« Ana Sayfa »      « Bize Yazın »      « İlkelerimiz »

BAŞBUĞ TÜRKEŞ

ELMALILI HAMDİ YAZIR MEÂLİ

İrfan YÜCEL

Alparslan TÜRKEŞ

Alparslan TÜRKEŞ

Seyid Ahmed ARVASÎ

Ayhan TUĞCUGİL

M. Metin KAPLAN

Namık Kemal ZEYBEK

Prof. Dr. İBRAHİM TELLİOĞLU

ÖNCEKİ HABER

24 Haziran seçimleri ve iktidarın elindeki ikinci el araba...

Adnan İslamoğulları, 22 Nis 2018

SONRAKİ HABER

Avrupa’yla imtiyazlı ortaklık

Aslı Aydıntaşbaş, 08 Oca 2018

08 Oca

2018

Türkiye 2018: Her yerde ve hiçbir yerde

Erol Manisalı 01 Ocak 1970

Türkiye 2017’de dolu dolu bir yıl yaşadı: hem her yerde, hem hiçbir yerde; herkesle
“çok yoğun” bağlantıları var ama herkesle her an kavgaya girebilir görüntüsü içinde.
Ekonomik olarak “en riskli ülke sıralamasında” başa güreşiyor. “En yüksek büyüme ve en bozuk ekonomik durumu” birlikte üreterek iktisat bilimine bile kafa tutan bir konumda!
Dünyada hiçbir ülkenin programlı bir biçimde beceremeyeceği bir “başarıya” imza atmış, içeride işsizlik tavana vururken, diğer ülkelerden 4.5 milyon işsizi ithal etmişiz ve bununla övünüyoruz.
Gelelim dış ilişkilerimize:
-ABD ile FETÖ, Sarraf ve PYD (PKK) sarmalına dolanmışız. Trump ile Erdoğan’ın ileride tarihe geçecek söz (ve telefon) düellosu hiç aksamadan sürüyor. Ne Churchill ne de De Gaulle yapabilirdi? Adam, “Suriye sınırınızın 500 kilometresine PYD (YPG) ile yerleştim, 2018’de de yeni silahlar için onay çıkardım, artık sınırda Kürdistan (ve ABD) var” diye açık açık bayrak (ve silah) gösteriyor. Ve bizimle NATO’da stratejik ortak.
Yunanistan’a verdiği ABD füzeleri, Atina’nın işgal ettiği bizim Ege adalarına yavaş yavaş yerleştirilecekler. Ve biz hâlâ İncirlik ve Malatya’yı altın tepside sunmayı sürdürüyoruz.
- ABD, FET֒yü üstümüze salarsa ben de Moskova’ya dönerim diyen Ankara “yeni stratejik ortağı” ile füze, santrallar ve domates konularında anlaştı. Büyüme hızı ve ekonomik sorunlar konularında başardığımız bir ilki, “stratejik ortaklık konusunda da gerçekleştirdik”. Türkiye, hem ABD hem de Rusya’nın stratejik ortağı haline geldi. Dünyada başka örneği yok, olamaz da.

FETÖ-PKK-siyasal İslam kıskacından Moskova-Katar -Sudan hattına
ABD’nin “yeni Türkiye” kumpasında FETÖ-PKK- siyasal İslam kıskacına kilitlenen Ankara, Moskova-Katar-Sudan hattına savruldu. ABD’nin AKP’ye (ve Erdoğan’a) FETÖ (ve siyasal İslam) kumpası tek adamlı Ankara’yı Moskova-Sudan hattına mecbur bıraktı.
Sen misin FETÖ ile üstüme gelen ABD, al sana Moskova, hem de füzeleri ve nükleer santralları ile. Görüntünün bir boyutunda BOP işbirliğinden BOP karşıtlığına geçiş var. Ama öbür boyutunda,“FETÖ yüzünden Batı düşmanlığı sonucu, demokrasiden ve çağdaş değerlerden kaçış söz konusu” hem de siyasal İslam kaldıracına oturtulmuş olarak. İşin ucu Sudan’la yakın işbirliğine, Katar’da üs kurmaya kadar uzanıyor.
-Batı’nın yeni Türkiye için dayattığı “siyasal İslam”kumpası önce FETÖ kumpası için bir kaldıraç oluyor.
-Ancak FETÖ kumpası “öteki siyasal İslamı” da hedef aldığı için işler karışıyor. Hele tek adamlı rejimde ABD stratejik ortaklıktan adeta, stratejik düşmana iniveriyor. Hem de Gülen adlı, hiç eğitimi olmayan bir “hoca” yüzünden.
Bir toplumu gergedanlaştırmaya başlarsanız içeride ve dış ilişkilerde bu tür anormallikler ve çelişkiler, olağandışı olmaktan çıkar, “topluluğa” doğru gidersiniz.
Sendikalarınız, sivil toplum örgütleriniz, medyanız, üniversiteleriniz, siyasal partileriniz ve sonunda Meclisiniz yavaş yavaş ortadan kalkar. Kadın-erkek eşitliğinden şiddete geçilir ve çağdaş değerlerden uzaklaşılır.
Sonunda palayı beline dolayanlar kendi çıkarlarına göre gerekçeler yaratarak diğerlerine saldırmaya başlarlar.
Türkiye’yi çağdışı bir topluma dönüştürmek isteyenler önce, “çağdaş sivil toplumsal örgütlenmelerin yolunu kesmişlerdir”. Siyasal İslam, emperyalizm tarafından azgelişmiş ülkelerde kullanılan en etkili araçların başında gelir. Aynen FET֒de olduğu gibi.
Siyasal İslam, “her yerde gözükmekle hiçbir yerde olmamayı” birlikte gösterir...

HARBİDEN
Efendi BARUTÇU

24 Nis 2018

Mehmet Akif İstiklal Marşı’nı yazmakla ‘milli şair’ sıfatını kazanmadı. Daha başından itibaren o, böyle bir çizgi üzerinde ilerledi. Balkan Savaşları ile Birinci Dünya Savaşı boyunca da, benzer bir saygı ve kabul duygusu üretmekten asla geri kalmadı.

Yusuf Yılmaz ARAÇ

14 Nis 2018

M. Metin KAPLAN

13 Şub 2018

Nurullah KAPLAN

01 Oca 2018

Ziyaretçi -> Toplam : 33,27 M - Bugün : 17116