« Ana Sayfa »      « Bize Yazın »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

ÖNCEKİ HABER

Kıbrıs'ta son oyun

Sadi Somuncuoğlu, 23 Eyl 2018

SONRAKİ HABER

Savaşa karşı çıkmak suç olursa...

Aydın Engin, 04 Mar 2018

04 Mar

2018

Alo ‘hukuk’ çık aradan!..

Aydın Engin 01 Ocak 1970

Bir yıl kadar önce, 6 Nisan 2017’de Adalet Bakanlığı bir kitapçık hazırlatıp “terör davaları”na bakan yargıç ve savcılara dağıtmış. Benim haberim yoktu. Sanırım sizin de yoktu. Çünkü gazetelere konu olmamış, TV’lerin ana ve ara haber bültenlerinde varlığından bile söz edilmemiş.
Bilinse, kamuoyuna açıklanmış olsa fırtınalar kopardı. Demokrasinin egemen olduğu, hukuk devletinin sahiden var olduğu herhangi bir ülkede fırtınayla yetinilmez en azından Adalet Bakanı koltuğundan olurdu; hatta hükümet istifa etmek zorunda kalır ve buna kimse şaşırmazdı.
Önceki gün CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun grup konuşmasında gün ışığına kavuştu. Kılıçdaroğlu kürsüden kitapçığı da gösterdi.
Kitapçık, hukukun göre göre ırzına geçildiğini kanıtlayan, bağımsız yargı kavramının cenaze namazının kılındığını belgeleyen örneklerle dolu. Hepsini aktaramam. Ancak bu yazıda içlerinden en korkuncunu seçtim. Aynen aktarıyorum:
“... Tahliye konusunda HSYK ile mutlaka istişarede bulunduktan sonra, irade olunacaktır...”
Bu berbat Türkçeye takılmayın.
Ama içeriği üstünde birkaç dakikacık düşünün ve korkun, çok korkun...
Bu savcılara açık bir talimattır:
“Bir sanık için tahliye kararı verilmesini istemeden önce HSYK ile görüşün, oraya danışın, orası uygun bulursa tahliye talebinde bulunun” deniyor.
Bu yargıçlara açık bir talimattır:
“Bir sanık için tahliye kararı verilmeden önce HSYK ile görüşün, oraya danışın, tahliye kararını orası uygun bulursa verin” deniliyor.

***

Hukukun siyasete alet edilmesi, siyasetin hukuk üstünde belirleyici ve belirgin bir ağırlık taşıması bu ülkede yeni değil. Ama her zaman (Peki düzeltiyorum: Hemen hemen her zaman) kılıfına uydurulmaya çalışıldı. Yüksek yargıda HSYK için “Sen beni seç, ben seni seçeyim” formülünün geçerli olduğu dönemde de bu böyleydi...
Sıkıyönetim mahkemeleri deneyimi epey yüksek kıdemli bir sanık olarak tanıklık edebilirim. Askeri mahkemelerde bile hukuka uygunmuş gibi, sicil amiri olan komutandan talimat filan alınmamış gibi davranmaya özen gösteren savcılar ve yargıçlar hep vardı.
Şimdi de savcılar ve yargıçlar var. Terör davalarına bakan meslek kıdemi yüksek savcılar ve yargıçlar da var. Şimdi bu savcı ve yargıçlar tahliye kararı vermeden önce HSYK’ye danışmak zorunda. Talimat yanlış anlamaya izin vermeyecek kadar açık.
Savcıların ve hele hele yargıçların asıl danışacaklarını, danışırken ne diyeceklerini bilmiyorum.
Mesela şöyle mi diyecekler:
-Sayın HSK (Şimdi adı değişti HSK oldu ya) tanıkları dinledik, sanığın savunmasını aldık, kanıtları elden geçirdik, yasalara göre sanık hakkında tutuksuz yargılama kararı vermemiz gerekiyor. Ne dersiniz, yasaya mı uyalım, sizin kararınıza mı kulak verelim?
Ya da şöyle mi?
-Kudretli HSK, yasaya göre sanık hakkında tahliye kararı vereceğiz. Verirsek bizi uzak bir kasabaya sürgün mü edeceksiniz, yoksa kararımızı uygun mu bulacaksınız; bulmasanız bile göz mü yumacaksınız? Söyleyin de ona göre hüküm keselim...
Ya da hüküm kesmeden, karar vermeden, sanığı, sanıkları tahliye etmeden önce telefon edip şöyle deseler daha uygun, daha kestirme, daha doğru olmaz mı:
-Alooo hukuuuuuk, çık aradan, tahliyelere ilişkin karar vereceğim...

M. Metin KAPLAN

23 Eyl 2018

Adnan MENDERES, 17 Eylül 1961’de idam edildi ya âdet olmuştur; her 17 Eylül’de siyasî zevât, ya bir “Demokrasi Şehidi Adnan Menderes” nutku atarlar ya da beyanatı verirler, eli kalem tutanlar ise bir “Demokrasi Şehidi Adnan Menderes” yazısı yazarlar… Bu 17 Eylül’de de aynısı oldu.

Efendi BARUTCU

18 Eyl 2018

Yusuf Yılmaz ARAÇ

12 Eyl 2018

Nurullah KAPLAN

22 Haz 2018

Ziyaretçi -> Toplam : 39,92 M - Bugün : 35559