« Ana Sayfa »      « Bize Yazın »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

ÖNCEKİ HABER

Abdülhamit Han 21.09.1842 – 10.02.1918

, 21 Eyl 2020

SONRAKİ HABER

Türk dış politikasının cenaze namazı

Gökhan Bacık, 28 Eyl 2015

28 Eyl

2015

AKP değirmenine su taşımamak lâzım!

Rahmi Turan 01 Ocak 1970

Bugün Bayram… Bayramlarda hep iyi şeyler düşünmek lâzım. Fakat, ülkemizin içinde bulunduğu hazin durum, buna pek imkân vermiyor!
1 Kasım seçimlerine 37 gün kaldı… Ben, kendi hesabıma, bundan böyle CHP’yi de, MHP’yi de eleştirmeme kararı aldım. Tabii ki, sadece seçime kadar!
Bu partilerin “yanlışları yok” demiyorum. Elbette ki var… Hem de o kadar çok var ki, say say bitmez!
Ancak…
Onlara yöneltilecek her eleştiri, bundan sonra AKP’ye yarar!

* * *

O AKP ki, ülkeyi batırmış durumda… Memleketin daha fazla zarara uğramaması için bir an önce gitmesi lâzım… En azından bu partiye bir koalisyon freni gerekiyor!
Bu nedenle “kol kırılır, yen içinde kalır” misali CHP ve MHP’nin hatalarını (seçime kadar) görmeyeceğiz.
1 Kasım’da dananın kuyruğu koptuktan sonra elbette ki, demokratik hakkımız olan eleştirilerimize devam edeceğiz.
Yani, ben böyle düşünüyorum!
CHP ve MHP’yi daha fazla yıpratıp, AKP’nin değirmenine su taşımak istemiyorum.

* * *

Ülkemizin en büyük problemi “AKP zihniyeti”dir.
Onu başımızdan defetmedikçe, bu memleket huzura da, sükûna da kavuşamaz!
Milyonlarca insanımız çile çekerken, milletin kesesinden hovardalık yapanların bir an önce defolup gitmeleri, ülkemizin kurtuluşu için şarttır!
Adamlar o kadar çıkarcı ki “Terörü lânetlemek ve şehitleri anmak” için miting yaparken bile şarkılı-türkülü bir şenlik havasında AKP’ye oy istiyor! Şehitlerin kanı umurlarında değil!
Sizin derdiniz terör mü, akan kanları durdurmak mı, yoksa milleti kandırıp oylarını
kapmak mı?
Ne dersiniz? Yakışıyor mu bu? Şehitler üzerinden oy devşirmek vicdani bir olay mı?

2400 yıl önce ve bugün!
Antik klasik Yunan filozofu Platon’un defalarca okuduğum “Devlet” adlı ünlü eserini dün bir kez daha gözden geçiriyordum.
Platon, İslâm dünyasında “Eflâtun” adıyla bilinir.
Platon’un hocası Sokrates, gelmiş geçmiş en büyük filozoflardan biri kabul edilir ve onun “Ben yalnız bir şey biliyorum, o da hiçbir şey bilmediğimi” sözü ünlüdür.
Platon, hocasına ait olan “Bir şey bilmediğini söyleyen adamın arkasından git, her şeyi bildiğini söyleyen adam yanlış yoldadır.” sözünün savunucusu oldu.
Gerçekten, her şeyi bildiklerini sanan insanlar, tarih boyunca yönetimine geldikleri ülkeleri felâketten felâkete sürüklemişlerdir.
Günümüzde bundan hâlâ ders alınmadığı görülüyor!

* * *

Platon’un 2400 yıl önce yazdığı “Devlet” adlı ünlü kitabındaki görüşleri, 2400 yıl sonra da geçerliğini koruyor.
Bilge filozof “Demokrasi bir eğitim işidir!” diyor ve ekliyor:
“Eğitimsiz kitlelerle demokrasiye geçilirse, oligarşi (ayrıcalıklı bir grubun hâkim olduğu yönetim şekli) meydana gelir. Devam edilirse demagoglar (hizipçiler, lâf ebeleri, halk avcıları) türer.
Demagoglardan da diktatörler çıkar!”

* * *

2400 yıl sonra, demokrasi olduğu söylenen Türkiye’de gazeteci ve yazarlar hakkında peş peşe davalar açılıyor, gazeteciler tehdit ediliyor, mahkemelerde süründürülüyor, hapse atılıyor.
Sahi, demokrasi var mı ülkemizde?
Platon’un binlerce yıl önce söylediği “Eğitimsiz kitlelerde demokrasi olmaz” sözlerini okurken cep telefonuma, üyesi olduğum Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nden bir bayram kutlaması geldi. Mesaj şöyleydi:
“Gazetecilerin yargılanmadığı, görevlerini özgürce yapabildiği bir ülke özlemiyle bayramınızı kutluyoruz. Sevgi ve saygılarımızla.” (TGC Yönetim Kurulu)

Te­bes­süm
Düşünce neresini vurdu?
Adam yolda giderken, ayağı takılıp düşmüş. Fena halde canı yandığı için kıvranırken arkasından gelen başka bir adam hemen onun yardımına koşarak tutup kaldırmış!
Düşen adam kendisini toparladıktan sonra nazik bir şekilde teşekkür etmiş:
“Sağolun efendim, sizin bu iyiliğinize, yaptığınız bu yardıma nasıl karşılık verebilirim?”
Meğer yardıma koşan adam, iktidar partisinden milletvekili adayı olan bir siyasetçiymiş… Propaganda fırsatını kaçırmayıp, memnun bir şekilde gülümseyerek:
“Seçimde oyunuzu bizim partiye verirseniz ödeşmiş oluruz.” demiş.
Düşen adam birden bozulmuş:
“Yaa beyefendi, benim halime bakıp yanılma! Ben düşünce kıçımı yere vurdum, başımı değil!”

Gü­nün Sö­zü
Fırtınalar insanların ülkesini sevmesine engel olamaz!

HARBİDEN
Efendi BARUTCU

26 Eyl 2020

İrfan Sönmez, ülkedeki tüm bu gerilemeleri gören, acısını hisseden, büyük bir sorumluluk duygusuyla ve heyecanla kaleme sarılan isimlerden. Yazının başında da değindiğimiz gibi son 5 yılda üç önemli esere imza attı.

Hüdai KUŞ

24 Eyl 2020

M. Metin KAPLAN

24 Haz 2020

Yusuf Yılmaz ARAÇ

16 Eki 2019

Nurullah KAPLAN

02 Tem 2019

Ziyaretçi -> Toplam : 67,50 M - Bugün : 28895