isminin zikredilmesini istemeyecek kadar da mütevazı genç bir ülküdaşımızın, kardeşimizin -inşallah ilerde ilim ve fikir adamı olacak- görüşlerini sizlerle paylaşmak istiyorum.

Yusuf Yılmaz ARAÇ

30 Eki 2018

M. Metin KAPLAN

23 Eyl 2018

Nurullah KAPLAN

22 Haz 2018

Ziyaretçi -> Toplam : 43,96 M - Bugün : 26267