« Ana Sayfa »      « Bize Yazın »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

ÖNCEKİ HABER

Ahmet Şükrü Esmer, 1891- 19.01.1982

, 20 Oca 2020

SONRAKİ HABER

Savcının işi neden çok ama çok zor?

Emre Kongar, 21 Eyl 2015

21 Eyl

2015

Ülkeyi ne hale getirdiler

Nuh Gönültaş 01 Ocak 1970

Ülkede korkunç şeyler oluyor ve fakat nasıl oluyor da bu kadar duyarsız olunabiliyor.
Ülkenin dört bir tarafından korkunç haberler geliyor.

Artık hırsızlık, yolsuzluk falan yazılmaya, konuşulmaya değer görülmüyor.

Millet hırsızlığı, yolsuzluğu kanıksamış, toplumun yarısına yakını “Olabilir ben de bakan olsam yaparım, ben de yakınlarımı kayırırım” diyor.

1- Muhtarlar 650 bin muhalif seçmenin kaydını siliyor.

2- Köşe yazarı muta nikahını eleştiren yazılar yazıyor, bu yazılar hükümeti yıkmaya teşebbüs delili kabul edilip yazarı derdest ediliyor.

3- Ülkenin cumhurbaşkanı, başbakanı, bakanları terör örgütüne göz yumduklarını söylüyorlar, hukukun kılı kıpırdamıyor!

4- Genelkurmay terör örgütüne yönelik 290 operasyon talebinden sadece 8’inin valiler tarafından yerine getirildiğini, diğerlerinin görmezden gelindiğini haber veriyor.

5- Hükümetin telkinlerine açık olmayan anket şirketlerinin sahada görev yapan anketörleri tutuklanıyor.

6- Terör örgütü lideri Karayılan, Hakkâri’nin yüzde 80’i iki yıldır PKK’nın kontrolündeydi diyor, kimse bunda bir sorun görmüyor.

7- Ülkenin önde gelen işadamlarına baskı ve gözdağı veriliyor. Çok rahat görüşmeye, ifadeye çağrılabilecek işadamları terör polisleri tarafından sabahın köründe evinden derdest ediliyor. İş dünyası her türlü hükümet baskısı ile diken üzerinde tutuluyor.

8- Yabancı sermaye ülkeden kaçıyor.

9- Ülkede seçim yapılıyor ama sonuçları hükümet tarafından kabul edilmiyor, tekrar seçim kararı alınıyor.

10- Artı, belirtilen tarihte seçim yapılıp yapılamayacağı ise seçime az bir zaman kaldığı halde belirsizliğini koruyor.

Madem durum budur, peki bu ne hukukudur?

BUGÜN yazarı Gültekin Avcı birkaç yıl önce yazdığı birkaç köşe yazısının polis fezlekesi haline getirilmesinden sonra “Hükümeti devirmeye teşebbüs” suçlamasıyla cuma namazına giderken polis tarafından alındı.

Ne yazmış Gültekin Avcı?

-Muta nikahını eleştirmiş.

- Yargıtay tarafından terör örgütü olarak onanmış bir örgüt hakkında eleştirel yazılar yazmış.

Gültekin Avcı İran tehlikesi ve muta nikahı konusunda 2013–14 yılları arasında 7 yazı yazmış.

İran tehlikesi ve muta tehlikesini yazmak hükümeti yıpratmakmış, darbeymiş, terör örgütü suçuymuş.

Eğer Gültekin Avcı’nın bu konuda yazdıkları hükümeti devirmek anlamına geliyorsa…

- Bu konularda Sibel Eraslan’ın benzeri yazıları var…

- Bu konularda İbrahim Karagül’ün benzeri yazıları var.

- Bu konularda Cübbeli Ahmet Hoca’nın benzeri beyanları var.

O halde bu insanlar da hükümeti yıkmaya teşebbüs etmiş olmuyorlar mı?

