« Ana Sayfa »      « Bize Yazın »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

ÖNCEKİ HABER

Kıbrıs'ta son oyun

Sadi Somuncuoğlu, 23 Eyl 2018

SONRAKİ HABER

MEHMED EMİN RESULZÂDE (1884-1955)

YAVUZ AKPINAR, 04 Mar 2018

04 Mar

2018

AZİZ DEDE (ö. 1905)

NURİ ÖZCAN 01 Ocak 1970

Neyzen ve bestekâr.

İstanbul’da Üsküdar Doğancılar’da doğdu. Ailesi ve ilk öğrenimi hakkında herhangi bir bilgi yoktur. Küçük yaşta gittiği Mısır’da Kahire Mevlevîhânesi’ne devam etmeye başladı. Burada Sivaslı takma adı ile bilinen bir şeyhten ney ve mûsiki dersleri aldı. Daha sonra Maliye Nezâreti’nde görevli olan babasının tayini dolayısıyla Gelibolu’ya gitti. Oradaki rüşdiye öğreniminin ardından Ağazâde Mevlevîhânesi’nde şeyh vekili Ali Dede’nin meşihatı zamanında çile*ye girdi. İyi bir tarikat bilgisi ve terbiyesi yanında mûsikide de kendisini yetiştirdi. Hüsâmeddin Dede’nin şeyhliği sırasında çilesini tamamlayarak “dede” oldu. Bir müddet sonra şeyh Mehmed Atâullah Efendi’nin daveti üzerine Galata Mevlevîhânesi neyzenbaşılığı görevi ile İstanbul’a geldi. Sonraları Üsküdar ve Bahariye mevlevîhâneleri neyzenbaşılığı da kendisine verildi. Bu arada Prens Abdülhalim Paşa’dan yakın ilgi ve himaye gördü. Üç mevlevîhânedeki vazifesini ölümüne kadar sürdüren Aziz Dede, hayatının son yıllarında zamanını Üsküdar Ahmediye semtinde açtığı bir attar dükkânında geçirmiştir. 30 Zilhicce 1322 (7 Mart 1905) günü yetmiş yaşlarında vefat etti ve Üsküdar Mevlevîhânesi bahçesine gömüldü. Vefatı üzerine çıkan bir gazete haberinde Aziz Dede’nin aynı zamanda Yenikapı ve Kasımpaşa mevlevîhâneleri neyzenbaşılığına da devam ettiği bildirilmektedir.

Gelibolu’daki öğrenimi sırasında mekteple fazla ilgilenmeyip sürekli mevlevîhânedeki dedeleri dinlemek suretiyle neye karşı ilgisi gittikçe artan Aziz Dede İstanbul’a gelince bilhassa neyzen Üsküdarlı Sâlim Bey’den istifade etmiştir. Adı ve şöhreti giderek yayılmaya başlamış ve bir müddet sonra da devrin önemli neyzenleri arasında yer almayı başarmıştır. Bu arada birçok talebe yetiştirmiş, ayrıca besteleriyle de haklı bir şöhret kazanmıştır. Eserlerinden ancak bir peşrev ve dört saz semâisi -Öztuna’ya göre altı saz semâisi- günümüze ulaşabilmiştir. Bunlardan uşşak saz semâisi çok rağbet görmüştür. Yetiştirdiği talebeler arasında ise neyzen Mehmed Emin Yazıcı (ö. 1945) ile Ziya Santur (ö. 1952) en tanınmışlarıdır.


M. Metin KAPLAN

23 Eyl 2018

Adnan MENDERES, 17 Eylül 1961’de idam edildi ya âdet olmuştur; her 17 Eylül’de siyasî zevât, ya bir “Demokrasi Şehidi Adnan Menderes” nutku atarlar ya da beyanatı verirler, eli kalem tutanlar ise bir “Demokrasi Şehidi Adnan Menderes” yazısı yazarlar… Bu 17 Eylül’de de aynısı oldu.

Efendi BARUTCU

18 Eyl 2018

Yusuf Yılmaz ARAÇ

12 Eyl 2018

Nurullah KAPLAN

22 Haz 2018

Ziyaretçi -> Toplam : 39,92 M - Bugün : 35612