« Ana Sayfa »      « Bize Yazın »      « İlkelerimiz »

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

ÖNCEKİ HABER

Demokrasi politikacının ekmeğidir

Emre Kongar, 22 Ağu 2016

SONRAKİ HABER

İttihatçılar içindeki İslamcı: Said Halim Paşa

Selim Yenikaya, 03 Ara 2012

03 Ara

2012

Fazıl Ahmet AYKAÇ

01 Ocak 1970

(1884-1967)
Daha çok mizahî şiirleriyle tanınan Türk şair ve yazarı.
23 Temmuz 1884'te İstanbul'da doğ¬du. Babası, çeşitli yerlerde mutasarrıf¬lık yapmış olan Mehmed Celâl Bey, an¬nesi Sâbire Hanım'dır. İlk tahsilini Nu-mûne-i Terakki Mektebi'nde, rüşdiyeyi babasının mutasarrıf olarak bulunduğu Gümüşhane'de, idâdîyi Musul'da tamam-ladı. Süleymaniye kasabasında Şeyh Mah¬vı Efendi'den Farsça dersleri aldı. İstan¬bul'a döndükten sonra, önce Lycee Fran-çais'ye, ardından Sanâyi-i Nefise Mek¬tebi mimari şubesine devam etti; İstan¬bul'dan Paris'teki Ecole Libre des Science Politiques'in kurlarını takip etti.
Maarif Nezâreti Mekâtib-i Ecnebiyye Kalemi'nde çıraklık, Darphâne kâtipliği ve İzmir Valisi Kâzım Paşa'nın hususi kâ¬tipliğinden sonra. Celâl Sahir'in çıkardığı Seyyare mecmuasındaki yazılarının da tesiriyle 1908'de Dârülmuallimîn'e hoca tayin edildi. Daha sonra Sanâyi-i Nefise Mektebi'nde estetik ve mitoloji, İstan¬bul ve Galatasaray liselerinde edebiyat, felsefe, pedagoji. Fransızca ve usül-i ter¬cüme derslerini okuttu. 1929'da üçüncü dönem Elazığ milletvekili seçildi, yirmi yıldan fazla milletvekilliği yaptı. 5 Aralık 1967'de vefat etti, Zincirlikuyu Mezarlığı'na defnedildi.
On iki on üç yaşlarına kadar resim ve çizgiye ilgi duyduğunu söyleyen Fazıl Ah¬met daha sonra şiirle meşgul olmuş ve ilk denemelerini Seyyare'de yayımlamıştır. Bir süre Fecr-i Atî topluluğu içerisinde de bulunmuş, Seyydre'den başka Hilâl, Tarım, Akşam gibi gazete ve mec¬mualarda mizahî yazı ve şiirler, felsefî ve ilmî makaleler neşretmiştir. Devrin¬de, kalemine "ucu pek sivri ve maktaı pek keskin" sıfatı verildiği gibi kendisi¬ne de "edebiyat mabedinin şeytanı" den¬miştir. Tenkitçi bir mizaca sahip olan Fazıl Ahmet, başta Abdülhak Hâmid, Re-câizâde Ekrem, Süleyman Nazif ve Meh¬med Emin (Yurdakul) olmak üzere devrin meşhur şahsiyetleriyle birlikte zamanın¬daki bazı hadiseleri alaylı bir dille ten¬kit etmiştir. Şiirlerinde keskin ve kıvrak bir zekânın mizahından çok, nazîre-mizah karışımı ve çoğu zaman basitleşen bir alay hâkimdir.
Gazete ve mecmualarda kalan şiir ve yazılan dışında kitap halinde yayımlanan eserleri şunlardır: Terbiyeye Dâir (İs¬tanbul 1326); Dîvançe-i Fâzıl der Vasf-ı Eîâzıl (İstanbul 13291; Harman Sonu (İs¬tanbul 1335); Kırpıntı (İstanbul 1342/ 1924); Şeytan Diyor ki (İstanbul 1927); Gelecek Asırlarda Tarih Dersi (İstan¬bul 1928); İkinci Sis (İstanbul 1951). Ay¬rıca çeşitli konuşma, yazı ve hicivlerini Fazıl Ahmet {[Hitabeler, şiirler, hicivler ue şâire], İstanbul 1934] adıyla bir kitapta toplamıştır.

İSMAİL GÖKTÜRK

25 Ağu 2016

Adem Peygamberden bu güne kadar yaratılmış, bu günden de kıyametin kopacağı son ana kadar yaratılacak olan insanların tamamının ruhu kosmos alem olarak tanımlanan zaman ve mekân ötesi ideler aleminde, kendilerine (ruhlarımıza) cemaliyle görünecek Rabbi Tealâ hazretlerinin huzurunda cem edilmiş birazdan kendilerine sual edilecek ilahi suali bekliyorlar.

M. Metin KAPLAN

08 Ağu 2016

Yusuf Yılmaz ARAÇ

30 May 2016

Efendi BARUTÇU

29 Nis 2016

Nurullah KAPLAN

14 Ara 2015

Ziyaretçi -> Toplam : 12,90 M - Bugün : 12804