Gültekin Avcı’yı ifadeye çağırmak yerine cuma namazına giderken gözaltına aldırılmasına yol açan polis fezlekesi aynen şöyle:

“…Bugün gazetesi yazarı olan Gültekin AVCI adlı kişi 2013 yılının Eylül ve Ekim aylarında (henüz sözde Kudüs ordusu terör örgütü soruşturması ile ilgili hiçbir malumatın olmadığı tarihlerde) sistematik olarak İstihbarat-Muta-Acem konularıyla ilgili (4) dört adet ve 2014 yılında da (3) adet köşe yazıları yazarak kamu oyunda Selam Tevhid olarak bilinen soruşturma dosyasında şüphelilere atfedilen suçlamalarla ilgili kamuoyunda algı çalışması yaparak ilerleyen dönemde gerçekleşmesi muhtemel operasyonlarda gözaltına alınacak şüphelilere yüklenmesi düşünülen Muta suçlamasıyla ilgili kamuoyunun şekillendirilmesidir. Şahıs yaptığı tv programı ve köşe yazılarında sözde Kudüs Ordusu Terör Örgütü soruşturmasının haklılığı üzerinde durmakla liderinin ve buna bağlı olarak örgütünün Acem/İran düşmanlığını tam olarak örgüt tabanına aktarma görevinide görmekle İran tarafından gelecek bir tehlikeyi sürekli pompalayarak yaşadığı ülke çıkarlarından daha çok örgütün gücünü aldığı üst akıl hocası olduğu düşünülen devletlerin çıkarına uymayan ettiği devleti kendisine düşman görme düşüncesini tabanına aktarma görevini gördüğü değerlendirilmiştir.”

- Bu nedir Allah aşkına?

- Bu gerekçelerle köşe yazarı gözaltına almak hangi tür hukukun uygulanmasıdır?

- Bu mantıkla hareket edildiğinde ülkede bütün köşe yazarlarını, televizyonda program yapan sunucuları gözaltına alıp hükümeti devirmekle suçlamak mümkündür.

Madem durum budur, bu hangi hukuktur?

Madem durum budur, birileri bir açıklama yapsa da biz de ne yazarsak hükümeti yıkmaya teşebbüs etmiş olmayacağımızı bilsek diyorum!

Biri çıkıp Karayılan’a “yalan” bile demiyor!

PKK elebaşlarından Murat Karayılan emrindeki yayın organlarına öyle şeyler söylüyor ki, bu sözler Cumhurbaşkanı, Başbakan ve bazı bakanlarımızın çözüm sürecinde yaşananlara dair itiraflarıyla paralellik arz etmese görmezden geleceğiz.

Diyor ki Karayılan: “…19 Haziran 2012’den beri Hakkâri coğrafyasının yüzde 80’i denetimimiz altında…

Dağlıca denilen yerde son yaşanan çatışma bir pusu veya basının çokça bahsettiği gibi ‘hain’ bir tuzak olayı değildir. Orada 5 gün boyunca geniş bir alanda yoğun çatışmalar yaşanmıştır!..”

Hükümet sözcüleri ile terör örgütü elebaşının sözleri bazen birbirini tamamlıyor, bazen de birbirine paralellik arz ediyor.

Değilse birisi çıkıp Karayılan’a “yalan” demeli değil mi?

HARBİDEN
Efendi BARUTCU

21 Oca 2020

TÜRKMEN ŞEHİTLERİN SERDARI NECDET KOÇAK’A SONSUZ RAHMET Efendi BARUTÇU 16 Ocak 2020 16 Ocak 2020; Irak Türkmenlerinin lideri ve bir ülkü devi olan Doç.

Yusuf Yılmaz ARAÇ

16 Eki 2019

Nurullah KAPLAN

02 Tem 2019

M. Metin KAPLAN

23 Eyl 2018

Ziyaretçi -> Toplam : 58,16 M - Bugün : 10945